Apo Mourinho!
8 Nisan 2008’de Milliyet’te, Kalli’nin istifasıyla boşalan Galatasaray teknik direktörlüğü görevi için Abdullah Avcı’ya teklif götürülmesi ve onun bu teklifi kabul etmemesi üzerine düşüncelerimi yazmıştım. Ve şöyle bitirmiştim o yazıyı:
“Abdullah Avcı gönlünde yatan kulübe dahi ilkelerini önde tutup hayır dediği için takdir edilmelidir...
Çünkü sirke dönmüş futbolumuzun yüz akı olduğunu bir kez daha göstermiştir...
Muhtemelen içi yanarak vermiştir kararını...
Muhtemelen bu fırsat karşısına bir daha çıkmaz endişesini de taşımıştır...
Olabilir...
Ömür boyu karşısına asla çıkmayacak olabilir büyük bir camianın hocalığı. Fakat, hayat her ne kadar adaletsiz de olsa dengeye oturduğu bir an vardır. Ve o denge anında yüzü güleceklerden ilki Abdullah Avcı olacaktır. Buna kuşkum yok.”
Ve... Hayatın dengeye oturduğu an gerçekleşti...
Abdullah Avcı, Türkiye Milli Takım teknik direktörü oldu...
2006 yılında röportaj yapmıştım onunla... Sevgili Milliyet’te “çok daha önemli” spor haberleri yayımlandığı için benim röportajıma yer bulanamamıştı… Dün akşam o röportajı okudum tekrar… Ve Abdullah Avcı’nın o kadar aday arasından neden tercih edildiğini bir kez daha anladım.
İşte o röportajdan bazı başlıklar:
* Futbolculuk ve antrenörlük dönemimde bana yapılanı yapmayan ve iletişimi, psikolojiyi bir arada tutan bir teknik adamım. Psikologlarla da görüştüm, fikirlerimi söylediğimde bana, “Senin olduğun yerde bize ihtiyaç yok” dediler... Teknik-taktik, oyuncu seçimi, çalışmak, antrenman bilimi de çok önemli; ama başarının büyük bir bölümünü iletişim ve psikolojinin oluşturduğunu düşünüyorum.
* Avrupa’da futbol eğitiminin daha doğru verildiğini düşünüyorum, okul eğitimiyle beraber sürdürüldüğü için. Hollanda’yla 4 tane turnuvada bulundum. Avrupa Şampiyonası finalini oynadık beraber. Biz kazandık, onlar kaybetti. Ama Hollanda’nın her kampında okul hocaları da vardı. Sabah kalkıyorlardı kahvaltı, antrenman, ardından dinlenme. Saat 4 ile 5 arası hocalarıyla derslerini yapıyorlardı. Bizse teknik adam olarak oyuncularımıza “yabancı dil öğrenin, okulunuzu aksatmayın, derslerinizi getirin burada devam edin” gibi telkinlerde bulunabiliyorduk. En büyük eksikliğimiz okul eğitiminden kaynaklanıyor bence.
* Bizim futbolcuların aile yapılarına bir bakalım: Bu oyuncular kenar mahallede yaşamış-büyümüş, okul eğitimini almamış, aile anlamında birtakım problemler yaşamış. Buralara geldiklerinde büyük paraları ve ilgiyi gördükleri anda, bunu kaldıramamışlar. “Ben oldum, ben bittim, parayı da kazandım” diyerek futbola ayıracağı zamanını-düşüncesini başka şeylerle dolduruyor. Onun için üstüne basa basa söylüyorum: Eğitim problemini çözmemiz lazım. Bu anlamda Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın bu işe öncülük yapması lazım. Bu işe milyon dolarlar yatırıyorlar. Çok büyük arazi ve tesisleri var. İçlerine kolejlerini kurup, oyunculara orada eğitimlerini verip, gıdasıyla ilgilenip yürüyerek antrenmana çıkmalarını sağlamaları lazım. Bir oyuncuya 3-5 milyon dolar gibi bir rakam vereceğime, 1 milyon dolara çok güzel bir tesis yaparım. Bu kulüplerin sponsorlar bulup bu tesisleri yaptırma şansı da çok fazla. Bu yolu bir an evvel çizmemiz lazım. İstanbul çok büyük bir yer. Altyapıdaki bir oyuncunun bir yerden bir yere gidip gelmesi inanılmaz zor. Ben bunu Galatasaray’da yaşadım: Ümraniye’den bir oyuncum antrenman için Florya’ya geliyordu, oradan çıkıp Şehremini Lisesi’ne okula gidiyordu. Buna nasıl bir antrenman metodu uygulayacaksın? Gıdasına nasıl dikkat edeceksin? Çocuğun tesiste kalmasını sağlıyoruz, aileden uzaklaştırıyoruz. Bu tür sıkıntılar var. Okul, eğitim, antrenman hepsini bir arada çözmemiz gereken bir ortam sağlamalıyız.
