"Kazanmak için çok büyük bir şansımız var"

Turkish Airlines Euroleague'de Final-Four için geri sayım sürerken, Fenerbahçe’nin yıldız isimleri Bobby Dixon, Jan Vesely, Gigi Datome ve genel menajer yardımcısı Ömer Onan, NTV Spor’dan İsmail Şenol’un sorularını yanıtladılar.

NTV Spor 05 Mayıs 2016 - 19:30

Fenerbahçe'nin yıldız isimleri Bobby Dixon, Jan Vesely, Gigi Datome ve genel menajer yardımcısı Ömer Onan, Berlin'deki Final-Four öncesi NTV Spor'dan İsmail Şenol'un sorularını yanıtladılar.

BOBBY DIXON: HARİKA BİR TAKIMIZ
Euroleague'deki ikinci sezonun ve Final Four'dasın. Nasıl bir duygu?
Gerçek dışı. Bu sezon Fenerbahçe'nin bir parçası olduğum için çok heyecanlıyım. Harika bir takımımız var. Harika bir antrenörümüz var. Bu sezon her şey iyi gitti.
 
Koç Zeljko Obradoviç'le, senin bir savunmacıya dönüşmeni konuşuyorduk. Bu nasıl oldu? Seni Karşıyaka'dan ve önceki takımlarından biliyoruz. Sen bir savunmacıdan çok hücumcu olarak biliniyordun ve bu şekilde şampiyonluklar yaşadın. Ve Real Madrid serisinde senin çok iyi bir topa baskı yapan savunmacı olduğunu gördük. Bu nasıl oldu?Kendimle ilgili şunu söyleyebilirim. Sürekli kendi kendime meydan okumayı seviyorum. Ben her zaman savunma yapabilirdim. Fakat yer aldığım takımların çoğu benim sayı atmamı, hücumu düşünmemi istiyorlardı. Burada harika bir takımımız var. Birçok skorere sahibiz. Ben de kendi kendime "Maça etki etmek için ne yapabilirim?" diye sordum ve seri boyunca tüm enerjimi savunmaya verdim. Real Madrid'in iki harika guard'ını tutmaya çalıştım. Ve işe yaradı.
 
Sezon içindeki tek bir andan bahsedeceğim. Sen bir top için kendini yere attın ve koç Zeljko Obradoviç gelip sana sarıldı. O neydi?
Khimki'yle oynuyorduk ve onların da Tyrese Rice gibi muazzam bir oyun kurucuları vardı. İyi oyun kuruculara karşı oynadığımda baskı yapmaya ve oyuna o şekilde etki etmeye çalışıyorum. O pozisyonda topu çaldım ve o sayede smaç vurduk. Koç bunu çok sevdi. Geldi ve tutkusunu gösterdi.
 
Koçla aranızda ilginç bir ilişki var diyebilir miyiz? Dışarıdan bir aile gibi görünüyorsunuz. Bazen sana bağırıyor, bazen gelip sarılıyor. Aile gibisiniz, değil mi?
Koçun çok tutkulu birisi olduğunu anlıyorum. Eğer yanlış bir şey yaptıysanız, o sizi haberdar edecektir. Ben de bir oyuncu olarak bunu da anlıyorum ve nasıl cevap vereceğimi de biliyorum. Benim için herhangi bir sorun yok, seviyorum.
 
Sen birçok açıdan ilham verici bir insansın. O noktalardan birisi de boyunun uzunluğu. Euroleague Final Four'unda oynayan çok fazla 1.78'lik oyuncu görmüyoruz. Bununla ilgili nasıl hissediyorsun? Boyunun uzunluğuyla ilgili konuşmak istiyorum ve basketbol oynamak isteyen kısa çocuklara ne gibi bir mesajın olur?
Öncelikle bu koca adamların oyununda kısa boylu olmanın bir dezavantaj olduğunu kabul etmelisiniz. Her şeyden önce, benim çok büyük bir yüreğim var. Bazı günler kazanmak için ölmeye hazır hissediyorum. Kazanmayı o kadar çok istiyorum. Boyumu bir dezavantaj olarak değil, bazen avantaj olarak görmek istiyorum. Yaşadığım hayat tecrübeleri düşünülürse, göründüğümden daha büyük bir insanım. Olaya böyle bakıyorum.
 
