"Milli ve yerli noktasında hedefi vuramıyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuk olduğu %100 Futbol Özel’de tesisleşme konusuna değindi ve "Türkiye'nin sorunu fiziki mekanlar sorunu değil, Türkiye bunu aştı. Ancak sporcu konusunda milli ve yerli noktasında maalesef hedefi vuramıyoruz" dedi.

NTV Spor

12.11.2017 - 19:14 | Son Güncelleme: 12.11.2017 - 21:53

MURAT KOSOVA: Uluslararası spora ve atletizme, amatör sporlara gelmişken; basketbola değinmemek olmaz. Dünya basketbolunun yetiştirdiği en büyük yıldızlardan Hidayet Türkoğlu, Danışmanlık görevi de yapıyor. Yıldırım Demirören futbol konusunda sizinle ilgili anekdotlar geçtiler.

YILDIRIM DEMİRÖREN: TFF, Sayın cumhurbaşkanımız Türk sporu için büyük bir şans. Hem futbola hem spora yaptıkları ortada. Futbol federasyonu başkanı olarak bugüne kadar federasyonun her başarısının arkasında sayın cumhurbaşkanımızın şahsi desteği muhakkak vardır. Sayın Cumhurbaşkarımızın himayelerinde ve devletimizin garantörlüğünde 2024'ü muhakkak kazanacağımızı düşünüyorum. Çünkü Türkiye'nin futbola son bir kaç senedir yaptığı yatırımı dünyada hiçbir ülke yapmadı. Yapamazda. Türkiye'deki yeni statların yaş ortalamasına bakarsanız, 1.5 veya 2 yaş. Bu, Avrupa Şampiyonası için büyük ve önemli bir olay. Onun için sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde bu şampiyonayı da alacağımızı düşünüyorum. Zaten Vodafone Park, Süper Kupa finalini aldık. 2020 Şampiyonlar Ligi finaline adayız. İnşallah alacağız.

HİDAYET TÜRKOĞLU: Çok şanslı bir ülke olduğumuzu herkesin bilmesi gereker. Sayın Cumhurbaşkanımız her fırsatta hem sporcularla hem de yönetimsel anlamında herkesle iyi ilişkileri olan sporun daha ileride olması için emek sarfeden birisi. Bazen biz bile kendisine söylemeden kendisi bize maç skorları ve gidişatı söyleyen bir cumhurbaşkanı. Her fırsatta hem sporu hem spor cumaisanın yanında.

MURAT KOSOVA: Stat, tesis gelişimi açısından Avrupa Şampiyonası için en avantajlı ülkeyiz. Maalesef, Milli Takımlar için yeni jenerasyonlar için biraz beklememiz gerekecek. Oynama süreleri basketbolda da aynı. Fenerbahçe, EuroLeague; Galatasaray EuroCup şampiyonu oldu. Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi'nde fırtına gibi esiyor. Ama bunu maalesef milli başarıya taşıyamadık.

"TÜRKİYE'NİN SORUNU FİZİKİ MEKANLAR SORUNU DEĞİL"

RECEP TAYYİP ERDOĞAN:
Bu konu çok çok hassas. Bu şunu gösteriyor; milli ve yerli noktasında maalesef hedefi vuramıyoruz. Türkiye'nin sorunu fiziki mekanlar sorunu değil. Türkiye bunu aştı. Hakikaten, başkanının da söylediği gibi dünyada o fiziki yapılanma, okullar hariç, hiçbir yerde yok. Bizim, burada Hidayet kardeşimle de bunu konuşuyorum. Hidayet Kardeşim yapacağın en önemli şey şu. Milli Eğitim Bakanlığımızla beraber orta öğretimden üniversiteye kadar buralarda süratle biz kapalı spor salonlarına ağırlık verelim ve buralarda özellikle baskette bu işi geliştirelim. Bunu yapmamız lazım.

Eskiden bizim İETT voleybolda çok güçlüydü. İTÜ basketbolda çok çok güçlüydü. Bunu Amerika'da falan dikkat edilirse, kolejler işin başını çekiyor. Bütün projelerde orta öğretimde ve ünivertitelerde bunu yaygınlaştırmaların hesabı içerisindeyiz. Üniversiteler arasında da bu müsabakaların yapılmasını istiyoruz. Yurtlar, okullarda kapalı spor salonları yapıyoruz. O enerjiyi bir yere vermesi lazım. Modern tesisleri yaparak buraları halledelim diyoruz.

