SİHİRLİ ÇEMBERLER
Hatırlarsanız, oynanmaya başlandığı ilk senelerde, Darüşşafaka Ayhan Şahenk Spor Salonu için ‘’sihirli çemberler’’ tanımı kullanılırdı. Çemberlerin çok sert olmasından dolayı, maça etki ettiğine ve rakipler için zor bir deplasman haline dönüştüğüne sıkça şahit olmuştuk. Hafta sonu oynanan Fenerbahçe Ülker-Anadolu Efes maçında ise çemberlerin maçın gidişatına tam tersi şekilde tesir ettiğini gördük. İlk iki çeyrekte üretilen 101 sayı, totalde ise kaydedilen 173 sayı, bu tarz tansiyonu yüksek maçlar için pek de alışagelmiş bir durum değil.
Ülker tarafından inşa edilen ve Anadolu Efes maçıyla muhteşem bir start vermesi beklenen Fenerbahçe Ülker Arena’nın, Galatasaray Medical Park maçında çıkan olaylar nedeniyle seyircisiz oynama cezası alan Fenerbahçe’nin isteği ile açılış tarihi ötelendi. Sinan Erdem’de oynanması beklenen dev derbi, yine sarı-lacivertlilerin arzusu ile bayan takımlarının, altyapı ve amatör küme maçlarının oynandığı Caferağa Spor Salonu’na alındı. Buradaki tek amaç, koca salonda boş tribünlere oynamaktansa, daha sıcak bir ortamda bayan ve ufak seyircilerinin desteği olabilirdi Fenerbahçe için. Fakat sadece sarı lacivertliler için değil, aynı durumun Anadolu Efes için de geçerli olacağını düşünmemişler miydi? Nitekim evdeki hesap çarşıya uymadı ve Efes, kağıt üzerindeki en büyük rakibini normal sezon maçında, deplasmanda yenerek iyi bir avantaj yakaladı.
Oyuncular için maçı Caferağa’da oynamanın en büyük artısı kuşkusuz Anadolu salonlarını andıran yumuşak çemberler oldu. İki takım da gayet yüzdeli ve skorlu bir maç çıkardı. Fenerbahçe üç sayı çizgisinin gerisinden %53, Efes ise %50 gibi müthiş bir yüzde yakaladı. Salonun diğer bir artısı olarak da özlemiş oldukları Yalçın Ağabey’in meşhur sosislilerinin olabileceğini söyleyebiliriz.
Takımların maç içindeki performanslarından söz edecek olursak; Anadolu Efes’in uzun süredir ilk kez hem Batista hem de Barac’tan katkı aldığını gözlemledik. Savanovic’in tek 4 numara olarak oynaması sonucunda maç içinde fizik olarak düştüğünden, Ersan’ın gitmesiyle back-up olarak kendine az da olsa şans bulan Gökhan Şirin’in tepeden çok kritik iki üç sayısının olduğundan söz edebiliriz. Koç Ufuk Sarıca’nın ise genç oyuncunun üç sayısından sonra tüm bench ile sevincini paylaşması, görülmeye değer bir tablo olarak akıllarımıza kazındı. Kinsey’in dönüşünün Efes açısından ne denli önemli olduğunu bir kez daha gördük. Oyunun iki yönünde de etkili olmasının yanı sıra, Vujacic’in sürelerinin minimize olmasına da neden oluyor. Beklenti odaklı baktığımız zaman , bu sezon lacivert beyazlıların en az verim aldığı transfer Vujacic. Aynı mevkide yer alan Kinsey ise en isabetli transfer. Efes, hücumlarının kilit noktası olan Kerem’in ikili oyunlarından oldukça sayı buldu. Savanovic gibi şutör bir 4 numara ile oynamak; savunmada rakip takımın, ikili oyunlar sonucunda rahat rotasyon yapamamasına sebep oluyor. Bu da pick&roll’lerin verimini ve sayıya dönüşme şansını arttırıyor. Çünkü şutör uzunun tehdidini göz önünde bulundurarak, adamı yardıma gelemiyor. Anadolu Efes şu günlerde Ilievski’nin yerine bir guard, bir de 4 numara bakıyor söylentileri iyiden iyiye kulağımıza geliyor. Eğer iyi bir skorer oyun kurucu ve 4 numara bulabilirler ise hem lig hem de Top 16’da tekrar iddialı hale gelebilirler.
Fenerbahçe Ülker ise sezon başından beri sakatlıklardan bir türlü sıyrılamıyor. Tomas ve Mirsad takıma dönüyor ve ilk defa tam takım olacaklar denilirken, bu sefer de Ukic, Ömer ve Engin’in sakatlıkları keyifleri kaçırdı. Özellikle Engin, oynamadığı iki sezonun ardından çok iyi bir Galatasaray Medical Park maçı çıkartarak, parkelere fevkalade bir geri dönüş yapmıştı. Ama maalesef uzun süreli sakatlık çıkışlarında, farklı kas gruplarına yüklenmekten ufak tefek farklı yaralanmalar olabiliyor. Jerrells, geldiğinden bu yana en efektif oyununu oynamasına rağmen, maçın sonundaki tercihleri ile s.o.s verdi. Hücumda yapılan tercihler, bir oyuncunun kalitesini fazlasıyla gözler önüne serebiliyor. Tek oyun kurucu olarak sahada olması ve yumuşak çemberler ile şut ritmini yakalaması, kendine güvenini yerine getirdi. Fakat maçın son bölümünü bir playmaker gibi oynamadı. Koç Spahija’nın maç içindeki kararları ise oldukça şaşırtıcıydı. İlk iki çeyrekte yüzde yüz saha içi isabetiyle oynayan Oğuz’u, ikinci devrede son dört dakikaya kadar kenarda oturtup, Kaya ve Mirsad gibi iki tane 4 numara ile sahada kalmayı tercih etmesi ilginçti. Özellikle Mirsad’ın yaşadığı ağır sakatlıktan sonra hiç hazır olmadığı ve ayaklarının yavaşlığı gözlerden kaçmadı. Bogdanovic ise takımın şu sıralar en hazır oyuncusu. Son haftalarda yükselen bir grafiği var. Fast-break’e iyi koşabilmesi ve tempolu olması bir forvet oyuncusu açısından oldukça önemli. Takımdaki en sert uzun olan Vidmar’dan da sadece 4 dakika faydalanması bir başka eleştirilecek konuydu. Efes’in bulmuş olduğu sayıların yarısının 4 ve 5 numaralı pozisyonlarda oynayan oyunculardan gelmesi yeterince açık sanırım. Gist’ten sene başından beri istedikleri performansı alamamaları, Mirsad’ın uzun süreli sakatlığı ve normal olarak hazır olmaması ile Fenerbahçe Ülker’in en zayıf bölgesinin 4 numara olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalı ya da kayıt olmalısınız.