Hayat tecrübelerinden bahsettin... Fakir bir mahallede doğdun. Birçok insan senin hikâyeni bilmiyor. Bu noktaya gelmek senin için ne kadar zordu?
Benim için çok zordu. Çünkü nerede ve hangi şartlarda doğduğunuzu seçemezsiniz. Ben çok fakirlik içinde doğdum. Küçükken annem ve babam bana olması gerektiği gibi bakabilecek durumda değillerdi. Gördüm ki bu yaşam tarzı sizi aşağıya çekiyor, ben de bunu hayatımı daha iyiye götürmek için bir motivasyon olarak kullandım. Etrafımda olan kötü şeyleri bahane olarak kullanmadım. Her şeyi basketbol sahasına koymak istedim.
 
Tüm enerjini basketbol sahasına yansıttın yani...
Evet hepsini bugün olduğum yere gelebilmek için kullandım. Motivasyonum bu. Herkes bahanelere sığınabilir, bahane üretmek kolaydır. Ben de kolayca pes edebilirdim. Ancak ben pes edecek birisi değilim.

Geçmiş günlerini düşündüğünde, şu anda spot ışıkları altında olmak, yedi haneli kontrat sahibi olmak... Bunlarla ilgili nasıl hissediyorsun?
Bazen unutuyorum, çünkü geçmişimden tamamen ayrıldım. Fakat kesinlikle harika bir duygu. Geçmişe bakıyorum da bazen, çok şey yapmışım. Bu noktaya gelmek için çok şey yaşamışım. Sahnede olmak için çok fazla çalışmışım. Bunun için şükrediyorum. Hiçbir şeyi hafife almıyorum. Her şeyi hazmedip, en iyisini yapmaya çalışıyorum.
 
Yani sen bu kadar başarılıysan, sen başardıysan, herkes başarabilir, değil mi?
Evet. Eğer başarmak için yeteri kadar inanca, isteğe ve disipline sahipseniz kesinlikle başarabilirsiniz. Ancak çalışmıyorsanız, mesela ben, basketbola karar verdiğimde başka hiçbir şey önemli değildi. Hiçbir şey. Basketbol benim için her şey demekti. Bu inancı kullandım ve sonucu bu.
 
Sahada yapmayı en sevdiğin şey ne? Üçlükler mi? Bu sene seni daha çok penetre ederken görüyoruz, topa baskı yapıyorsun. En sevdiğin hangisi?
Favori hareketim muhtemelen dribling üstünden attığım üçlükler. Ben Bobby-D lakabını üçlüklerimle kazandım, yaptığım şey de budur.
 
Oynadığın diğer takımlarla bu takım arasındaki fark nedir? Karşıyaka'da bir şampiyonluk yaşadın, Fransa'da ve başka ülkelerde de oynadın. Fenerbahçe'nin diğerlerinden temel farkı ne?
Bu takım muhtemelen oynadığım en yetenekli takım ve oynadığım diğer takımlardakinin aksine, bu takımda hücumda çok şey yapmak zorunda değilim. Bunu bildiğim için her pozisyonda sayı atmaya çalışmıyorum. Oyuna farklı yönlerde katkı sağlamayı tercih ediyorum. Ribaund almaya çalışıyorum, topa baskı yapmaya çalışıyorum, rakip hücumları rahatsız etmeye çalışıyorum ve gerektiği zaman sayı atıyorum. Temel fark bu.
 
Takımdaki arkadaşlık için ne söylersin? Özellikle Ekpe'yle yakınsınız.
Evet, evet. Buradaki çocukların hepsi çok iyi insanlar. Ricky'yle Ekpe'yle iyiyiz, Pero'yla sürekli şakalaşırız. Bogdan da öyle. Aramızda iyi bir bağ yarattık. Kazandıkça da daha yakınlaştık.
 
Takımdaki en komik kişi kim? En iyi şakaları kim yapar?
En komik? Muhtemelen benim olduğumu söyleyeceklerdir. Bence en komik Kostas. Kendi tarzı var.
 
