Altın madeninden çıkan altın oluyor
Porto Başkanı Jorge Nuno Pinto da Costa onu takımın başına getirmeye karar verdiği gün sayısal loto oynasaydı büyük ikramiyeyi kazanırdı. Ya da üniversite sınavında kesin ilk 10’daydı... Tavla olsaydı tüm zarları ‘düşeş’ gelirdi... Çünkü kimse için iştah kabartan genç yıldızların yer aldığı, evinde mutlak hedefin şampiyonluk olduğu, Avrupa’da da çıtanın daima yukarıya konulduğu bir ekibi 33 yaşında bir adama teslim edemezdi. Adam istediği kadar Mourinho’nun Porto, Londra ve Milano seferlerinde yan koltuğunda olsa bile bu zor bir karardı...
Luis Andre De Pina Cabral De Villas Boas diye çağıralamayacağı için kısaca ona Villas Boas deniyor.
Memlekette askere gitmemek için üst üste 2 üniversite okuyup, yüksek yapıp ardından aftan yararlanıp açık öğretim okuyan profilde bir yaşa sahip. Hani 40 yaşındakilere ‘genç teknik adam’ deniyor ya; Boas için ne dense bol durur gibi.
Boas, Porto’da daha birinci yaşgünü pastasının üstündeki mumları henüz söndürmedi. Ama Portekiz Ligi’nde bitime haftalar kala üstelik Benfica’yı cehenneminde yenip şampiyonluk turunu attı. UEFA Avrupa Ligi’nde ise çeyrek final ilk maçında Spartak Moskova’yı perişan etti; şimdiden yarı final işini bitirdi... Kupanın kulbunu kim tutar sorusunun en banko yanıtı yine Porto...
Altın madeninden çıkan tabii ki altın oluyor. Boas, Mourinho sonrasında Academica’daki yılların ardından ustalık dükkanını Porto’da açtı sezon başında... İşler acaip yolunda. Futbol-tecrübe argümanının şu sıralar canına okuyor.
Yeşil sahadan gelme değil, krampon bağlamayı filan antrenmandan biliyor; şurada burada gol krallığı, jeneriklik golü, topçu milleti egosu da yok. Belki son güzün başında kolundaki mavi-beyaz ‘ben teknik direktörüm’ bilek bandını takıyor olmasaydı, saha kenarındaki görevlilerle de tersleşebilirdi. Kulübeye geçti; Porto’yu daha ilk senesinde aldı, uçurdu.
Yazı şans temasıyla başlar ancak öyle bitmesi büyük haksızlık olur...
Başarısız adamı dövmüyorlar; zaten işlerin azami kesat durumda gitmesinde bile ligde şampiyonluk, yer alınan Avrupa Kupası‘nda -UEFA Avrupa Ligi ya da Şampiyonlar Ligi fark etmiyor- birkaç tur atlanmış oluyor Porto’da... Sadece kan tazeliyorlar; öyle devam ediyorlar. Kim gelse bir şekilde başarılı oluyor Porto’da. Yani sistem işi bu oluyor. Oyuncu seçimlerinde macera aranmıyor. Devamında da başarı geliyor. Ama tekrar etmek lazım... 32 yaşında bir adama zamanında Avrupa Şampiyonu olmuş takım teslim etmek kolay karar değildir. O şampiyonluğu elde etmiş Mouriunho’nun yamacından geçen adam tercihi tabii ki itici güçtür. Eğer biz de bu sıralar istikrarsızlığın dibini görmüş Türk futbolu için birkaç model arıyorsak İberya’nın küçük ortağındaki Porto’ya göz atmamızda fayda var.
Biraz da geleceğe bakmak lazım...
Mourinho ile karşı karşıya gelince usta-çırak hikayelerine yenileri eklenecek. Ya da Mourinho, Real Madrid’den ayrılmaz, Barcelona’da da Guardiola’ya rahatlık batmaya devam edip gelecek sene bitecek sözleşmesini yenilemeyip Barcelona için bas bas ‘ben tam oranın adamıyım’ diye bağıran Boas, Katalanlar’ın başına geçerse ne maçlar oynanır!
Yorum yazabilmek için giriş yapmalı ya da kayıt olmalısınız.