1. Facebook 752,513
  2. Twitter 1,224,708
Okan Can Yantır

Güreşin Brezilyası

Okan Can Yantır · Tarih: 8 Eylül 2011

Sürpriz… Sporun doğasında olan, belki de onu daha izlenebilir kılan en önemli etken. Olabilme ihtimali bile milyonlarca insanı ekran başına kilitleyen bir fenomen. “Miracle on Ice (Buzdaki Mucize)” filmini hatırlarsınız. 1980 Lake Placid Olimpiyatlarında, efsanevi S.S.C.B takımını yenen, Amerikalı amatör buz hokeycilerin destansı hikâyesini anlatırdı film. Çünkü o yıllarda buz hokeyi dendiği zaman Sovyetlerin kadrosu ezbere sayılırdı. Larionov, Makarov, Krutov, Fetissov, Tretziak ve Kasatonov’dan kurulu takım, sahaya her zaman 1-0 önde çıkardı. Ama o gece Amerikalılar çıktı, Sovyetleri yendi. Konu spor olunca, galibiyetlerinin “sürpriz” kategorisine alınmasına alışık olmayan Amerika, belki de spor tarihinin en büyük sürprizlerinden birine imza attı.

Bizim spor tarihimiz hiçbir zaman Amerikalılar kadar şaşaalı olmadı. Bu yüzden, tarihte beklentinin üzerine çıktığımız her organizasyon, koskoca bir “sürpriz” olarak adlandırıldı. İşte size bugün, tek kelimeye indirgendiğinde “sürpriz” olarak hatırlanan ama temelde dünya spor tarihinin belki de en başarılı takımından bahsetmek istiyorum. 1951 yılında, Helsinki’de düzenlenen Dünya Serbest Güreş Şampiyonası’na katılan milli takımımızı analım istiyorum. Hem haftaya İstanbul, güreşte dünya şampiyonasına ev sahipliği yapacakken, anılarımızı tazelemiş oluruz.

Nurettin Zafer, 1916’da, ülkesinin savaştan belinin büküldüğü bir dönemde Düzce’de dünyaya gelir. Babası Ruslan, Çanakkale Savaşı için cepheye çağrılmış, ama kendisinden daha sonra haber alınamamıştır. Oldukça ince yapılı ama atletik bir çocuk olan Nurettin’in en büyük zevki, köy meydanında yapılan yağlı güreşlerdir. Her bayramda veya ne zaman bir düğün olsa, köyün yiğitleri meydanda toplanır, kıyasıya güreşirdi.

Yine böyle bir gün, Bolu’da düzenlenen yağlı güreş şenliğinde rakiplerinin sırtını bir bir yere getirirken Kastamonu valisinin dikkatini çeker Nurettin. Müsabakalardan sonra Nurettin’i yanına çağıran vali, onu Kastamonu güreş takımına davet eder. Annesinden izin alması gerektiğini söyleyen Nurettin, iki ay sonra, yanına yiyeceğini de alıp, Bolu’dan Kastamonu’ya doğru yola çıkar; yürüyerek. Kastamonu’ya ulaştığında valinin yanına çıkar. Bu ince, çelimsiz gibi görünen ama meydana çıktığı zaman rakip tanımayan genci hemen hatırlar, vali. Ona kalacak bir yer ayarlatır ve Kastamonu güreş kulübünde antrenman yapmasını sağlar.

Nurettin kendisini yağlı güreşte yetiştirmiştir. O yıllarda, yağlı güreş müsabakalarına katılıp para kazanıldığı için, sporcular minder güreşine soğuk bakmaktadır. Ama tekniği yüksek bir sporcu olan Nurettin, minder güreşine de kolay adapte olur, Kastamonu il takımının kaptanlığına kadar yükselir. Ankara takımıyla yapılacak müsabakalar için başkente gittiğinde, hayatında ilk defa Yaşar Doğu’yla mindere çıkar. Üç saat süren güreş, berabere biter. O günden sonra Yaşar Doğu’yla ayrılmaz iki dost olurlar. Nurettin, ilk göz ağrısı yağlı güreşe de ara vermez. Kırkpınar ve Karakucak’da şampiyonluklar kazanır. Sene 1945 olmuştur ve Nurettin’in çok sevdiği kardeşi Haydar, beş sene süren askerlik görevinden sonra köyüne dönmüştür. Abisini izleyerek büyüyen, zaman zaman da köy meydanındaki güreşlerde boy gösteren Haydar için yeni bir hayat başlayacaktır. Nurettin, kardeşinin elinden tutarak onu güreşçi yapmaya karar verir. Abi-kardeş birlikte çalışmaya başlar. Nurettin, bildiği ne varsa kardeşine öğretir. 79 kiloda güreşen Haydar, hem güçlü kuvvetli hem de çok teknik bir güreşçi olur.