Taraftara mesajın var mı? Şampiyon olabilir misiniz?
Maç maç bakacağız. Ne yaparız, ne yapmayız söylemeyeceğim. Söz verip tutmamak istemem ancak kazanmak için çok büyük bir şansımız var. Yine de Laboral'i hafife alamayız. Önce o maça bakıp, hazır olacağız.

JAN VESELY: KİMYAMIZ HARİKA
Geçen seneki takımla bu seneki takım arasındaki fark nedir? Geçen yıl hücum akışı üzerine kurulu bir takım vardı, topu daha çok paylaşan. Bu yıl Euroleague'in en iyi savunma takımlarından biri Fenerbahçe. Ne değişti?

Bu grupla tanıştığım ilk günden beri herkesin iyi insan olduğu yönünde bir hissiyatım var. Soyunma odasında, saha dışında yemeğe gittiğimizde, otelde kaldığımızda, kimyamız harika. Konuşacak şeylerimiz var. Birbirimizle şakalaşıyoruz. Bu tip şeyler sahadaki performansa da yardımcı olur. Sahada iletişimimizle de harika savunma yapıyoruz. İyi savunma yapabilecek oyunculara sahibiz. Bence her şey soyunma odasından geliyor.
 
Yani her şeyden çok iletişim etkili oldu diyorsun.
Yüzde yüz eminim.
 
Bobby'yle konuşurken takımdaki en komik oyuncuyu sordum. Bobby "Birçok kişi benim en komik olduğumu söyler ama Kostas da çok komiktir" dedi. Sence kim?
Ben de Bobby'yle aynı fikirdeyim, takımdaki en komik kişi kendisi. Bilemiyorum belki boyundan dolayı bu kadar komiktir. Biz çok iyi vakit geçiriyoruz. Şahsen soyunma odasında, sahada, takım yemeklerinde hiç sıkılmıyorum.
 
Pozisyonunla ilgili konuşmak istiyorum. Geçen yıl daha çok pivot olarak oynuyordun ancak bu sene Ekpe Udoh'la yan yana oynuyorsun. Üstelik hiç saha içi yerleşimi problemi de yaşamıyorsunuz. Bunun sorun çıkarabilirdi. Nasıl başardınız bunu?
Sezon başında ben de bunun bir sorun olacağını düşünmüştüm. Ancak zaman geçtikçe Ekpe'yle iletişimimiz ve saha içindeki bağımız daha iyi hale geldi. Birbirimize alıştık. Paslaşmak için o kadar geniş alana ihtiyacımız yok. Bence koçun bizi bu şekilde kullanması harika. Özellikle Pero Antiç varken beni beşe koyabiliyor. Bazen beni kenara atıp Ekpe'yle Pero'yu yan yana oynatıyor. Çok fazla seçenek var elinde. Ben Ekpe'yle olan iletişimimizi seviyorum. Sahanın iki tarafında da, hem hücumda hem savunmada. Birbirimize savunmada da yardımcı oluyoruz. Ekpe'yle aramızdaki bağı seviyorum.
 
Bu salonda kaybettiğiniz son maçtan bu yana epey zaman geçti. Ocak 2015'te Olimpiakos'a yenilmiştiniz ve 14 aydır kaybetmiyorsunuz. Bunun sırrı ne? Bu salonda neden kaybetmiyorsunuz?
Bilmiyorum, sanırım taraftarımız önünde oynamayı seviyoruz. Harika atmosfer yaratıyorlar. Son sekizde Real Madrid karşısında buraya geldiler. Benim için bir taraftar olarak izlediğim ilk maçtı. Nefis bir tecrübeydi. Real maçları Fenerbahçe'de olduğum dönemin en iyi tribün ortamıydı.
 
Seninle ilgili bir tezahürat da var. Athena'nın bir şarkısı üzerine yazılmış. Ne söylersin bu tezahürat için? Duyunca nasıl hissediyorsun?
O şarkıyı biliyorum. Harika bir duygu. İnsanların seni sevdiğini ve desteklediğini bilmek muhteşem. Üstelik bana şarkı yapmışlar.
 
Bazen onunla dans ettiğini görüyorum.
Evet çok eğlenceli. Ritmik bir tezahürat. Maç da iyi gidince, maçın sonunda güzel bir şey yapınca şarkıyı söylüyorlar. Harika bir şarkı.
 
