Bir başarı öyküsü: Sırbistan
12 Ekim 2010 günü Cenova sokakları savaş alanına dönmüştü. Sırbistan, Euro 2012 eleme grubu maçı için İtalya deplasmanına geldiğinde, peşinde, ülke olarak uzun zamandır kurtulmaya çalıştığı holiganları da getirmişti. Maçtan önce şehirde ufak tefek taşkınlıklar olmuş ama asıl eylemler, başlama vuruşundan sonra yaşanmıştı. Kendilerine ayrılan bölümle sınırlı kalmayan Sırp holiganlar, İtalyan taraftarların bulunduğu tribüne; şişe, meşale ve koltuk atmaya başladı. Hızını alamayanlar, hedef olarak sahadaki futbolcuları seçti. Atılan meşalelerden biri İtalyan kaleci Viviano’nun kafasına isabet etti. Hakem maçı yarıda kesip, oyuncuları soyunma odasına gönderdi.
Bu bile taşkınlığın durmasını sağlamadı; bazı Sırp taraftarlar sahaya inerek kendi oyuncularına saldırmaya çalıştı. İtalyan polisi önlem almaya çalışırken, kaleci Stojkovic, saldırganların ellerlinden kurtulmak için çareyi İtalyanların soyunma odasına kaçmakta buldu. Sokaklara da taşan olayları kontrol altına alan İtalyan polisi, holiganların elebaşını, Belgrad’a giden bir otobüsün bagajında yakaladı. “Korkunç Ivan” lakaplı Ivan Bogdanov o gece tüm halkıyla beraber bir kadını fazlasıyla utandırmıştı; Snezena Samardzic-Markovic. Ülkesi için gecesini gündüzüne katan Gençlik ve Spor Bakanı, o gece, gereken en büyük cezanın verilmesi talimatını verdi. Üç yıldır, ülke sporunun kalkınması için gecesini gündüzüne katan Samardzic, emeklerinin kendi deyişiyle, “Üç-beş çapulcu” tarafından heba edilmesine izin vermeyecekti.
Uzunca bir dönem ülkesinin savunma stratejilerinden sorumlu ekipte çalışan Samardzic, 2008 yılında kabineyi kurmakla görevlendirilen Mikro Cvetkovic’in aklına gelen ilk isimlerden biri olmuştu. Sempatisi ve iletişim yeteneği sayesinde, gençliğin sempatisini kazanacağını düşündüğü Samardzic’i, Gençlik ve Spor Bakanı yapma konusunda en ufak bir tereddüt duymamıştı. Kabinenin açıklandığı gün Samardzic’le yarım saat süren bir toplantı yaptı, Cvetkovic. Ülke sporuyla ilgili ne gibi planları olduğunu sordu. Samardzic, kısa ve öz konuşacaktı: “Çok köklü bir spor geleneğinin mirasçısıyız. Bağımsız bir devletiz ama spor arenasında Yugoslav ekolü olarak adlandırılmanın gururunu da yaşayacağız, bundan kaçmayacağız. Yeni bir devletiz ve kendimizi dünyaya tanıtmanın en kolay yolunun sportif başarı olduğunun farkındayız.”
Samardzic, bakanlıktaki ilk gününde, bütün spor müsteşarlarını etrafına topladı. Her spor dalından sorumlu yöneticiden, kendilerine 3, 5 ve 10’ar yıllık hedef planlar yapmalarını istedi. Toplantıdan, bazı sporlara öncelikli yatırım da yapılması kararı çıktı. Tenis, voleybol ve basketbol, ilk üç sırayı alan dallar oldu. Toplantıdan ayrıca, özellikle milli eğitim sisteminin sporcu yetiştirmeye yönelik olarak yeniden yapılandırılması kararı, işlevini yitirmiş spor tesislerinin yenilenmesi ve en küçük yerel idari birimlerde bile, halkın spor yapmaya teşvik edilmesi için projeler üretilmesi kararları da çıktı.
Yöneticiler, hazırladıkları kısa ve uzun dönemli planları yeni bakana sundu. Projelerin ortak noktası, spor hamlesinin iki ana başlık altında ele alınıyor olmasıydı. İlkokul çağındaki öğrencileri içine alan yeni bir altyapı sistemi oluşturuldu. Belli başlı spor dallarında altyapı eğitimi veren kulüplere maddi destek sağlanmaya başladı. Özellikle krizde olan basketbol kulüplerine, oyuncu yetiştirme konusunda sıkıntı yaşamamaları için imkânlar dâhilinde ödenekler ayrılmaya başlandı. Bu hamleyle geleceğin sporcuları yetiştirilmeye başlandı. Ama kısa dönem başarıları da gerekiyordu; bu yüzden, belli bir seviyeye gelmiş sporcuların dünya arenasına çıkabilmesi için teşvik programı başlatıldı. Seçilen sporcuların, tüm ihtiyaçlarının karşılanması için bir fon oluşturuldu.
