Beşiktaş, Ziraat Türkiye Kupası yarı finalinde konuk ettiği Konyaspor'a 90+8'de yediği penaltı golüyle 1-0 mağlup oldu. Spor yazarları, Beşiktaş-Konyaspor maçını değerlendirdi.

Bülent Timurlenk: "Beşiktaş'ın iyi bir santrforu yok" | Çeyrek finalde uzatmalara giden maçta Fenerbahçe'den 25 hücum yiyip, kalesini gole kapatıp tek golle yarı finale çıkan Konya'nın, ligde hem Galatasaray hem de Trabzonspor'a şampiyonluk yarışında çelme taktığını ve yendiğini hatırlayalım... Beşiktaş ligde rakibini iki maçta da devirmişti. Alanya'yı yenerken oynanan futbol Antep deplasmanında yarı finali düşünüp asları yedek bırakmak, iştahlı bir takım ama kanat organizasyonları olmayınca ilk yarıda 5 hücumda isabetli şut yokken sadece direkte patlayan bir top. Tabela değişmedikçe Konya canlı kalan bir takım. Oyundan hiç kopmadılar. Beşiktaş'ın kupaya veda ederken rakip kaleye 90 dakikada sadece bir isabetli şut çektiğinin altını çizelim. Orkun Kökçü'nün liderliği, pas kalitesi tartışılmaz ancak onun dağıttığı topları hercai bir şekilde harcayan takım arkadaşları var. Fenerbahçe'nin eksiği olan iyi bir santrfor Beşiktaş'ta da yok. İlhan Palut hem kariyeri açısından hem de Konya için çok önemli bir işe imza attı. Sergen Yalçın'ın penaltı golünün ardından yanındaki Serkan Reçber'le olan üzgün ama aynı zamanda panik dolu bakışları belki de bir yolun sonunu işaret ediyor. Avrupa Ligi bileti önemliydi. Beşiktaş camiasının hayallerini ve hedeflerini Konferans Kupası kesmez. Finalin Konya-Trabzon olmasını bekliyorum. Fatih Tekke'nin, Konya'nın Fenerbahçe ve Beşiktaş kupa maçlarını birden fazla izleyeceği kesin. (SABAH)

Banu Yelkovan: "İstatistikler kaderi belirlemez, sen yazarsın" | Beşiktaş baskındı, topun %59'u ondaydı ama gol bir türlü gelmedi.
İnsanlar bir yere gitmez, bir şey olmayı ummaya gider, der Alain de Botton. Tüpraş’ın tribünleri dün akşam tam da buydu, on binlerce kişi, finale çıkma olasılığının fiziksel ağırlığını taşımak için bir araya geldi. Stat, içindeki her unsuruyla, kolektif bir niyet gibiydi.
Sahada Beşiktaş baskındı, topun yüzde 58’i ondaydı, rakip ceza sahasında daha fazla pozisyon ve gol ihtimali yüzdesi de... Ama skor bir türlü konuşmuyordu. İstatistikle gerçek arasındaki o uzun koridorda maçın asıl hikâyesi yaşandı.
AYRILMAK VAZGEÇMEKTiR
Beckett'in meşhur Godot’yu Beklerken oyununda Vladimir ile Estragon oyun boyunca bekler, bekler, bir türlü ayrılmazlar, çünkü ayrılmak vazgeçmektir. Tüpraş’ta da kimse ayrılmadı, kimse kalkmadı, kimse vazgeçmedi. Kalkmak bu sezonu kapatmak anlamına gelecekti
Beşiktaş için kupa, zirveden uzak geçen bir sezonun tesellisi, elden kalan son kalesi, koca bir sezonun son anlamlı cümlesiydi.
Karşı tarafta ise bambaşka bir hikâye vardı. Konyaspor savunmak için değil, inanmak için çıkmıştı sahaya. Çeyrek finalde Fenerbahçe’yi elemişti zaten, sezonun sürprizi miydi, inancın ürünü müydü tartışılır. Ama bir takımın başında İlhan Palut varsa orada şikâyet olmaz, pes etmek olmaz, pozitif oyun ve bazen mükafatını vermese de bolca sabır olur. Çünkü bazen, istatistikler olasılığı tarif etse de hikayeyi yazmaz, kaderi belirlemez, sen yazarsın. Hatta bazen 90+5’te.
COŞKUDAN ÖFKEYE
Ceza sahası içi mi, dışı mı kararının Riva’dan geldiği o son pozisyonda, VAR dakikalarca inceledikten sonra hakemin penaltı kararını tescil etti. Bardhi’nin golünde Tüpraş’ın coşkusu, önce sessizliğe, sonra yönetime mi Sergen Yalçın’a mı yönelteceklerine karar veremedikleri bir öfkeye dönüştü.
Godot, sonunda geldi. Ama forması yeşil beyazdı. (HÜRRİYET)

