Hayal mi gerçek mi?: Arsenal

Dünya Kupası arasına girerken İngiltere Premier Lig’de kulüp tarihine bakılınca sürpriz olmayan ancak zirvede olması pek çoklarını şaşırtan bir ekip var: Arsenal

NTV Spor 16.11.2022 - 21:43 | Son Güncelleme: 16.11.2022 - 21:50
YAZI: KUTLUHAN KOCADAĞ

“Kulübe 5 senelik planımdan söz ettim. Arteta ve yönetime, ‘Beyler, 2022-23 sezonu bizim çok daha iyi olacağımız sezon. Sabırlı olmamız lazım… Herkesi gönderip yerine yenilerini alamayız, sürece ihtiyacımız var. İyi kararlara ve cesarete ihtiyacımız var. Oyuncularla ve menajerlerle alakalı zor anlarımız olacak ancak plan bu.’”

Sezon öncesi yaz kampının son günlerinde The Athletic’ten James McNicholas’a konuşan Arsenal Sportif Direktörü Edu Gaspar, Mikel Arteta’yı takımın başına getirdiği süreçten işte bu sözlerle bahsediyordu.

5 sene, futbol severlere Jürgen Klopp’un Liverpool’un başına geçerken istediği süreyi hatırlatıyor olabilir. Ayakları yere basan bir yapının sıfırdan kurulması için gerekli sürenin 5 yıla tekabülü, yalnızca Alman teknik adamın başardıklarıyla değil, birçok başarıya imza atma potansiyeli olan Arsenal’ın vadettikleriyle de kanıtlanabilir.

Kimisi için uzun olabilecek bu süre, Premier Lig’de belli hedefleri olan takımlar için kabullenilmesi gereken bir süreç. Öyle ki tek örnek Klopp’un Liverpool’u değil. Pep Guardiola, 2 Temmuz 2016 tarihinde Manchester City’ye imza atarken Maviler’in ondan beklediği, takımı Avrupa’nın zirvesine çıkarmasıydı. Pep ve City’nin Şampiyonlar Ligi finali oynadığı tarih, Haziran 2021’e yani 59 aylık sürecin sonuna tekabül edecekti.

Bu denli öne çıkan, İngiliz ve Avrupa futboluna damga vuran öte yandan örnek alınan yapılar ele alınınca Arsenal, 5 senelik plana sadık kalarak yoluna devam ediyor denebilir. Zira 2022-23 sezonunu işaret ettiğini belirten açıklamada Edu; geçen sezonun sonunda kaçan ilk 4 ve Şampiyonlar Ligi biletinin, projeyi bir sene ileriye atacağını ancak bu fırsatı kaçırdıklarını vurguluyor.

Kulüp kültürüyle, Arsene Wenger döneminde gelen başarılarla ve Emirates gibi devasa bir stadyuma geçişle beraber Arsenal adına başarının tanımı yıllar içerisinde revize oldu. Takım adına bilhassa 21. yüzyılın ilk yıllarından itibaren Şampiyonlar Ligi’nde var olmak ritüeldi. Ancak Wenger’in ayrılışı, izlenen yanlış transfer politikaları, Emery dönemi ve Arteta’ya geçiş süreci, takımı Avrupa futbolunun en önde gelen arenasından beş seneden fazladır mahrum bırakmış durumda.

Bu açıdan bakılınca projede yükselişe geçiş sezonunun, Şampiyonlar Ligi’ne dönüş sezonu olarak projeksiyona yansıtılması gayet anlaşılabilir. Nitekim Arsenal, 2022-23 sezonuna yaptığı sansasyonel başlangıçla kamuoyu gözünde ilk 4’ten daha fazlasını vadediyor. Peki son 5 sezonun 4’ünde şampiyon olan Manchester City’nin bu sezonki en ciddi rakibi olarak görünen Topçular için şampiyonluk hayal mi gerçek mi?

“Odaklandığımız şey, her gün daha da iyi futbol oynamak. Yarın, Chelsea’ye karşı olduğumuzdan daha da iyi olmak istiyoruz.”