Evli ve iki çocuk annesi olan bakan Samardzic’in çocukları tam bir Novak Djokovic hayranıydı. Samardzic bir gün çocuklarıyla beraberken, onların Novak Djokovic’in maçını nefessiz izlediğini gördü. Çocuklar, Novak sayı aldıkça yerlerinden zıplıyor, onun sevinç gösterilerini taklit ediyordu. İdol yaratmanın, yeni nesiller için ne kadar önemli olduğunu, o anda daha iyi anladı. Gerek aktif gerekse sporu bırakmış başarılı profillerin, toplum önünde daha çok bulunmasına yönelik bir iletişim programı başlattı. Onların yaşamlarının, yeni nesillere örnek olmasını istiyordu. Böylece yeni yetişen sporcular, sporda başarılı bir figür olmaya daha kolay teşvik edilecekti.
Bir diğer hamle olarak, önemli spor organizasyonlarına ev sahipliği yapılması için her türlü fedakârlık yapılmaya başlandı. 2008 yılından bu yana birçok spor dalında önemli organizasyon düzenleyen ülke bu günlerde, ülkemizin de katıldığı, kadınlarda Avrupa Voleybol Şampiyonası’na ev sahipliği yapıyor. Sırbistan, 2012 yılında erkeklerde Avrupa, 2013 yılında da kadınlarda Dünya Hentbol Şampiyonası’na ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Novak Djokovic’in bizzat ülkeye kazandırdığı ve amcasının turnuva direktörü olduğu Serbia Open, 2009 yılından bu yana ATP takviminde. Novak Djokovic, programı ne olursa olsun bu turnuvaya katılmaya özen gösteriyor. Djokovic’in turnuvada üç senede iki şampiyonluğu bulunuyor.
Biraz da rakamlardan konuşalım; Sırbistan’ın başarı listesine bir göz atalım. Novak Djokovic’le ATP sıralamasının zirvesindeler. Ayrıca ilk 20’de Viktor Troicki ve Janko Tipsarevic gibi iki sporcuları daha var. Kadınlar tenisinin ilk 20’sinde, daha önce her ikisi de dünya sıralamasında bir numaraya yükselmiş olan Jelena Jankovic ve Ana Ivanovic ile temsil ediliyorlar. Erkeklerde su topu takımları 2009’da dünya şampiyonu 2011’de dünya ikincisi oldu. Aynı takımın 2008 yılında Avrupa ikinciliği, 2010 yılındaysa Avrupa üçüncülüğü var. Erkek voleybol milli takımları 2010 yılında dünya ikincisi, 2011 yılında Avrupa şampiyonu oldu. Kadın voleybol milli takımları 2011 yılındaki World Grand Prix’de dünya üçüncüsü oldu. Yüzmede Milorad Cavic 2008 olimpiyatlarında 100 metre kelebekte gümüş madalya kazandı. Masa tenisinde Aleksandar Karakasevic, Avrupa şampiyonalarında kazandığı dört altın madalyayla bir halk kahramanı olarak görülüyor.
Bürokrasi kariyerinin büyük bir bölümünü savunma politikalarıyla geçirmiş olan Snezena Samardzic-Markovic, Gençlik ve Spor Bakanı olduğu ilk günden bu yana kararlı tutumuyla, ülkesinin spordaki yeni umudu olmayı başardı. Sadece spor organizasyonlarına değil, gençliğin dâhil olduğu her organizasyona sonsuz destek veren bakan, yurtdışında en ufak başarı kazanmış öğrencileri bile bakanlığına davet edip özel olarak ödüllendiriyor.
8 milyonluk Sırbistan sporda kalkınmanın son dönemlerdeki en önemli örneklerinden biri ve bunda, her türlü zorluğa rağmen arkasında durdukları politikaların büyük etkisi var. Daha bir yıl önce Cenova sokaklarını birbirine katan holiganlardan ne kadar utanç duyuyorlarsa, dünya sporunun zirvelerinde dolaşan evlatlarıyla da o kadar gurur duyuyorlar. İsterseniz yazıyı tam da şu anda Sırp haber ajanslara düşen iki başlıkla bitireyim…
“Gençlik ve Spor Bakanı Snezena Samardzic-Markovic, Sırbistan Voleybol Federasyonu Başkanı Aleksandar Markovic ile bir araya gelerek, önümüzdeki iki sene boyunca voleybola olan yatırımın artarak devam etmesi kararını aldı.”
“Avrupa Atletizm Federasyonu Başkanı Hansjörg Wirz, Belgrad’da düzenlenen atletizm konferansı öncesinde Gençlik ve Spor Bakanı Snezena Samardzic-Markovic ile bir araya geldi. Wirz, Sırbistan hükümetinin atletizm konusunda gösterdiği iş birliğinin örnek teşkil edecek seviyede olduğunu ve bundan büyük mutluluk duyduklarını belirtti.”
Plan, program ve çalışmanın her zaman galip geldiğinin son örneği Sırbistan...
Yorum yazabilmek için giriş yapmalı ya da kayıt olmalısınız.