Ekpe'yle maç içinde bir yarışınız oluyor mu? Kim daha çok blok yapacak, kim daha çok ribaund alacak?
Hayır. Kesinlikle hayır. Daha önce söylediğim gibi biz iki pota altında da birbirimize yardımcı olmaya çalışıyoruz.
 
Hadi ama, bundan konuşuyorsunuzdur.
Tabii ki, maçtan sonra bununla ilgili şakalar yapıyoruz. Onun benim bir ribaundumu aldığını söylüyorum, bu tip şeyler. Bazen birini ikimiz aynı anda blokluyoruz... Bunları konuşmak eğlenceli.
 
Senin çok ribaundunu alıyor mu?
Hayır ama hatırlıyorum bir seferinde dokuz ribaundda kalmıştım. Soyunma odasında konuşurken hangi pozisyonda benim ribaundumu aldığını hatırlıyordum. Eğleniyoruz.
 
Final Four ne olacak?
Zor olacak. Geçen yıldan bir tecrübemiz var ve kolay olmadığını biliyoruz. Normal sezondan farklı basketbol oynanıyor ve bambaşka bir odaklanma gerektiriyor. Biz iyi hazırlanmalı ve Berlin'deki tüm hafta sonuna odaklanmalıyız.
 
Herkes şunu merak ediyor. Birçok NBA takımı seni istiyor ve Fenerbahçe'de kalmak için de görüşmelerini sürdürüyorsun. Bu durum için ne dersin? Gelecek sezon neler yapacaksın? NBA'e mi gidiyorsun, yoksa kalacak mısın?
Bununla ilgili konuşmak için daha iki ay var. Şimdi iki buçuk hafta sonra Berlin'e gidiyoruz. Benim tüm konsantrasyonum mümkün olduğunca çabuk şekilde sağlığıma kavuşup takıma katılmak. Sonrasında Euroleague'i kazanmak için elimizden geleni yapacağız. Ardından konuşuruz. Bu bugünün ya da sezon içinin konusu değil.
 
Burada mutlu musun?
Evet mutluyum. Daha önce de söyledim, bana şarkılar yapıyorlar. Taraftar beni seviyor. Burada oynamak inanılmaz. Özellikle içeride oynamak harika.
 
Yani gelecek sezon da burada kalman ihtimaller dahilinde.
Hiçbir şey söylemeyeceğim, çünkü sevdiğin ve sevildiğin bir yeri terk etmek her zaman zordur. Tabii ki ayrılırsam zor olur. Ancak şu anda tüm düşüncem sağlığımı geri kazanmak ve Final Four'da oynamak.
 
GIGI DATOME: FINA-FOUR İÇİN SABIRSIZLANIYORUZ
Avrupa'ya dönüşündeki ilk yılın ve Final Four'dasın. Nasıl hissediyorsun?

Sezon başındaki hedeflerimizden biriydi. Kolay değildi. Kimse bizim kesinlikle Final Four'da olacağımızı söylemiyordu. Ancak biz bu noktaya ulaşmak için çok çalıştık. Tabii ki bununla yetinmiyoruz. Daha fazlasını istiyoruz ve başlamak için sabırsızlanıyoruz.
 
Dürüst olmak gerekirse sezon başında biz senin Nemanja Bjelica'dan sonra gelen oyuncu olduğunu düşünüyorduk. Onun yerine dört numarada oynayacağını sanmıştık. Seon boyunca çoğunlukla üç numarada oynadın. Bununla ilgil ne hissediyorsun? Buraya gelirken ne bekliyordun, koçla ne konuştun?
Ben kariyerim boyunca hep kısa forvet oynadım. Belki siz beni Milli Takım'dan hatırlıyorsunuz, takım arkadaşlarımın sakatlıklarından dolayı dört oynamıştım. Ben kendimi kısa forvet olarak görüyorum. Roma'daki son yılımda kısa forvet olarak İtalya Ligi MVP'si olmuştum. NBA'de de kısa forvet oynadım. Eğer herhangi bir antrenör dört oynamamı isterse, dört oynarım. Sonuçta ben basketbol oynamayı seviyorum. Biz koçla pozisyon konuşmadık. Buraya gelmeyi ve geçen yılki başarının üstüne çıkmayı konuştuk. Benim hedefim buydu.
 
