13. Dev Adam Irmak Kazuk

Irmak Kazuk son günlerin kuşkusuz en popüler spor muhabiri.

NTV Spor 19.09.2010 - 10:27
13. Dev Adam Irmak Kazuk

NTVSPOR.NET'te Pazar sabahları bir başka keyifli artık. Spor dünyasının ünlü isimleri, arka plandaki emekçiler, manşetin gölgesindekiler… Keyifli sohbetler ve hiç bilmedikleriniz her Pazar sabahı, Ahmet Sivaslı ile NTVSPOR.NET'te…


RÖPORTAJ: AHMET SİVASLI – twitter.com/Ahmet_sivasli

Onun yerinde bir başkası olsa acaba o durumda nasıl bir tepki gösterirdi? Ya onun kadar doğal olmasaydı? Ya duygularını saklama peşinde koşsaydı? Ya onun kadar sempatik olmasaydı? Herkesi sokağa döken maç sonlarında bir eksiklik yaşanmaz mıydı? Irmak bizim evde yaptığımızı yaptı. Duygularını saklamadı, içten davrandı ve samimiyetiyle herkesi kendine hayran bıraktı. Her ne kadar "Adımı bilen yok mesela. Birisi gelip bir şeyler dediğinde "Abi sen milli takımla zıplayansın değil mi?" diye bir soruyla yaklaşıyorlar" dese de o son günlerin kuşkusuz en popüler spor muhabiri. Ve o heyecanıyla da hafızalarımıza kazındı.

Karşımızda 13. DEV ADAM Irmak Kazuk. "Boyumu en son ne zaman ölçtürdüm bilmiyorum ama sanırım 1.93" dese de bence o daha da DEV!

- Canlı yayınlar ve zıplamalar sonarsı artık ünlü birisin? Hissedebiliyor musun? Sokakta tepki geliyor mu?

Çok da ünlü olduğumu sanmıyorum ama zaman zaman beni de şaşırtan şeyler olabiliyor. Adımı bilen yok mesela:) Birisi gelip bir şeyler dediğinde "Abi sen milli takımla zıplayansın değil mi?" diye bir soruyla yaklaşıyorlar. Her ne kadar bakışlardan başıma gelecekleri tahmin etsem de yine de bu tür durumlarda nasıl tepki vereceğimi hala bilmiyorum.

- İlk sevincinde zıplamalar esnasında hafif bir tedirginlik vardı fakat diğer maçlarda ilk başta sen zıplamaya başladın?

Evet, ilk olarak Slovenya maçı sonrasında malum "zıplama" durumuyla karşılaştım:) Söylediğin gibi, Hidayet ile başlayan o hareketin ortasında kalınca ilk başta kafamda bir soru işareti oldu, çok kısa süre de olsa. Ekrana ne kadar yansıdı bilmiyorum ama o süre benim için çok çok kısaydı çünkü kararımı çabuk vererek dalgaya bıraktım kendimi. Rahatlayınca da herkesin söylediği samimiyet kendisini daha da belli etti. Benim için unutulmaz ve çok keyifli anlardı, umarım herkesin ortak görüşu de bu yöndedir.

- Maç heyecanlarını en çok seninle yaşadık maç sonlarında. Sen en çok hangi anda en fazla heyecan duydun?

Cevap çok basit aslında Sırbistan maçı. Sırplara karşı şansımızın tutmadığı gerçegi, onların saha içinde işin "cinliğini" iyi yapan ve kırılma anlarındaki soğuk kanlı olmaları gibi faktörler toplanınca işimizin çok zor olacağı zaten belliydi. Bir de işin içine Teodosic'in beyni girince, Sirbistan'ın aksamayan mekanizması beni maçın başından itibaren her dakika daha da gerdi. Burada itiraf ediyorum, bir ara "her şey buraya kadarmış" bile dedim. Her maçın bitimine 3-4 dakika kala ses provası yaptığımız röportaj alanına gittim ama kalan süreyi izleyemedim. Çünkü o kadar kendimi kaptırmıştım ki bizimkiler her sayı bulduğunda gözlerim dolmaya falan baslamıştı. Hele o son saniyeler benim için çok enteresandı. Sırpların 4,5 saniye kala öne geçmeleri ile yere doğru çöktüm. Mola alındığını duydum, ve sonrasında tek hatırladığım içerde kopan gürültü sonrasında İsmail Şenol, haber müdürümüz Erkan Arseven ve tanımadığım bir kaç kişiye sarılmak üzere saha kenarına koşmam oldu. Fakat o sevinci fazla da uzun tutamadım ve yine ekrana gözu yaşlı çıkmamak için yine içeri gidip derin derin nefes almaya başladım. Neyse ki alınan mola bana da yaradı da sağ salim yayına çıkabildim.

