Maç başı yevmiye!
Adnan Polat ve ekibi dünyanın en şanslı yönetimi olsa gerek... Bu kadar kritik kararlar alıp birbirinin ardına şansı yaver giden yönetim kurulu yoktur. Kırılma anları hep kendi lehlerinde hareket ediyor. Dört bir taraftan çekiştiriliyorlar ancak kopmuyorlar...
Şans faktörü Florya semalarından ayrılmıyor...
Harry Kewell geçen sezon Ziraat Türkiye Kupası’ndaki Orduspor maçında sakatlandı... Plajda, barda, sokakta değil; maçta... Tedavisi aylarca sürdü... Yönetim taraftar korkusu nedeniyle Kewell’ı değil, Nonda’yı gönderdi... Belki de bu kararla şampiyonluğu ve UEFA Avrupa Ligi’ndeki olası ilerlemeyi engelledi... Ardından Kewell, Dünya Kupası’na gitti... Hakemin yanlış kararı nedeniyle gördüğü kırmızı kartla 2010 macerası çok kısa sürdü Avustralya formasıyla... Türkiye’ye döndü. Galatasaray Yönetimi’nin ‘yeni gelin nazı’yla karşı karşıya kaldı. Sakatlığı bahane edildi... Başkan Polat, basın toplantılarında ‘maç başı teklif edeceğiz, kabul ederse formayı giyer’ dedi... Neredeyse yevmiye teklif edecekti...
Kemerler sıkılıyor, yıllardır saçma sapan adamlara dünyanın parası verilmiyormuş gibi, ülkenin dört bir yanına heykeli dikilmesi, Florya’da yattığı oda müze yapılması gereken Kewell’a ‘maç başı yevmiye’ teklifiyle 6+2+2’nin kontenjanından yer açıldı... Hani federasyon böyle bir karar almasa yönetimin Kewell’a lisans çıkarma lütfu yine olmayacaktı belki de... Kewell ile yapılan sözleşmenin çok fazla önemi yok. Mesele Kewell için birkaç önceki bakış tarzı. Kenara itilen sadece taraftar çekincesi nedeniyle takımda tutulan eski bir yıldız!
Sonra o Kewell, tarihin çok sararmış sayfalarında yer alan olası bir Tromsö faciasına Belgrad’da izin vermiyor. Ve başarı yine yönetimin doğru hamlesi olarak lanse ediliyor...
Dünyanın en çok kazanan futbolcuları arasında yer alan bir yıldızla para pazarlığı yapmak ancak Türkiye’de Galatasaray Yönetimi’ne özgü bir durum olsa gerek.
RIJKAARD’IN MESAJLARI ANLAŞILMIYOR
Rijkaard, yönetime çok net mesajlar veriyor. Ancak onlar flemenkçe ve futbolun evrensel dilinden anlamadıkları için yanlışlar trenine yeni katarlar eklemekte... Rijkaard, sahaya elindeki malzemeyi sunuyor. Bu takım bu kadar oynar diyor. Takviye lazım diyor. Hatta bas bas bağırıyor. Ama yönetim anlamıyor. Daha önceki yabancı teknik adamlar gibi ‘Ben Mehmet’i istedim, bana Mahmut aldılar’ demiyor. Mesajını son derece zarif bir şekilde veriyor.
Ama anlayana...
Bu sezon Galatasaray için çok kritik... Aslında Başkan Polat için... Çünkü o Mekteb-i Sultani dışından biri. Yerinde gözü olan çok. Üstelik lise dışı olduğu için yaptıkları daha ağır eleştiriliyor. Son yılların en sert belki de örseleyici muhalefetiyle mücadele ediyor ve edecek... Tüm bunlara bakıldığında bir türlü dönülmeyen yanlış yönetim anlayışı Galatasaray’ı nereye götürecek? Geneline bakıldığında bu sezon için işi en zor gözüken ne Aykut Kocaman’ın Fenerbahçe’si ne de Bernd Schüster’in Beşiktaş’ı...
Frank Rijkaard kariyerinin en zorlu sezonlarından birine doğru adım adım yürüyor...
Yorum yazabilmek için giriş yapmalı ya da kayıt olmalısınız.