
Şampiyonluk yarışındaki rakiplerin üst üste kötü sonuçlar alması ve UEFA Avrupa Ligi'ndeki başarı, Süper Lig'deki kan kayıplarının üzerini örttü.
Beşiktaş, Trabzonspor ve Panathinaikos maçlarını çok iyi oynamamasına karşın kazanmayı bilen, Manisaspor ve İstanbul BŞB. maçlarında farkı açabilecekken 1-0'ı koruma psikolojisi sonucu beraberliğe razı olan, Bursaspor ve Fenerbahçe karşısında yokları oynayan Cimbom, ligin ilk yarısı boyunca 2-3 maç dışında takım savunmasını bir türlü başaramadı. Usta ayaklarının sahneye çıktığı maçları kolay kazandı ama golü erken bulamadığı karşılaşmalarda sıkıntıya girdi ve son dakikalarda bilinçsizce rakip kaleye gitmek isterken kontrataktan gol yedi. Oyunu kendi yarı alanında kabul eden rakiplere karşı farklı galibiyetler elde eden sarı-kırmızılılar, çok adamla saldıran rakiplerle oynadığında oldukça zorlandı ve savunmasının arkasına atılan her top tehlike yarattı.
Frank Rijkaard: Sistemini eksikler nedeniyle mecbur kalmadıkça değiştirmedi. "Rakipten 1 fazla atalım yeter" prensibiyle hareket etti ve tek forvet ısrarından vazgeçmedi. Maç içinde skor ne olursa olsun isimleri değiştirse de sistemle oynamadı. Bu nedenle "B planı yok" eleştirilerine maruz kaldı. Performansı istenen düzeyde olmayan Elano'dan vazgeçmedi. Fenerbahçe maçında kırmızı kart gören Keita'ya verdiği kulübe cezası ve Baros-Nonda ikilisini bir saniye bile yan yana oynatmaması tepki çekti. İstanbul BŞB. maçında Abdullah Avcı gol için forvet alırken, skor avantajını elinde bulunduran Rijkaard, geri çekilen takımını ileri çıkaramadı ve bir puana razı oldu.
Leo Franco: La Liga'da 10 sezon ter döktü ancak Türkiye'deki performansı beklentileri karşılayamadı. Geçen sezon beğenilmeyip gönderilen İtalyan De Sanctis'ten farkı olmadığı yorumları yapıldı. İlk yarıda kalesinde 21 gol gördü, zaman zaman basit hatalar yaptı. Bazı maçlarda savunma oyuncularıyla iletişim sorunu yaşaması da gözlerden kaçmadı.
Aykut Erçetin: Kale için fizği en müsait oyunculardan Aykut. Aynı zamanda Türk futbolundaki yabancı çılgınlığından en büyük zararı görenlerden. Leo Franco kötü de olsa ilk 11'de yer alması zor gözüküyor.
Sabri Sarıoğlu: Başkan Adnan Polat'a göre Galatasaray'ın bu sezonki en iyi transferi. Bu sezon agresif tavrından eser yok. Taraftarla ve rakip oyuncularla tartışmaya girmeyerek, futboldan başka konularla gündeme gelmiyor. Sağ kanadı çok iyi kullanıyor ve takımını atağa çıkarmayı başarıyor. Önceki yıllarda ofansa önem verip defansı unutuyordu ama bu sezon savunmada da önemli işler yapıyor. Sürati büyü avantajı ama ortalardaki başarısızlığı devam ediyor.
Uğur Uçar: İlk 11'in vazgeçilmezi durumundayken Konyaspor maçında geçirdiği talihsiz sakatlık nedeniyle uzun süre sahalardan uzak kaldı. Sezona sağlam döndü ancak Sabri'nin müthiş futbolu en büyük şanssızlığı oldu. Forma giydiği maçlarda istekli futboluyla dikkati çekse de ilk 11'e girmesi için yeterli olmadı.
Servet Çetin: 2007-2008 sezonundaki şampiyonlukta önemli pay sahibiydi. Takımı geçen sezon hayal kırıklığı yaşamasına rağmen ayakta kalan ender oyunculardandı. Marsilya'ya transferi son anda gerçekleşmemesi Servet'in futbolunu etkiledi. Geçtiğimiz yıllarda Emre Güngör ve Emre Aşık'la yakaladığı uyumu, Gökhan Zan'la yakalayamadı.