1949 yılında İstanbul’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda üçüncü olur Nurettin. Tüm rakiplerini yenmesine rağmen, hakemlerin anlaşılmaz bir kararı sonucu, bronz madalyayla yetinir. Yendiği rakibi, İsveçli Olle Andenberg birincilik kürsüsüne çıktığında, onu ilk tebrik eden yine kendisi olur.

1950 yılında, futbol milli takımı, hak kazanmış olmasına rağmen Brezilya’da düzenlenen dünya kupasına, maddi imkânsızlıklar nedeniyle katılamaz. Türkiye, Batı ile Doğu bloku arasındaki müthiş rekabete ayak uyduramaz. Türk sporcuları da uluslararssı arenada rakipleriyle mücadele etmekte zorlanır. Bunun tek bir istisnası vardır; güreş. Güreş bizim ata sporumuzdur ve sporcularımız rakipleri kadar maddi imkânsızlıkları da dize getirmeyi başarmaktadır.

1951 yılında, ilk defa Helsinki’de düzenlenecek olan dünya serbest güreş şampiyonası için uçağa binen kafilede şu isimler vardır: 52 kg’da Ali Yücel, 57 kg’da Nasuh Akar, 62 kg’da Nurettin Zafer, 67 kg’da İbrahim Zengin, 73 kg’da Celal Atik, 79 kg’da Haydar Zafer, 87 kg’da Yaşar Doğu ve ağır sıklette Adil Candemir.

Sporcularımız mindere çıktıkları sekiz sıkletin altısında altın, birinde bronz madalya kazanır. Sakatlanan Adil Candemir ise dünya altıncısı olur. Futbol takımımız bir sene önce maddi imkânsızlıklar dolayısıyla Brezilya’ya gidememiştir ama güreşçilerimiz, minderin Brezilya’sı olduğumuzu dünyaya ispat etmiştir.
Nurettin ve Haydar Zafer, güreş tarihinde aynı şampiyonada altın madalya kazanan ilk kardeşler olarak spor tarihine geçer. Nurettin Zafer birincilik kürsüsüne eşofmanla ve ayağında burnu da biraz açılmış ayakkabısıyla çıkar. İkinci olan Finli ve üçüncü olan İsveçli sporcular ise kendileri için özel olarak dikilmiş takım elbiseleriyle boy gösterir podyumda. Nurettin Zafer yine tebrik eder rakiplerini. Hayatı boyunca da sırtlarını yere getirdiği rakiplerinden saygıyla bahseder. Belki de spor tarihinin, tüm branşlar içindeki en başarılı takımınun mensubu olmanın gururunu ömür boyu taşır.

Nurettin Zafer sporu bıraktıktan sonra Tekel fabrikasında kaynak ustası olarak çalışmaya başlar. Tekel’in güreş takımında nice güreşçiler yetiştirir. Onun eğitiminden geçenler ilk olarak “arap” ve “kilit” oyunlarını öğrenir. Çünkü bu iki oyunu güreş sporuna kazandıran, hocaları Nurettin Zafer’den başkası değildir. Rakiplerinden ince ve uzun olan Nurettin’i dünya şampiyonluğuna taşıyan, güreşe kazandırdığı bu oyunlardır zaten...
O şampiyonanın ve bu efsane sporcuların hayat hikâyelerini hâlâ kaleme alamamış olmanın ayıbı bizim olsun. Dünya güreşinin en büyük yıldızları 12-18 Eylül tarihlerinde dünya şampiyonası için İstanbul’a geliyor. Bundan tam yarım asır önce dünyayı titreten takımın anısına, sizi salona davet ediyorum. Unutmayın ki biz bir zamanlar güreşin Brezilya’sıydık...

Yorum yazabilmek için ya da .

Merhaba

ntvspor.net sitesi tüm kullanıcılara ücretsiz olarak sunulmaktadır. Siteyi üye olmadan ziyaret edebilir ve sayfalarını gezebilirsiniz.

Ancak kullanıcılar için hazırlanmış kişiselleştirilebilir özellikleri kullanabilmek için siteye üye olmanız gerekmektedir. Böylece;

  • Sayfaları istediğiniz gibi özelleştirebilir
  • Haberlere yorum yapabilir
  • Beğendiğiniz haberleri saklayabilir
  • ve arkadaşlarınızla daha rahat iletişime geçebilirsiniz.

Kullanıcı Sözleşmesini kabul ediyorum

okudum

* Zorunlu alanlar boş geçilemez.
Öneriniz gönderiliyor...