"Gitsin mi Okan Buruk?" | Spor yazarları, Galatasaray-Atletico Madrid maçı için ne dedi?
Haber Merkezi
Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'nin 7. haftasında konuk ettiği Atletico Madrid ile 1-1 berabere kaldı ve ilk 24 için büyük avantaj yakaladı. Spor yazarları, Galatasaray-Atletico Madrid maçını değerlendirdi.

Uğur Meleke: "İlk 26 kesinleşti ancak 24 için savaş sürüyor!" | Galatasaray, yedinci haftayı 17’nci tamamladı. Sıralamada altında olan 10 takımın (10 puanlı Qarabag’dan 7 puanlı Brugge’e kadar) matematiksel olarak temsilcimizin üstüne çıkma ihtimali söz konusu. Ancak bu 10 takımdan ikisi (Brugge-Marsilya) son hafta birbiriyle oynadığı için Galatasaray şu anda en kötü ihtimalle 26’ncı basamağı garantiledi. Galatasaray City’yi yenerse turu geçecek. Galatasaray City ile berabere kalırsa (Kopenhag, Napoli, Olympiacos ve Athletic’in averajlarını göz önüne alarak) 11 puanın da ilk 24’e yeteceğini düşünüyorum. Galatasaray, City’ye 1 farklı yenilirse bir bilet garantisi yok ama bence tur şansı hâlâ yüksek.
Daha önce de değinmiştim, Galatasaray bu sezon Şampiyonlar Ligi’nde 36 takım içinde en zor ikinci kurayı çekti. Sarı-kırmızılıların 8 rakibinin UEFA katsayı ortalaması 78... Bu ortalama, PSV (78,3) ile birlikte en zor kurayı çektiklerinin kanıtı. Bu kura koşullarında Galatasaray’ın 15-16 puan toplayıp ilk sekize girmesi kolay değildi, ancak 10-11 puanla ilk 24 daha gerçekçi bir hedef. Hatta ulaşılması gereken bir hedef.
NiCO’DAN SAKiN OLUN JESTİ
Atletico Madrid, Simeone ile 13 sezondur üst üste Şampiyonlar Ligi’nde yarışıyor. Bunların 11’inde grup aşamasından öteye gitmeyi başardılar. Yedi çeyrek final yaptılar. İki kez final oynadılar. Bu sene de tabii ki hedefleri ilk sekiz... Dünkü maça 12 puanla geldiler. Her ne kadar Simeone itiraf etmese de, bence gruptaki son iki maçta (İstanbul’daki Galatasaray ve Madrid’deki Bodo Glimt müsabakalarında) toplam 4 puan hedeflediler. Dün de 1-1’den sonra daha ziyade kontrol oyununu seçtiler. Maç 20’nci dakikada 1-1’e geldikten sonra her iki takım için de 1’er puanın fena sonuç olmadığı hissedildi Seyrantepe’de. 73’te Nico Gonzalez oyuna girdiğinde zaten arkadaşlarına “sakin olun” jesti yaptı.
Galatasaray’ın son 16 resmi maçta 8 galibiyet aldığı, iniş-çıkışlı şu periyot içinde dünkü beraberlik iyi sonuç. Bence eleme turu biletinin ucundan tutuldu bu neticeyle. Golü üreten Sallai günün yıldızıydı. Stoperler Davinson-Abdülkerim ve merkezde Lemina-Torreira da çalışkanlıklarıyla önemli rol oynadılar 1-1’in korunmasında. (HÜRRİYET)

Levent Tüzemen: "Gerçek bir kral" | Rams Park'ta nefeslerin tutulduğu bir maç izledik. Atletico Madrid, ne zaman topla buluşsa Galatasaray taraftarları Liverpool maçındaki gibi caydırıcı ıslığını sahneye koydu. Galatasaraylı oyuncular, Süper Kupa ve ligde kötü giden maçlardan sonra Atletico Madrid'e karşı sahaya mükemmel bir mücadele yansıttı. Yenilen erken gole rağmen Galatasaray çökmedi, baskı ile Atletico'nun üzerine gitti. Beraberlik golünü yakaladıktan sonra savunmada, orta alanda mümkün olduğu kadar dikkatli ve disiplinli oynamaya özen gösterdi. Osimhen'in ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gördük. Nijeryalı dünya yıldızı, gerçekten bir kral gibi oynadı. Yaptığı koşularla, rakiplerini kovalamasıyla arkadaşlarını sürekli ateşledi. Hele hele uzatmanın son dakikasında akıllıca kaptığı topu, yüksek deparla taşıyıp, 'al da at' dercesine bıraktığı pasa Sara çok iyi vurdu, kaleci Oblak kesti. Eğer orada Eren zekice davranıp, çabuk hareket etse Galatasaray geceyi galibiyetle süsleyebilirdi. Alınan bir puan, Avrupa yolunu bence daha rahatlattı. Sara'nın sürpriz bir şekilde 3 gün sonra sakatlıktan kurtulup oyuna girmesi Galatasaray'ı topladı. Ve o Sara iki tane net pozisyona girdi. Birinde zaten Oblak'ı geçemedi. Eğer Barış Alper yorgun olmasaydı, Yunus fiziksel zafiyet yaşamasaydı Galatasaray oyuna daha çok hakim olabilirdi. Kaleci Uğurcan'ı kutluyorum. Griezmann'ın frikiğini müthiş kurtardı, birçok Atletico ataklarında tehlikeleri yumruklarıyla uzaklaştırırken takım arkadaşlarının direncini de ayakta tutu. Alınan beraberlik camia, Okan Buruk, futbolcular için çok ciddi moral olacaktır. (SABAH)

