1. Facebook 752,513
  2. Twitter 1,224,708
Okan Can Yantır

Medya kendine baksın!

Okan Can Yantır · Tarih: 11 Ekim 2011

Bir süredir, sporla ilgili biriktirdiğim, okuduğum, anladığım ne varsa bu sayfalardan sizlerle paylaşıyorum. Geriye dönüp baktığımda, düşüncelerime gösterdiğiniz teveccüh, benim diyenin yüzünü kızartacak seviyede; sağ olun. Eleştiriler gelmiyor mu; tabii ki geliyor. Çoğu zaman fazla uzun yazdığım konusunda mesajlar alıyorum. "İçerik süper ama bazen fazla uzun oluyor!" diye de gönlümü almayı ihmal etmiyorsunuz; var olun.

Doğrudur, kısa analizler yapmayı pek becerebilen bir yazar değilim. İstiyorum ki ülkemizde hiç de konuşulmayan alanlarda derinlemesine analizler yapayım; sporun arka planıyla ilgili detayları sizlere ulaştırayım. Sporcu ve spor tutkunu bir babanın evladı olarak; kendini bildi bileli spora ilişkin ne varsa delice ilgilenmiş biri olarak, bu uzun yazma alışkanlığımı mazur görün…

Şimdi okuduğunuz yazı, bugüne kadar yazdıklarımın en kısası olacak belki de. Hayır, ben yine meramımı anlatacağım ama bu sefer kısa keseceğim. Pazartesi günü ekran başına, milli performansımızın tartışıldığı spor programları arasında mekik dokudum. Ufak tefek sapmalar olabilir ama tam 14 ulusal kanalda, futbol yorumlayan 67 kişi saydım o gece. Hepsi de milli hüsranımızın sebeplerini anlatıp, çözüm önerilerini sunuyordu. İsimlerini saymaya gerek yok, en çömezini yaklaşık 15 yıldır ekranlarda görüyorsunuz zaten. Ben size ekran başında geçirdiğim iki saat boyunca, etrafa saçılan ‘muhteşem' fikirlerden notladıklarımı aktarayım; sonra nasıl olsa üzerine birkaç kelime ederiz.

"Hiddink'le bu iş olmaz arkadaş. Biz en büyük başarılarımızı yerli hocalarla yaşadık!"

"Hiddink ayda bir geliyor bu ülkeye. Böyle hocalık mı olur!"

"Biz bu Almanya'nın daha iyisini yıllar önce yenmiştik!"

Liste uzayıp gidiyor. Bu yorumlara karşı, yanlışın sadece bugüne ait olmadığını; sahaya çıkan takım ve uygulanan sistemden çok daha büyük bir eksiğimizin olduğunu pekalâ söyleyebiliriz. Temel eksiğimizin total bir spor sistemi olduğundan bahsedebiliriz. Kendi liglerinde kral olan oyuncularımızın Avrupa'ya açıldığında neden bocaladığının arkasındaki sosyolojik sebepleri irdeleyebiliriz. Görev alan kişilerden bağımsız olarak tıkır tıkır işleyen bir mekanizmanın şart olduğunu da ekleyip, yukarıdaki boş argümanları teker teker çürütebiliriz.

Ama bu tüm bunları dile getirecek bir mecra bulabilir miyiz; orası şüpheli. Bugün Türkiye'de sporla yakından ilgilenen, dünyanın öbür ucunda bir rekor kırılsa, bir gol atılsa, bir transfer yapılsa haberi olan zehir gibi gençler var. Çoğu, bloglarından ve sosyal medya üzerinden spora ilişkin nefis tespitler yapıyor. Aynı şekilde televizyon kanallarının spor departmanlarında da müthiş yetenekli arkadaşlar var.

Yabancı dil biliyorlar, dünyaya açıklar, 24 saat ne olup ne bitiyor takip ediyorlar. Ben, 32 senelik hayatının büyük bir bölümünü sporla içi içe geçirmiş, 12 yılını aktif olarak gazeteciliğe vermiş, bu alanda yayımlanan kitapların ve filmlerin ekseriyetini arşivine katmış biri olarak; bu anlattığım yeni nesil spor yazarlarından büyük ölçüde yararlanıyorum. Sundukları hızlı ve doğru bilgiler fevkalâde zihin açıcı oluyor. Ekranlarda alışık olduğumuz profillerin aksine her konuda da ahkâm kesmiyorlar. Misal, biri Almanya futbolunu çok iyi biliyor ve o ligle ilgili analizler yapıyor. Ha keza Hollanda, Brezilya, İtalya, İngiltere, İspanya liglerini takip eden arkadaşlar var. Aynı şekilde basketbolla, atletizmle, bisikletle, yüzmeyle ilgili en taze haberleri, en detaylı analizleri de o mecralardan alabiliyorsunuz

Peki, biz alttan alta dolu bir jenerasyon yetiştiriyorken, konu spor ve özellikle futbol olunca, ekranlarımızı neden 15 yıldır aynı insanlar işgal ediyor? Bugün o programlarda yapılan yorumların hangilerini ciddi bir araştırmanıza veya yazınıza referans olarak alırsınız; elinizi vicdanınıza koyup söyleyin. Söylenenlerden hangisini, üçüncü şahıslarla paylaşıp spor kültürünüzün gelişmiş olduğunu ispat etmeye kalkarsınız? Blog'larda, Twitter'da takipçilerine güncel bilgiler sunan, spor adına derli toplu yorumlar yapan bu gençlerin ekranlara çıkmasını engelleyen hangi köhnemiş ilişkiler yumağıdır? Türk spor medyasının kabuk değiştirme zamanı gelmiştir. Biz ülkede sporun gelişmesini istiyorsak, sporu yorumlayanlar da bu değişimden er geç nasibini almalıdır.

Brezilya'da bir futbolcunun dizi dönse İstanbul'da haberi olan gençlerin olduğu yerde; Erman Toroğlu'lar, Selçuk Yula'lar, Adnan Aybaba'lar, Gökmen Özdenak'lar ve burada adını sayamadığım o 67 kişinin birçoğu yaşayamaz… Doğanın kanunu budur…

NOT: Artık kısa mı yazacaksın diyenlere, kötü bir haberim var, birkaç gün sonra yine sürpriz bir spor analiziyle karşınızda olacağım…

Yorum yazabilmek için ya da .

Merhaba

ntvspor.net sitesi tüm kullanıcılara ücretsiz olarak sunulmaktadır. Siteyi üye olmadan ziyaret edebilir ve sayfalarını gezebilirsiniz.

Ancak kullanıcılar için hazırlanmış kişiselleştirilebilir özellikleri kullanabilmek için siteye üye olmanız gerekmektedir. Böylece;

  • Sayfaları istediğiniz gibi özelleştirebilir
  • Haberlere yorum yapabilir
  • Beğendiğiniz haberleri saklayabilir
  • ve arkadaşlarınızla daha rahat iletişime geçebilirsiniz.

Kullanıcı Sözleşmesini kabul ediyorum

okudum

* Zorunlu alanlar boş geçilemez.
Öneriniz gönderiliyor...