Boyun bir çok basketçiden daha uzun. Eski bir basketbolcusun? Sözlüklere bakıyorum herkes senin boyunu merak ediyor?

Evet, bu soru bana son 2-3 haftada en fazla yöneltilen soru. Eskiden basketbol oynadım hatta uzun yıllar oynadım ve o dönemler her genç basketbolcuya olduğu gibi "Boyun kaç? Üçlük atabiliyor musun?" diye sorarlardı, aradan geçen yıllar sonrasında yine boyum merak konusu oldu. Aslında boyumu en son ne zaman ölçmüştüm hatirlamıyorum ama geçenlerde "Yenilsen de Yensen de" programında 1.93 demiştim. Cevabı değiştirmeyelim.

- Muhabirliğe nasıl adım attın?  Bütün milli basketbolcularla aran çok iyi. Uzun zamandan beri görüşüyorsunuz. Aralarında dostluğun daha eski zamanlara ulaştığı bir basketbolcu var mı?

Aslında muhabirlikten de öte, bu sektöre girişim de tesadüfler üzerine oldu. Bilgi Üniversitesi Televizyon Gazeteciliği bölümünde okudum ve bir gün bir hocamız bizi, işin arka yüzünü görmemiz için NTV binasına götürdü. Koridorlarda gezerken kendimizi Spor Servisi'nin önünde bulduk ve Okay Karacan'ı masasında yakalayınca da hemen koşar adım yanına giderek durumu anlattık. Okay abi bizi Fuat Akdağ'a yönlendirdi ve kendisiyle görüşüp CV bıraktıktan sonra heyecan dolu günler geçirdik. Çünkü söz konusu kanal NTV idi ve başvuru sayısı çok fazlaydı. Ama neyse ki Fuat abi beni de seçmişti ve staja başladım. Gerisi daha acı ve ızdırap dolu bu macera:) Şaka bir yana sabır gerektiren bir staj döneminden sonra da yavaş yavaş kendime bir yol bulmaya çalıştım. Evet aslında ben 1980 doğumlu olduğum için 79-80-81 jenerasyonlarıyla oynadım. Her ne kadar geçen gun antrenmanda Hido ve Kerem'e bu konudan bahsettiğim de beni hatırlamasalar da ben hatırlıyorum:) Milli takımda Sinan Güler ile çok eskiye dayanan bir dostluğumuz var. Abisi Muratcan ile ITÜ'de aynı takımda yıllarca forma giydik, birlikte büyüdük. Ben oyuncularla aramın iyi olmasını, basketbol oynamam sayesinde, onlar gibi düşunebilmeme, neleri isteyip neleri istemeyeceklerini bilmeme, nelerden rahatsız olup nelerden keyif alacaklarını öngörmeme bağlıyorum. Aslında işin özünde samimi olmaya çalışıyorum.

- Son olarak senin de yakından tanıklık etmiş olduğun bir durum var. Hidayet'in "maddi, manevi destek" isteğine bazı kesimler tepki gösterdi. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?

Bu konuyu Hidayet açtığı için insanlar "Hido zaten şu kadar para kazanıyor, ayıp" şeklinde yorum yaptı. Mantıkta doğru, ama ben yine bir takım bireyi gibi yorum yapacağım. Ben Hido'nun sadece sözcü olduğunu düşünüyorum. Bu ülke insanının çektiği sıkıntılar ortada ancak şu da gercek: Bu sonuç Türk spor tarihinin en büyük başarısı. Miktar hakkında yorum yapmak bana düşmez, fakat bu tarihi başarı da karşılıksız kalmamalıydı.

Sayfa Yükleniyor...