Emre Aşık: İhtiyaç duyulduğu her zaman görevini yerine getirdi. Tecrübeli futbolcu, forma giydiği maçların hepsinde Rijkaard'ın mahcup etmedi. 36 yaşında olmasına rağmen kendisine duyulan güveni kaybetmedi.
Gökhan Zan: Bonservis bedeli olmadan transfer edildi ancak sürekli sakatlanması kafalarda soru işareti oluşturdu. Korkulan oldu ve sakatlığı nedeniyle 7 maçta takımını yalnız bıraktı. Forma giydiği karşılaşmalarda sırıtmadı ancak bir türlü taraftardan alkış alacak düzeye de gelmedi.
Emre Güngör: Galatasaray'ın son şampiyonluğunda önemli rol oynadı. Geçen sezon sakatlık kabusundan kurtulamadığı için etkisiz kaldı. Bu sezon yeniden doğması beklenirken sakatlıklar yeniden yakasını bırakmadı. İhtiyaç duyulduğu anlarda sakattı. Devre arasında veya sezon sonunda bileti kesilmesi kuvvetle muhtemel.
Hakan Balta: Soğukkanlı olması en büyük avantajı. Savunma görevinin yanında sol kanattan yaptığı bindirmeler ve isabetli şutlarıyla, Türkiye'de her hocanın kadrosunda görmek istedeği futbolculardan. Yine de Galatasaray'daki ilk 1,5 sezonu ile bu sezon ortaya koyduğu futbol arasında çok fark var.
Caner Erkin: Hakan Balta ve Harry Kewell'ın arkasında yedek kulübesinin gediklisi oldu. Zaman zaman formayı kaptı ancak uyum sorununu aşamadı. Son olarak Trabzonspor maçında bulduğu ilk 11 şansını çok iyi değerlendirdi. Sol kanattan güzel bindirmeler yaptı, sergilediği ofansif futbolla göz doldurdu.
Alparslan Erdem: Son olarak Trabzonspor maçında ilk 11'de sahaya çıktı. Heyecanı futboluna yansıdı. Yönetim ve teknik ekibin ileride çok şey beklediği genç oyuncu, forma şansı bulduğu karşılaşmalarda göz dolduramazsa gönderilecek.
Ayhan Akman: Geçtiğimiz yıllarda ota sahanın ayakta kalan tek ismiydi. Bu sezon ise yaptığı basit hatalarla şaşırttı. Forma yarışında yeni transfer Mustafa Sarp'a yenildi. İlk 11 başladığı maçların neredeyse hepsinde beklentileri karşılayamadı. Rijkaard'ın 'önde basma' isteğini tam anlamıyla yerine getiremedi.
Mehmet Topal: Ön libero görevinin yanında ihtiyaç duyulduğu anlarda stoperde de oynayabilmesi en büyük avantajı. Sezona sakat başladığı için maçları kaçırdı ancak iyi çalışıp formasını kaptı. Defansif özelliğiyle ön plana çıksa da ofansa daha çok katkı yapması gerekiyor.
Mustafa Sarp: Galatasaray'da en büyük sürprizi Mustafa Sarp yaptı. Bursaspor'dan transfer edildiğinde 'iyi bir yedek' olarak görülüyordu, ilerleyen haftalarda ilk 11'in vazgeçilmezi olduğunu gösterdi. Mehmet Topal gibi savunma görevini yerine getiriyor ancak ofansa gereken desteği vermiyor.
Tobias Linderoth: Tam 2,5 yıldır Türkiye'de olmasına rağmen vaktinin çoğunu sağlık merkezinde geçirdi. İhtiyaç duyulan anlarda ortada yoktu. Rijkaard her fırsatta forma şansı verdi ancak sık sık sakatlanarak uzun süre sahalardan uzak kalması nedeniyle bekleneni veremedi.
Barış Özbek: Feldkamp'ın Türk futboluna hediye ettiği genç futbolcu, Frank Rijkaard'ın gözüne girmek için çok çaba sarfetti. Bazı maçlarda 18 kişilik kadroya dahi alınmadı ama pes etmedi. Antrenmanlarda ve forma giydiği son haftalarda ortaya koyduğu performans, Hollandalı'nın gözünden kaçmadı. Gereksiz kart görmesi devam ederse bulduğu şansı kaybedebilir.
