1. Facebook 752,513
  2. Twitter 1,224,708
Mert Tuglan

Paris'in "partizan" seyircisi

Mert Tuglan · Tarih: 28 Mayıs 2011

Her spor dalı sakin ve sessizce olduğu kadar, tek yanlı bir bakış açısı ve sıcak duygusal tepkilerle, mutlak bir tarafın kazanması arzu edilerek ‘Partizanca’ izlenebilir. Fakat prensip olarak kalabalık bir seyirci kitlesi tarafından topluca izlenen sporlar arasında tenis, belki de partizanlık gösterilen sporların arasında en sonlarda yer alır. Sadece her sene mayıs ayında Paris’te düzenlenen Grand Slam tenis turnuvası Roland Garros’ta bu kuralın pek de geçerli olmadığı rahatlıkla hissedebiliriz.

‘Partizan’ kelime anlamı olarak ‘parti’ kelimesine eklenilen (-zan) [fr. -san(e)] eki sayesinde, ‘parti sever’, ‘parti mensubu’ gibi anlamlara gelir. Dünya’nın en çok grev yapılan ülkesi olan Fransa’da direnişçi ve partizan ruhlu olmak bir gelenektir. Eric Cantona’nın dediği gibi ‘Fransız olmak öncelikle devrimci olmaktır’. Dolayısıyla Paris’te de tenis izlerken veya oynarken seyircinin bu tutumunu anormal karşılamamak ve aklımızın bir köşesinde tutmak gerekir.

Roland Garros’ta mücadele eden her oyuncu bilmelidir ki;
a)
Fransız seyircisi favori olmayan tenisçiye sempati duyar ve güçsüzü destekleme meyillidir. Sonunda favori galip gelse de ondan alçak gönüllü davranmasını bekler.

b) Fransız seyircisi gereksiz yere sürekli yakınan, hakem kararlarına itiraz edip (belki haklı olsa dahi!), gözü sürekli çizgide iz arayan oyuncuları sevmez.

c) Fransız bir oyuncu kortta ise yukarı geçen önceki iki koşul (a-b) genellikle hükümsüzdür.

Şöyle biraz geçmişe gidip hafızalarımızı yoklarsak bu saydıklarıma en güzel örnek herhalde 1999 yılındaki M.Hingis – S.Graf kadınlar finalidir. Final maçında ilk seti kazanmasına karşı Martina Hingis (19), kariyerinin artık son anlarını yaşayan Steffi Graf (30) karşısında sonraki iki seti Paris’in partizan seyircisinin de ciddi katkısıyla 2-1 (4-6, 7-5, 6-2) kaybetmiştir (Bu maçta Hingis’in unutulmaz tepkileri arasında ‘kasten tuvalet molası almak’ ve maç puanında ‘alttan servis atmak’ gibi tenis tarihine geçecek olaylar yaşandığını hatırlarsınız). İlginç ve Hingis için bir o kadar da travmatik-göz yaşları dolu olan bu finalle birlikte Martina Hingis kariyerinde bundan sonra bir Grand Slam turnuvası daha kazanma başarısı gösterememiştir. Yine 1999 Roland Garros ise S.Graf’ın kariyerinde kazandığı son Grand Slam olarak anılacaktır.

Diğer bir örnek ise 2003 yılındaki J.Henin – S.Williams kadınlar yarı-final maçıdır. Turnuva boyunca Serena Williams’ın şımarık tavırlarına karşı tepki olarak seyirci maç boyu kazanıp-kaybettiği hemen hemen tüm puanlarda Justine Henin’i desteklemiş, buna karşı daha da agresifleşen Serena, çizgiye yakın düşen bir kaç topu sorgulamış ve bundan sonra seyirci iyice galeyana gelmiştir. Sonuç tahmin edildiği gibi Serena Williams’ın 2-1 (6-2, 4-6, 7-5) mağlubiyeti ve yine gözyaşları ile bitmiştir.

Açıkçası bu sebeplerden dolayı bu seneki Fransa Açık’ta erkekler ve kadınlarda favori gösterilen Novak Djokovic ve Maria Sharapova’yı partizan paris seyircisi ile enteresan etkileşimler bekleyebilir diye düşünmeden edemiyorum. Djokovic’in 40 küsur maça dayanan yenilmezlik serisi ve Sharapova’nın çığlıkları fransızların önünde oldukça iştah açıcı gündem konuları olarak duruyor...

Yorum yazabilmek için ya da .

Merhaba

ntvspor.net sitesi tüm kullanıcılara ücretsiz olarak sunulmaktadır. Siteyi üye olmadan ziyaret edebilir ve sayfalarını gezebilirsiniz.

Ancak kullanıcılar için hazırlanmış kişiselleştirilebilir özellikleri kullanabilmek için siteye üye olmanız gerekmektedir. Böylece;

  • Sayfaları istediğiniz gibi özelleştirebilir
  • Haberlere yorum yapabilir
  • Beğendiğiniz haberleri saklayabilir
  • ve arkadaşlarınızla daha rahat iletişime geçebilirsiniz.

Kullanıcı Sözleşmesini kabul ediyorum

okudum

* Zorunlu alanlar boş geçilemez.
Öneriniz gönderiliyor...