Bazı arkadaşlarım kulüp teknik direktörlüğü ile Milli Takım teknik direktörlüğünü birlikte yürütecek birilerinin Milli Takım başına gelmesinden yanaydı... Oysa bu sadece günü kurtarmak anlamına gelir...
Başarının kalıcı olması için, bir an önce köşe dönme zihniyeti yerine, emek vererek, hak ederek bir yerlere gelmek gerek... İspanya’nın, Almanya’nın yaptığı gibi...
Abdullah Avcı işte bunu yapacaktır...
Altyapı denince ilk akla gelen teknik direktör, işe altyapılardan başlayacaktır...
Sadece A Milli Takım değil, Türk futbolunun yeniden yapılanmasına karar veren Federasyonun Abdullah Avcı’yı seçme sebebi de budur...
“Apo Mourinho... Arda takmış bu ismi ona... Karakteri değil; ama kariyeri öyle olsun...”
* Çalışmak yeteneği yener, eğer yetenek çalışmazsa!.. (PSV Eindhoven tesislerinde yazan güzel ve anlamlı söz)
* Babalar da izledi!
Hırvatistan maçı, çocuklarla erkekler arasında oynandı . (Eski Milli Takım Teknik Direktörü Guus Hiddink)
* Fıstıklı baklava pahalıymış!!!
Şike yapmak baklava çalmaktan daha mı az utanç vericidir veya daha mı az suçtur? (Trabzonspor Genel Kurul Üyesi Nurettin Özgenç)
* Güle güle sana, yolun açık olsun!
Ailem ve yakın arkadaşlarımla her şeyi konuşacağım. Hem mental, hem fiziksel olarak aşırı çaba harcıyorum, bu nedenle şampiyonadan önce milli takımı bırakmak seçeneğini göz ardı etmiyorum. (Türkiye Milli Takımı futbolcusu Emre Belözoğlu)
* Bak şu konuşana!
Lugano, yıllarca Türkiye'de, alt kalitede bir ligde oynadı. Şu an ise farklı bir yerde. Çok daha hızlı bir takımda oynuyor. O büyük bir oyuncu. Er ya da geç PSG Lugano'yu kazanacak. (PSG Sportif Direktörü Leonardo)
* Teşekkürler!
Geride değişime uğramış bu takımı bırakıyorum. Burak, Ö.Toprak, G.Töre, M.Ekici, S.Bolat, Nuri ve diğerleri... Milli Takım gençleşti ve şimdi köklü değişime hazır. (Eski Milli Takım Teknik Direktörü Guus Hiddink)
* Bence sen de haklısın!!!!
Türkiye'de kimse kimseyi kandırmasın! Altyapıya verilen değer yok. Altyapı hocalarına hem takımlarda, hem milli takımlarda iyi ücretler vermelisiniz. Eğer A Milli Takım'da yardımcı hoca, altyapı hocasından kat kat fazla para alıyorsa orada bir sorun var demektir. Altyapı sorumluları iyi ücretler almalı ki, iyi futbolcular yetiştirsin. (Eski Milli Takım Teknik Direktörü Guus Hiddink)
* Acaba neden?
Biz Türk antrenörün yanındayız, şimdi de bir Türk antrenör seçildi, ne demeli... Biri Abdullah Avcı dedi ve o oldu. Bu ne demek? Bana haksızlık yapıldığını düşünüyorum, ben Türk futboluna 26 senemi verdim, fikrimi bile soran olmadı. (Teknik direktör Yılmaz Vural)
* Bir kulunu çok sevdik!
Taraftarların heykelimi yaptırmasını büyük bir çılgınlık olarak görüyorum. Bu büyüklükte bir şeye hiç gerek yok. (Fenerbahçe Kaptanı Alex De Souza)
* Büyük konuşma!
Juventus'a transfer olmama imkan yok. Kariyerimi daha büyük bir kulüpte devam ettirmek istiyorum ancak bu takım kesinlikle Juventus değil. Ölsem Juventus'a gitmem. (Torino'lu defans oyuncusu Angelo Ogbonna)
* Hadi bakalım kolay gelsin!
Fenerbahçe'de oynamaktan, bu takımın bir parçası olmaktan gururluyum. Tek amacım, bu büyük camiada hedeflerimi yukarıya taşıyarak taraftarın kalbinde taht kurmak istiyorum ve bunu da başaracağıma inanıyorum. (Fenerbahçeli futbolcu Henry Bienvenu)
Yorum yazabilmek için giriş yapmalı ya da kayıt olmalısınız.