Yukarı Çık

Üst klasmanda 7 mühendis hakem!

Google'da NTV'yi tercih et
Üst klasmanda 7 mühendis hakem!

TFF Üst Klasman ve FIFA kokartlı hakemlerlerden mühendis, öğretmen ve diş hekimi gibi farklı mesleklerden isimler var. Üst klasmanda 7 mühendis, hakemlik yapıyor.

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Üst Klasman ve FIFA kokartı taşıyan hakemler arasında, mühendis, öğretmen, diş hekimi gibi farklı mesleklerden isimler bulunuyor.

Ligde düdük çalan hakemlerin hepsi, hakemliğin yanı sıra kendi mesleklerini de icra ediyor. 30'u üst klasman, 7'si de FIFA kokartlı olmak üzere toplam 37 hakemin arasında 7 kişi mühendis olarak dikkati çekiyor. Hakemler arasında en fazla yapılan ikinci meslek ise 4 kişiyle öğretmenlik.

FIFA kokartlı hakemlerden Bülent Yıldırım yöneticilik, Cüneyt Çakır sigortacılık, Fırat Aydınus ve Hüseyin Göçek mühendislik, Halis Özkahya ve Yunus Yıldırım öğretmenlik, Tolga Özkalfa ise diş hekimliği yapıyor.

Üst klasman hakemlerinden ise Abdullah Yılmaz ve Deniz Çoban öğretmen, Ali Palabıyık memur, Aytekin Durmaz, Barış Şimşek, Mete Kalkavan, Tayfur Özkan ve Volkan Bayarslan mühendis, Çağatay Şahan akademisyen, Deniz Ateş Bitnel ve Mustafa Aydın yönetici, Ferdi Uludağ, Murat Türker, Özgür Yankaya ve Serkan Çınar eğitimci, Hakan Ceylan ve Kutluhan Bilgiç pazarlama, Hüseyin Sabancı, Koray Gençerler ve Suat Arslanboğa ticaret, İlker Meral eczacı, Mustafa Öğretmenoğlu muhasebecilik, Mustafa İlker Coşkun danışmanlık, Mustafa Kamil Abitoğlu turizm, Özgüç Türkalp gayri menkul proje yönetimi, Süleyman Abay grafiker, Taner Gizlenci spor, Mürvet Sezer serbest, Kuddusi Müftüoğlu müteahhit ve Yaşar Kemal Uğurlu da sigorta sektörlerinde mesleklerini sürdürüyor.

ÜST KLASMAN HAKEMİ ÖZGÜÇ TÜRKALP
TFF üst klasman hakemlerinden Özgüç Türkalp, futbolun altın bir anahtar olduğunu ve futbol camiası içinde yer alanların tanınır insanlar olduğunu belirterek, bunun iş hayatında avantajları olduğu kadar, dezavantajlarının da olduğunu söyledi.

Türkalp, meslek hayatı ve hakemlik yaşantısıyla ilgili, ilk iş tecrübesine Futbol Federasyonunda atıldığını belirterek, "Federasyonda geçen 5 yıllık süreçten sonra emlak işine girdim ve kendi işimi yapmaya başladım. Daha sonra işi büyüterek kendi şirketimi kurdum. Gayrımenkul proje yönetimi işiyle uğraşıyorum. Öncelikle herkes bizi hakem kimliğimizle tanıyor. Emlakçılığa başladığımda çok zorlandım çünkü herkes beni hakem Özgüç olarak tanıyordu. Zaman içinde ortaya koyduğumuz çalışmalarla ismimizi bir yere getirdik ve emlakçı Özgüç olarak bilinmeye başladım" dedi.

Hakemliğin getirdiği tanınırlığın iş yaşantısında bazı dezavantajlar yarattığını ifade eden Türkalp, "Futbol altın bir anahtar ve futbol camiası içinde yer alanlar tanınır insanlar. Bunun, iş hayatında avantajları olduğu kadar, dezavantajları da oluyor. Örneğin herkesle muhatap olamıyorsunuz ve çalışacağınız kişilere ayrıca dikkat etmeniz gerekiyor. Çünkü belli konulara dikkat etmelisiniz ki, dedikodulardan uzak kalasınız. İsminizin biliniyor olması, tanınıyor olmanız mutlaka avantaj sağlıyor. Siz istemeseniz de tanınıyor olmanız karşınıza çıkıyor. Bu futbolcu için de, antrenör için de, yönetici için de aynı" diye konuştu.

"Hakemler ve futbolcular, iş hayatlarında birbirlerinden yardım alırlarsa, bu spor kamuoyu tarafından nasıl karşılanır" şeklindeki bir soru üzerine ise Türkalp, "İşler kötü giderken kamuoyunun veya camiaların hazır olunmadığını herkes anlıyor. Bu işler iyi günde çok sorgulanmıyor. Olayların altında bir şeyler aramayı bırakmalıyız. Yine de ben elimden geldiğince 'bir şey olmaz' demeden kendimi korumaya çalıştım. Hakemler kendilerini hep korumak zorundalar. İyi ilişkiler kurmak da, insanların birbirini tanıması da karşılıklı güvenle başlıyor. Daha sonra önyargılar da kendiliğinden kırılıyor. Hakemlik hep bazı şeyleri önlemek üzerine kurulmuş. Özel hayatınızda da bu böyle oluyor. Herkes her şeyden nem kaptığı için dikkat etmekte fayda var" şeklinde konuştu.

Türkalp, hakemliğin yanı sıra Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği Ankara Şube Başkanlığı'nı yürüttüğünü ve kendi mesleğini yaptığını hatırlatarak, "Çok yoğun bir süreç yaşıyorum. Dernek başkanlığım Şubat ayında başladı. Kendi mesleğimle ilgili şirketi ise 2011 yılının Aralık ayında kurdum. Açıkçası hepsi arka arkaya geldi. Şu anda maçlar, dernek ve iş hayatı bana gerçekten yorucu bir dönem yaşatıyor. Kendi işim de oturarak yapabildiğim bir iş olmadığı için hepsi birleşince iyi bir zaman alıyor ve zorluyor ama çalışmak gerekiyor" diyerek sözlerini tamamladı.