Bülent Timurlenk: "Atletico Madrid kadar atletik!" | Diego Simeone'ye hangi Galatasaray daha tehlikeli, set hücum yapan mı geçiş oynayan mı diye sorsanız kuvvetle muhtemel ikincisi der. İspanya Süper Kupa yarı finalinin ikinci yarısında Real Madrid'e karşı yüzde 61 topa sahip olan Atletico Madrid, dün ilk yarıda derinde bekleyerek başladı.
Osimhen'in varlığı yemeğin acı biberi gibi. Onun savaşçı ruhu 2026'da sahada, transfer piyasasında ve yönetim katında kaos yaşayan Galatasaray'ın ilacıydı. Ava giderken avlanmak... Kalede görülen golün devamında gördük ki Simeone, ev sahibinin baskısını hep sağ kanadından kırmaya çalışıyor.
Okan Buruk'un takımında işleyen kanat sağdı. Sallai'nin müthiş mücadelesine, savunmaya verdiği yardımla da Sane destek verince beraberlik golü geldi. Diğer kanatta net bir fırsatı harcayan Barış, oyun boyunca vasatın altında kalırken özellikle ilk yarıda Eren, Simeone'nin oğlu ele avuca sığmaz Giuliano yüzünden ileri çıkmaktan imtina etti. Liverpool maçındaki ruh sahadaydı, oyunun gidişatında Galatasaray, 'kaybederse yazık olur' futbolu oynadı. Bol temaslı, yüksek tempolu maçın son düdüğüne kadar Atletico gibi pili her zaman dolu takım karşısında ayakta kalmak zor. Zorlandılar da büyük baskı da yediler ama Gabriel Sara'nın iki pozisyonundan biri gol olsa Galatasaray 3 puanı da cebine koyardı. Bazen bir beraberlik, galibiyet kadar değerlidir. 10 puana yükselmek, taraftarın özlediği futbolu oynamak… Başta Okan Buruk olmak üzere önlerine bakmak zorundalar hem bu kupada hem de ligde… Maçın adamı Roland Sallai. (SABAH)

Ömer Üründül: "Elinden kaçırdı" | Galatasaray, seyircisinin büyük tezahüratıyla maça çok iştahlı ve pres yaparak başladı. Ancak 4. dakikada dezavantaja düştü. Bu çok önemli bir handikaptı. Çünkü oyunu zorladıkça fiziksel problem de çıkacaktı. Mutlaka kısa sürede skoru dengeye getirme mecburiyeti vardı. Rakibin kendi kalesine attığı golle 20. dakikada beraberlik golü geldi. Bundan sonra maç korakor bir mücadeleye döndü. Galatasaray, takım halinde iyi mücadele ediyordu. Barış biraz dikkatli olsa öne de geçebilirlerdi.
İkinci devrede kısa bir bölüm sonra G.Saray, oyuna ağırlığını koymaya başladı. Simeone çok deneyimli bir teknik adam. Son maçını kazanacağını düşünerek 1 puanın altın değerinde olduğunu biliyordu. Takım savunmasına ağırlık verdi, değişiklikleri de bu yöndeydi. Oyunu kendi sahasında kabul ettiler. G.Saray bunu fırsat bilerek bayağı yüklendi ama savunması her zaman güçlü olan rakip karşısında pozisyon çıkmıyordu. İşler son 10 dakikaya kadar yolunda gitti. Ondan sonra Atletico Madrid baskısı geldi. Bunu da Uğurcan'ın 2 kurtarışıyla hasarsız atlatarak maçı beraberlikle bitirmeyi başardılar. Hatta 90. dakikada Sara ile galibiyet golü gelebilirdi. Daha da önemlisi son saniyelerde Sara, maçın en net pozisyonunu kaçırdı.
Sonuçta; G.Saray kendisini ilk 24'ün içine atmış oldu. G.Saray, güçlü bir rakibe karşı çok iyi mücadele edip çok iyi oynadı. Sane zaman zaman kalitesiyle sahne aldı, Lemina ve Torreira müthiş savaştı. Ayrıca dün gece mükemmel bir hakem seyrettik. Galatasaray'ı performansından ve play-off'a kaldığı için kutluyorum. (SABAH)
.jpg?width=930&format=webp&quality=75)
Cem Dizdar: "Koşuya koşu güce güç!" | Başlangıcı tedirgin edici olsa da "koşuya karşı koşu’", "güce karşı güç" koyan Galatasaray golün ardından önce oyunu dengeye getirdi ardından da skoru. Özellikle orta sahada Lucas Torreira’nın yüksek enerjisine sağ kanattan katılan Roland Sallai’ye sol taraftan benzer oranda katılım olabilseydi daha farklı bir ilk yarı izleyebilirdik. Davinson Sanchez’in stoper değil de orta saha karşılayıcısına döndüğü anlarda savunma tandemini güvenlik unsuru olarak Mario Lemina tamamlayınca Atletico iyice etkisiz göründü. Lakin 30. dakikalara doğru hayli yükselttiği tempoyu haklı olarak düşürdü Galatasaray. Ev sahibi rölantiye geçince Atletico da top kullanımında rahatladı. Tempo vardı ama karşılıklı dengelenen oyunda gol pozisyonu sayısı ilk devre boyunca sınırlıydı.
Kritik puan
İkinci devre ilkinin aksine güçten iyice düşmüş görünen Galatasaray’ı ısrarla geri koşturmaya başladı Atletico. Artık topu kontrol eden de, istediği gibi çeviren de deplasman takımıydı. Artık iş "fırsat kollama"ya kalmış görünüyordu ki, oyuna Yunus Akgün yerine giren Gabriel Sara’nın 70. dakikada başlangıcını organize ettiği atak Galatasaray’ın son bölüm planının başlangıcı olabilir miydi acaba? Meğer onlar takım olarak alanı doğru savunduktan sonra son dakikalara sığacakmış. Uzatmadaki baskı ve ataklardan galibiyet golü gelmedi ama o kritik 1 puanı almayı başardı Galatasaray. Ancak İspanya’daki tren kazasında ölenler için yapılan saygı duruşunu 10 saniyede bitirmeye zorlayan tribün davranışıyla vicdanlar nezdinde kaç puan kaybedildi acaba? (FANATİK)