Yani bu rolde oynarken kendini daha rahat hissediyorsun.
Evet, kesinlikle.
 
Peki NBA tecrüben nasıldı?
Çok güzeldi. İki yıl birçok duygu yaşadım. Çok beklentim vardı, istediğim gibi gitmedi. Fakat o seviyeye ait olduğumu göstermek için doğru anı bekledim. Boston'da sahada kalıp takımın playoff'a kalması için yardım etme fırsatı buldum. Boston'da Detroit'te olduğundan daha iyi anılara sahibim. Günün sonunda iyi bir tecrübeydi. İki yıl boyunca kötü yaşadığımı söyleyemem. Pistons'da, Celtics'te oynadım. İki çok önemli kulüp. Arkadaşlar edindim, çok iyi tecrübeydi. Amerika'da yaşadım, çok gezdim. Çok eğlenceliydi. Basketbol oynadığım anlar pek eğlenceli değildi ama bu da seyahatin içine dahildi.
 
Söylediğin gibi sen dünyayı dolaşan birisin. Roma, Detroit, Boston'da yaşadın, şimdi İstanbul'dasın. Kültürel olarak İstanbul'un diğerlerinden farkı ne?
Bence sadece İstanbul, İstanbul gibi. Kültürlerin karışımı, çok büyük bir şehir. Ben Roma çok büyük bir şehir sanıyordum, sadece üç milyon insan yaşıyor. İstanbul'da 20 milyon insan var. Ben İstanbul'u çok seviyorum. Bu şehir beni hep çekmişti. Hep gelmek istemiştim. Şimdi burada yaşama fırsatım oldu. Her gün İstanbul'a aşık oluyorum. İzinli günlerimde şehri gezmeye çalışıyorum. Yeni yerler keşfediyorum. Sadece turistik yerleri değil, gerçek İstanbul'u da yaşamak istiyorum. Balat bölgesi gibi, çok sevdim orayı. Her seferinde yeni bir şey denemek istiyorum. Bence yaşadığım hayatı tecrübe etmenin en iyi yolu bu. Yabancı bir ülkede, yeni bir şehirde yaşıyorum. Sadece basketbol oynamıyorum, burada yaşıyorum da. Mümkün olduğunca keyfini çıkarmaya çalışıyorum.
 
Balat'ta gördüm seni, fotoğraflar çekiyordun. Bu şehrin en sevdiğin noktası ne?
Tabii ki Balat beni çok etkiledi.
 
Nedir Balat'ta seni etkileyen?
Bence gerçek İstanbul o. Eski İstanbul. 1990'lü yılların başında kurulmuş gibi görünen birçok küçük dükkan var. Mahallede, sandalyelerinde yaşlı insanlar çalışıyor. Çok fazla eski eşyalar satan dükkan var. Kendime 1930 model bir radyo aldım. Ve tabii ki çok fazla arabanın olmadığı bir yürüyüş alanı var. Ayrıca evler de müthiş renklere sahip. Bilemiyorum. Bazı yerler vardır, hiçbir sebep olmadan iyi hissedersiniz. Ancak bu şeyler beni çok etkiledi ve Balat'ta kendimi çok iyi hissettim.
 
Mimari kısımları için ne dersin? Özellikle Osmanlı mimarisi?
Dediğim gibi burada kültürlerin karışımı var. İstanbul çok değişen bir şehir. Birçok gökdelen de var ama çok eski evler ve camiiler de var. Eski mimarinin yenisiyle karışımı burayı özel yapıyor. Tüm dünyayı gezmedim tabii ki ama burası ziyaret edip, tecrübe etmek için çok özel bir yer.
 
Gördüğüm kadarıyla İstanbul'daki hayatından keyif alıyorsun.
Tabii ki kazanmak da şehirden keyif almama yardımcı oluyor. Çok maç kazanmazsanız hayatınızdan keyif alamazsınız. Ben saha içinde ve saha dışında her şeyden keyif almaya çalışıyorum.
 