Fatih Doğan: "İllüzyon bitti" | Önce Beşiktaş adına durum tespiti yapalım. Siyah-beyazlı taraftar ve camia aralık ayında takım lige havlu attığı için Ahmet Nur Çebi'yi gönderdi. Daha sonra Beşiktaş'ı aralık ayında yarışı bırakan takım olmaktan kurtaracağız diyerek yola çıkan Hasan Arat'ı yıprattı, görevi bırakmasıyla 1 yılı doldurmadan başkanlığa veda etti. Serdal Adalı geldiğinde ocak ayına yine umutsuzlukla girilmişti, bir iki transfer dönemiyle aralık ayında havlu atma sendromuna son verme vaadiyle geldi. Güven, zaman istedi ve Solskjaer'i gönderip takımın başına Sergen Yalçın'ı getirdi. Çebi, "Benim 1 şampiyonluğum ve bir kupam var'' diyerek teselli bulabilir. 11 ay başkanlık yapan Arat, "Şampiyonluğum yok ama bir Süper Kupam var'' diyerek kendini dillendirebilir. Ancak Adalı yönetimi, Sergen Yalçın'ın geldiği süre zarfında vadettikleri birçok hedefi pas geçti.
Yalçın televizyondayken üst perdeden konuştu. Solskjaer ve Bronckhorst'a, "Beşiktaş'ın büyüklüğünden haberleri yok" diye dem vurup yol gösterdi. Anlamlı bir nasihat vardır. 'Büyük lokma ye ama büyük konuşma' diye. Gelinen noktada işin acı tarafı; gelişen bir futbol da yok. Aralık ayında havlu atılan bir lig yarışı, Avrupa'ya erken veda, Türkiye Kupası'nda Konya'ya eleniş... Transfer istediler. İki transfer dönemi geçti. Sergen Yalçın'ın döneminde 57 milyon Euro'luk takviye yapıldı. Sonuç; tabela ortada. Dün tribünler üzüntüsünün yansımasını maç bitimi istifa sesleriyle haykırdı. Sergen Yalçın, Beşiktaş için bir illüzyondu ve bu gösteri dün Dolmabahçe'de kötü sonla bitti. Takımın gerçekçi olmayan hayallere değil doğru adımlara ihtiyacı var. (SABAH)

Cem Dizdar: "Futbolda 20 bazen 120’den büyüktür" | Kupa statüsü yani tek maçlık elemeler, ister istemez deplasman takımını savunma alanında oynamaya zorluyor. Üstelik Beşiktaş 120, Konya 20 milyon Euro’luk piyasa değerine sahip oyuncularla sahadayken... Konya da ilk devre böyle yaptı. Topla daha az oynadı ve yaratamayacağı fırsatları kolladı. Belli ki İlhan Palut’un ilk planı Beşiktaş’ın yapacağı mühim hatayı gözlemekti ki ev sahibi o hatayı yapmadı. Beşiktaş ise ilk devreyi set oyununa ağırlık verip temkinli ve kontrollü davrandı. O nedenle en ciddi gol tehlikesini El Bilal Toure’nin 36. dakikadaki direkten dönen topunda buldu. Yani ülke futbolunda çoğunlukla olduğu gibi ‘nafile bir ilk yarı izledik’ diyen yanlış konuşmuş olmaz. Öyle bir ilk yarı ki, iki takım da rakip kaleyi ne gördü ne buldu!
İddiayı nasıl sürdürecek?
İkinci devre mi? İlkinden farksız. Sadece 80’de Konya hücumunda Enis Bardhi’nin tehlike bile sayılamayacak auta giden vuruşu! Konya’nın işlevsel savunmasına karşı baskılı görünen ama çözümü bulamayan Beşiktaş… Nihayetinde Konya hiçbir şey yapılamayan maçta belki planlamadığı ama beklediğini buldu... Konya finale çıktı. Peki ya Beşiktaş? Bu oyunsuz haliyle gelecek sezonun takımını kurma iddiasını nasıl ve kimlerle sürdürecek? İşte bütün mesele bu.. (FANATİK)