Osman Şenher: "Harikasın Galatasaray" | Üç haftadır takım olarak büyük sorunlar yaşıyordu Galatasaray... Hepimizin aklı-fikri Atletico Madrid maçındaydı. Sakatlıklar ve eksikler yüzünden kulübe boş kalmıştı. Bu şartlarda Atletico Madrid karşısında oynanan futbol ile beraberlik de olsa bir puanı alkışlamak lazım...
Dün gece eleştireceğimiz futbolcu yok... Hepsi bütün ne kadar enerjileri varsa ortaya koydular... Yenen ilk gol büyük bir talihsizlik... Eren Elmalı bir adım geriye gitse, çevre kontrolü yapsa o gol olmayacaktı. Aynı şekilde Barış Alper çok müsait pozisyonda net atabileceği golü atamadı. Tabi bunun yanında Atletico Madrid’in de kaçırdığı bir çok pozisyon var. Uğurcan kalede devleşti, pozisyonlara geçit vermedi... Ama Abdülkerim’in, Sanchez’in, Lemina’nın, Torreira ve Sallai’nin oynadığı futbola saygı duyuyorum... Mutlaka Madridliler de saygı duyuyordur...
Orta saha maçın büyük bir bölümünde sarı-kırmızılıların kontrolündeydi... Bu kolay bir iş değil... En ufak bir hatayı cezalandıran rakibin var... Hepsini geçtim, maçın son beş dakikasında 90 dakikadan sonra Simone’nin öğrencilerine öyle bir baskı yapıldı ki, inanılmaz... Bu dakikalarda Osimhen’in ortasına Sane’nin vuruşunu kaleci çeldi, dönen topa Eren vuramadı. Kale bomboştu, bu da şanssızlıktı... Başka ne diyeyim...
Şampiyonlar Ligi’nde Liverpool maçından sonra en iyi maçını oynadı Galatasaray... Okan Buruk, rakibini çok iyi analiz etmiş... Takımı kazansın diye her türlü varyasyonu futbolcularına yaptırdı... Ama olmayınca olmuyor... Hani koca hafta “Okan Buruk gitsin, Fatih Terim gelsin” diye avaz avaz bağıranlar onlara soruyorum; “Gitsin mi Okan Buruk?”...
Simone, ikinci yarının başında değişiklikler yaptı. 20 dakika sonra da beş futbolcu değiştirdi... Okan Buruk’un kulübesinde sakatlıktan çıkan Sara, Senegal’den dün sabah gelen İsmail Jakobs var... Hiç alternatifsiz bir takım ancak bu kadar oynar.. Hocanın yapacağı fazla bir şey yoktu... O’nu da alkışlıyorum...
Taraftar müthişti. Takımı yenik duruma düştükten sonra bile 50 bin kişinin desteği futbolcuları öyle bir motive etti ki, hiç oyundan düşmediler... Hep kazanmak istediler...
Evet, alınan bir puana seviniyor musun? Tabi seviniyorum. Böylesine güçlü bir rakip karşısında berabere kalıp ilk 24’e girme şansını yüzde 99’a getiriyorsun... Nasıl sevinmeyeyim... Sonuçta üzülmedik, beraberliğe sevindik... Umarım Manchester City maçında da bu futbolu oynarlar... (MİLLİYET)