Abdul Kader Keita: Transferi günlerce dümdemin tepesinden inmeyen Elano nedeniyle basında gereken etkiyi bulmadı. Yeşil sahada yeptıklarıyla bir anda sarı-kırmızılı taraftarların gözbebeği olmayı başardı. Sürati ve yetenekli bilekleri sayesinde rakip sol bekleri zor durumda bıraktı. Gerektiğinde savunmasına da yardımcı oldu. Fenerbahçe maçında gördüğü kırmızı kart nedeniyle Rijkaard'ın gözünden düştü. Bir süre yedek kulübesinde beklemek zorunda kaldı. Galatasaray'ın şampiyon olması için Keita'nın sezon başındaki futboluna dönmesi gerekiyor.
Elano Blumer: Transferi Türkiye'yi ayağa kaldırdı. Forma giydiği maçlarda hayal kırıklıüğı yaşattı, "adaptasyon sorunu" dendi. Kötü futbolunu sürdürünce "Sürekli 11'de oynatılmadığı için kapris yapıyor" dendi. Çok pas hatası yaptı, 90 dakika içinde 1-2 milimetrik pas dışında yokları oynadı. Son maçlarda biraz kıpırdansa da maliyetinin hakkını veremedi. Vukuatlı yıldız Lincoln'ün gölgesinde kaldı.
Harry Kewell: Her maç daha iyi bir performans ortaya koydu. İlerlemiş yaşına rağmen Arda ile birlikte taraftardan en çok alkış alan futbolcu. Ligde kaydettiği 9 golle, Galatasaray'ın en skoreri olmayı başardı. Elano transferi nedeniyle yedek kalacağı düşünülürken, sergilediği futbolla Rijkaard'ın vazgeçilmezlerinin başında geliyor. Kaydettiği gollerle ligde takımına 11 puan kazandırdı.
Arda Turan: Sezon öncesi yönetim tarafından 10 numaralı forma ve kaptanlık onuruna erişti. Süper Lig'e müthiş başladı, gol attı ve attırdı. İlerleyen haftalarda özel hayatı nedeniyle gündemden inmedi. Sürekli eleştirilmesi futboluna da yansıdı. Kaptanlığı kaldıramadığı, bu nedenle inişli-çıkışlı grafik çizdiği iddia edildi. Zor günler geçirdi ancak yönetim ve teknik ekip arkasında durdu. Bu destekle performasını yükseltmeyi başardı. Takımın en etkili ayağı olmasına rağmen Galatasaray'a kupalar kazandırmak için daha çok görev alması şart.
Aydın Yılmaz: Herkes O'ndan çok şey bekliyor. Takımda 'geleceğin yıldızı' muamelesi görürken, Aydın henüz yeteneklerini sahaya yansıtamadı. Rijkaard'dan fazlasıyla şans buldu ancak 'bal yapmayan arı'dan öteye gidemedi. Bu sezon 1-2 maç dışında yokları oynadı, kendisinden 'yeni bir Arda' bekleyenleri şaşırttı.
Milan Baros: 2008-2009 sezonunu gol kralı olarak tamamladı ancak yeni sezona kötü başladı. Bir süre sonra toparlanıp gollerine yeniden başlaması Rijkkard ve ekibini rahatlattı. Takımının sıkıştığı anlarda ilerde ayağında top tutması ve son vuruşlardaki başarısı en büyük artısı. Fenerbahçe derbisinde Emre Belözoğlu ile girdiğ ikili mücadele sonucu sakatlanması sarı-kırmızılı takımın en büyük talihsizliği oldu.
Shabani Nonda: Otoritelerin ortak görüşü; 'Ciddi sakatlığı olmasaydı Avrupa'da çok iyi bir takımda oynardı'. Baros'un yedeği konumundayken çok iyi işler yaptı. Forma şansı verildiğinde gollerini sıraladı, takımını rahatlattı. Çek yıldız sakatlandıktan sonra ise bir anda performansı düştü, gol orucuna girdi. Yeniden sakatlanınca Galatasaray forvetsiz kaldı.