2-0 kazanılan Wolverhampton deplasmanı öncesi Mikel Arteta’nın yaptığı açıklamalar bu şekildeydi. İspanyol teknik adam, şampiyonluk seslerinin kamuoyu ve basında yankılanmaya başladığı günden beri genç takımı üzerinde baskı kurmayacak şekilde demeçler vermeye özen gösteriyor. Öyle ki 3 sezondur inşaat halinde olan Arsenal kadrosu henüz son halini almış değil. Takımın yaş ortalaması hala 25’in altında ve yıldız statüsünde varsayabileceğimiz oyuncular; baskı altında oynama, şampiyonluk için mücadele etme gibi hadiseleri henüz tecrübe etmediler. Bu açıdan bakınca Arteta’nın ekibinin, rakipleri City’den en büyük eksiği belki de tecrübe.

Arsenal’da geçirdiği 151 maçlık süreçte 1.93 puan ortalaması yakalayan İspanyol menajer, sadece bu sezon çıktığı 20 Premier Lig + Avrupa Ligi maçında 2.6 puan ortalaması yakalamış durumda. Aaron Ramsdale’dan Gabriel Jesus’a, Martin Ödegaard’dan Ben White’a kadar kendi döneminde yapılan neredeyse her transferden verim alan Arteta’nın Arsenal üzerindeki en büyük etkisi, oyuncularına katma değer sağlıyor olması. 5 yıllık projenin yükselişe geçişi olarak planlanan 2022-23’te takımın temel yapıtaşı olması beklenerek yapılan hiçbir transfer şu ana kadar beklentinin altında kalmış durumda değil. Öyle ki bu sezon Arsenal, Premier Lig’de 3 oyuncusunun birden 5+ gol attığı 2 takımdan biri (Gabriel Jesus, Gabriel Martinelli, Martin Ödegaard, diğer takım Liverpool).

Söz konusu katma değer, Arsenal’ın her geçen hafta daha da sağlam bir oyunla rakiplerine karşı galibiyetler almasını sağlıyor. İlk 14 haftada 12 galibiyet elde eden Topçular, menajerlerinin belirttiği gibi maç maç ilerliyor. Bu husus, geçtiğimiz sezonki Milan’ı veya 2013-14 sezonundaki Atletico Madrid’i anımsatabilir. Bu takımlar da güçlü favori olmadıkları bir sezonda mutlu sona ulaştılar. Bilhassa Milan, kadrosu itibarıyla Arsenal’la benzerlik kurulabilecek bir yapıya sahip ancak bu noktada rakip takımlardaki profil farklılıklarına dikkat çekmek gerek.

Milan her ne olursa olsun kadrosunda defolar olan ve teknik adamını yeni kaybetmiş bir Inter’le mücadele içindeydi. Arsenal ise son 5 sezonun 4’ünde aynı menajerle şampiyon olmuş, kadrosunda neredeyse her mevkiide süper yıldız bulunduran bir makineyle karşı karşıya.

Her ne kadar Premier Lig tarihinde ilk 14 maçı 37 veya daha fazla puanla geçen her takım şampiyonluk yaşamış olsa da Manchester City’nin yakın tarihte Liverpool’a yaşattığı hüsranlar unutulmamalı. Liverpool, uzun yıllar süren hasretine 97 puan topladığı sezonda son verememiş ve şampiyonluk için bir sezon daha beklemek zorunda kalmıştı. Geçen sezonsa tarihi bir final haftası yaşanmış ve Kırmızılar, 92 puan toplamasına rağmen sezonu City’nin 1 pun arkasında tamamlamıştı.

Arsenal’ın performansını övüp 5 senelik planın işleyiş hızına ve sürecin yönetiliş biçimine hayranlıkla bakarken bu ayrıntıları atlamamak ve Manchester City’nin varlığının yaratacağı psikolojik baskıyı es geçmemek lazım. Öyle ki sezon başında kendi çevreme söylediğim bir sözü paylaşmam gerekirse, “Evet, Arsenal iyi başladı ama City ve Erling Haaland öyle bir durumda ki hayal kurdurmuyorlar.” Bunu sezonun ilk 5-6 haftasının sonunda söylediğimi hatırlıyorum. Şimdi gelinen nokta ise “Arsenal öyle iyi devam etti ki şampiyonluk için en azından hayal kurmaya başladı.”

5 senelik planın ilk ileri adımı olarak görülen ve nihayetinde Şampiyonlar Ligi biletinin kafi görüldüğü 2022-23 sezonunda kaçan şampiyonluk, Arsenal yönetimini ve taraftarını üzmeyecektir, bu kesin. Ancak şayet hayali kurulmaya başlanan şampiyonluk gelirse işte o zaman Topçular için All Or Nothing belgeselinden çok daha şaşaalı belgeseller çekilecektir.

Sayfa Yükleniyor...