Madrid dönüşü bir de resim sergisine gittin. O neydi?
İtalyan bir ressamdı. Yerel bir şey değildi. Giorgio de Chirico, Avrupa Yakası'nda Pera Müzesi'ndeydi. Küçük bir müze ama bu İtalyan ressamın 1900'lü yılların başından 1970'lere kadar bütün önemli eserleri geldi. Metafizik sanatı yapıyor. Çok ilginç. Onun röportajlarını da okudum. Çok ilginç bir karakter. Ayrıca bir beni ziyarete arkadaşım da söyledi böyle bir sergi olduğunu. "Hadi gidelim" dedi. Çok iyi bir fikirdi.
 
İtalyansın, futbolu seviyor olmalısın.
Evet, çok seviyorum.
 
Fenerbahçe'nin futbol takımı için ne söylersin?
Tabii ki şampiyon olmalarını istiyorum. Futbolda lig şampiyonluğunun nasıl kutlandığını görmek istiyorum. İtalya'da tecrübe edindim, bir fikrim var. Şimdi Türkiye'de bunu yaşamak istiyorum. Tabii ki doğru takımla, Fenerbahçe'yle.
 
Fenerbahçe futbol takımı biraz İtalyan tarzında oynuyor. Ligin iyi savunma takımlarından biri.
Ben futbolun çok da içinde değilim. Golleri izliyorum. Tüm maçları izleyemiyorum. Yine de bir İtalyan bağım var, kaleci antrenörü Paolo Orlandoni. Ortak arkadaşlarımız var, telefon numaralarımız var birbirimizde. Birkaç kez yemek yedik. Fenerbahçe futbolu ve basketbolu arasındaki İtalyan bağını böyle kurduk.
 
Futboldan bahsetmişken, Roma'da oynadın ve belki de Francesco Totti kariyerinin son günlerini yaşıyor. Onun için ne dersin?
Totti bir din. AS Roma takımı Roma'da bir dinse, Totti daha büyük bir din. Bu kadar yıl en üst seviyede oynamak harika. Totti artık oynamalı mı, oynamamalı mı tartışmaları var, ben maçları ve idmanları çok takip etmiyorum. Doğrusu nedir bilmiyorum. Fakat hep aynı formayı taşımış, kendi şehrinde kalmış bir adama saygı duyuyorum. Real Madrid'den teklif aldığını biliyorum. Profesyonel kariyeri için daha iyi bir yere gidebilirdi. Ancak şehrinde kaldı. Bizim bayrak adamı dediğimiz az efsaneden biri. Bandiera deriz biz. Tanıyorum, arkadaşım değil ama karşılaşınca selamlaşırız. Ve bu spor insanına çok büyük bir saygı besliyorum.
 
Basketbola geri dönelim, biraz da basketbol konuşmamız lazım.
Evet, günün sonunda.
 
Bu salonun sırrı ne? Burada kaybetmiyorsunuz.
Umarım.
 
Euroleague sezonu bitti.
Evet ama ligde de kaybetmeyiz umarım. Bence taraftar başarımızın büyük bir parçası. Ayrıca iyi bir kimyamız var. İyi oyuncular tabii ki. Çok iyi bir antrenör ekibimiz var, kazanmayı çok istiyorlar. Kazanmamız için, hedeflerimize ulaşmamız için tüm detayları veriyorlar. Herkes bunu söyler ama ben takımda çok önemli oyuncuların daha az şut kullanmalarına rağmen mutlu olduğunu görüyorum. Onların şutu olmadan da kazandığımız için mutlular.
 
Herkes bir şeylerden fedakârlık ediyor.
Evet. Bizim için anahtar bu. Tüm sezon boyunca böyle devam eder umarım. Çünkü soyunma odasının moral seviyesi çok yukarıda.
 
Sahada çok fazla duygularını gösteren biri değilsin. Ancak Jaycee Carroll'ın şutunu blokladığında patladın. Ne oldu orada?
Ben özellikle maç içinde durumu kontrol etmeye çalışırım. Kutlamayı maçın sonunda yapmalısınız. Bir basket ya da güzel bir hareket sonrasında kutlama yapmak akıllıca değil. Ancak o anda çok efor sarf ettim. Koştum, yetiştim. Duygularımı çok önemli bir şey kazandığımızda göstermeyi umuyorum.
 
Kazanabilir misiniz?
Evet, tabii ki. Bunun için buradayız.