Orhan Yıldırım: "Yeter artık Sergen hoca" | Avrupa’da yok. Ligde yok. Geriye tek hedef kalmıştı: Kupa. Onu da, Sergen hoca ikram etti. Öylesine kritik maça takımı motive edememiş. Sezon bitti sistem yok. İskelet kadro yok. Ara dönemde alınan oyuncuların performansı ilginç. Hepsi zirveden sıfıra indiler. Kendi evinde Beşiktaş kupaya öyle veda edemez. Etmemeli. Şunu da belirtelim. Takım çıkar yüreğini ortaya koyar. Futbol bu kaybeder anlarız. Maalesef Sergen Yalçın ve ekibi formayı yedi, bitirdi! Maçlar kazanılır kaybedilir. Ama kötü futbol!
En kötüsü alışkanlık
İstenmeyen sonuçlar alışkanlık haline geldi. Taraftarın haklı tepkisi dışında isyan eden yok. Orkun böyle gecede ortaya çıkacaksın. Oh, boş kaleye kafayı vuramadın. Toure piyasada yoksun. Rıdvan, Allah aşkına bir topu takım arkadaşlarına ver. Gerisini zaten boşver. Sergen hoca da maçı sadece izledi. Tek doğrusu vardı büyük kurtarıcısı Cengiz’i oynatmadı! Kayıp sezon. Başkan Adalı ve ekibi iyi niyetli. Ama bu kesinlikle yeterli değil. Eğer hoca kendi hala bırakmıyor ise bıraktıracaksın. Yeni sezonun kazanılması bu hamleye bağlı. Yalçın ve ekibi ile Kartal, artık uçamaz. Konyaspor, sakin kaldı. Gücünü akıllı kullandı. Tartışmalı da olsa uzatmada penaltıdan turu geçti. Altın tepside sunulan ikramı geri çevirmedi. (FANATİK)

Bilal Meşe: "Savunma güvenliği sıfır" | Yok arkadaş yok, ne yazsak nafile, Merkez Hakem Komitesi, bildiğini okumaya devam ediyor! Sanırsınız ki, hakemlerin kıtlığına kıran girmiş! Beşiktaş-Konyaspor kupa maçına defolu Adnan Deniz Kayatepe’yi atıyor, olacak iş mi bu? Ne çabuk unuttunuz Fenerbahçe-Rizespor maçını?
Bakın, atadığınız Kayatepe’nin maçın ilk yarısındaki hatalarını biz es geçemeyiz, önyargılı değiliz ama öyle! Asllani, yerde kıvranıyor, maçı devam ettiriyor, hani insan sağlığı bir numaraydı! Hadi bunu geçtik, Agbadou ve Orkun’a çıkardığı sarılar doğru, peki Adil’e niye çıkarmadı? Konyaspor iyi futbol oynuyor, eyvallah, ancak sürekli faul yapıyorlar, Kayatepe oyunu bir türlü kontrolüne alamadı malesef!
Beşiktaş maça hızlı ve baskılı başladı, ne var ki konuk takım ligde oynadığı futbolu biliyoruz, öyle kolay lokma değil. Hem iyi kapanıyorlar, hem de iyi alan daraltıyorlar, bu nedenle de Kartal, pozisyon üretmekte zorlandı. Buna karşın; 36’da Toure cezaalanı dışından sert vurdu, top üst direkte patlarken, 42’de bu kez Oh denedi, kaleci Bahadır tokatladı. Topla oynama yüzdesini elinde bulunduran Beşiktaş, rakibine bu yarıda pozisyon vermedi dersek abartmış olmayız.
Konyaspor, oyun anlayışından hiç uzaklaşmadı, savunmasına kapandı, uzun toplarla fırsatlar kovaladı. Ne var ki, Kartal öyle bir baskı koydu ki, rakibe nefes aldırmazken, bu kez 64’de Orkun’un bir şutu daha direkten döndü. İşin özeti Kartal, konuk takımın o katı savunmasını aşacak çilingiri aradı, bulamadı bu süreçte...
Sergen hoca, 83’de Asllani’yi kenara aldı, Cerny’i sahaya sürdü... Eee siz ailecek baskıya ve hücuma çıkarsanız, Konyaspor’un ekmeğine yağ sürersiniz! Konyaspor’un taktiği belli, kapanacaklar, savunma arkasına atılan toplarla finalin kapısını açacak golü aradılar. Onu da buldular. Olaitan 90 artı 8’de rakibini cezalanına girerken indirdi, hakem beyaz noktayı gösterdi, atışı kullanan Bardhi şık bir vuruşla fileleri havalandırdı ve takımını finale taşıdı.
Valla eğri oturacağız, doğruyu söyleyeceğiz... Evet, Beşiktaş baskıyı ve presi yaptı, oyunu tek kaleye çevirdi, üretti, atamadı, iki topu direkten döndü. Olabilir, peki kardeşim ya savunma güvenliği, sıfır ötesi! Üstelik uzatma dakikaları, rakibe hiç fırsat vermedin, kapansana savunmaya!
Evet, Konyaspor disiplinli oyunuyla, savunma güvenliğiyle, arkaya atılan toplarla finali aradı, onu da uzatma dakikalarında penaltıdan buldu. Konyaspor, alkışı da övgüyü de fazlasıyla hak ediyor, kutluyoruz. Kupayı alırlarsa valla hiç şaşırmam, yakışır... (MİLLİYET)