"2011'DE OKUL SPOR FAALİYETLERİNE KATILAN SAYISI 529 BİN, 2017'DE 2 MİLYON 225 BİN"
Zaten şu anda lisanslı sayısı dönümemizde çok arttı. Rakamlara bakarsak, çok ciddi bir artış var. Bu artış devam ediyor. Bunu orta öğretimde başlatır da üniversitede devamı olursa, tesisler olarak da yurtlarımız ve okullarda olursa, 2002'de göreve geldiğimizde 848 bin. Şu anda 8 milyon 105 bin. 10 kat arttı. Tesislerle beraber arttı. Tesisleri yaptıkça, sporcu sayısı artıyor. Bunlar bu dönemde yapılırken derdimiz gençliğimizi hazırlayalım. Bu genç nüfusuz diye konuşuyoruz tamam da gencin önünü açacaksın. İmkanları hazırlayacaksın. Geçenlerde Hidayet kardeşimizle konuştuk. Bir şey daha yapman lazım. Belediyelerle irtibatı kurup mahalle aralarına potaları koyacaksınız. Gençler, hemen oraya uğrayıp basket atacak. Bunların sorumlusu belediye olacak ve bunların bakımlarını yapacak. Amerika'daki şey o. Okul spor faaliyetlerine katılan sayının 2011'de 529 bin, 2017'de 2 milyon 225 bin. Keşke 2002'yi de çıkarabilsek. Rakam o zaman daha geri gidecek. Ortalama 1'e 10 gibi bir artış söz konusu. Basketbolda çok daha çabuk mesafe kaydederiz. Şu anda 80 milyon nüfusumuz var. Bir Sırbistan veya Slovenya'ya bakın. Bunlar nasıl bu mesafeyi katettiler. Bu işi görüşerek, örneklemeler yapmak suretiyle... Demek ki bizim zemin müsait. Bir yerde demek ki; eksiğimiz var. Neyse bu eksiğimizi öğrenip, gidermek lazım. Yüzmede aynı şey yapılabilir.

"PROFESYONEL DE YAPILMASI GEREKENLERİ YAPTIK; ASIL TEŞVİĞİN AMATÖRDE YAPILMALI"
MURAT KOSOVA:
Sınav sistemi değişti. Liseye geçişte, sporculara bir avantaj sağlanacak mı?
RECEP TAYYİP ERDOĞAN:
Her şeyi A'dan Z'ye her şeyi bilme noktasında değilim ama siz Milli Eğitim Bakanımıza zaten mesajı vermiş oluyorsunuz. Onun değerlendirilmesini mesleki noktada bir çok şeylerin sporda vs katkısı olacağını biliyorum ama hangisinde ne kadar olacağını bilmiyorum. Anormal bir şey değil. Tam aksine normal bir şey. Sporla eğitimin birleşmesi ekstra özellik olduktan sonra bunun acaba o imtihana yansıması nasıl olacak? Bunlar önemli. Burada yüzmede özellikle bizim de arkadajlarla konuşuyoruz, devlet olarak teşviklerimiz ne olacak.

Şundan yanayım. Profesyonel de biz yapılması gerekenleri yaptık. Asıl teşviğin amatörde yapılması gereğine inanıyorum. Oradaki lisanslı sporcularımız çok daha fazla. Olimpiyatlar vs.. baktığınız zaman akla amatör sporlar geliyor. Bu amatör sporları bizim teşvik için buradaki elimizdeki imkan da bu noktada çok çok fazla. Buraları teşvik etmemiz çok önemli. Yüzmeyi, attelizmi, basketbol, voleybol, tenis dalları... Bütün bu branşlarda bu işi ciddi manada artırmamız lazım. O konularda okullar büyük önem arz ediyor. okullarla bu işi koordineli yürütmek lazım. Bunu Federasyon başkanlarıyla koordineli götürdüğümüzde, bakıyorsunuz hangi üniversitedin kürek takımı... Uluslurarası alanlarda bu tür kürek yarışları yapılıyor. Oxford ve Cambridge o konuda çok çok şöhretli. Bizim de imkanlarımız fazla. Göllerimiz var. Haliç'de bu tür yarışlar yapıldı. Sapanca'da da yapıldı. Türkiye cazibesini buralara rahat rahat kanalize eder.

"KLASİK OLAN GEÇMİŞTEKİ FORMALARIMIZ ÇOK DAHA FARKLIYDI"
RIDVAN DİLMEN:
Milli Takım formasına saygı duyuyorum. Ama sanki bizim dönemimizdeki forma daha iyi gibiydi. Siz nasıl düşünüyorsunuz? Size göre hangisi olmalı?

RECEP TAYYİP ERDOĞAN:
Takdir benim değil. Takdir TFF'de. Şimdi bir de sponsor var. Klasik olan geçmişteki formalarımızın hakikaten çok daha farklıydı. Brezilya da yeni yeni değiştirmeye başladı. O da değiştirmiyordu. Biz yine de oralara takılmaktan çok, bunlar çok çok farklı (eski formaları gösteriyor), TFF'nin özellikle tercihi kendine ait.

RIDVAN DİLMEN: Egeliyim. İzmir'i de çok seviyorum. İzmir'de statlarda biraz geç kaldı. Yerel bürokrasiye takıldığını biliyorum. Ciddi şekilde, Alsancak, Karşıyaka, Göztepe gibi statlar yapılıyor. Mevcut Atatürk Stadı var. Alsancak, Altayla ilgili tarihi bir stat. İsmiyle ilgili oranın tarihi isimlerinden bir tanesi Mustafa Hoca'dır. Fatih Hoca'nın ismi kondu. Şenol Hoca'nın da ismi de Trabzon'da kondu. Alsancak'ta da isimler daha belli değildir. Alsancak Mustafa Denizli Stadı olabilir mi?

RECEP TAYYİP ERDOĞAN: Altay'da Mustafa Hoca semboldür. Alsancak Mustafa Denizli Stadı neden olmasın? Ben Mustafa Hoca'yı Altay'da tanıdım. Orada, sonraki dönemleri daha farklı ama ilk şöhreti orada. Doğum yeri de İzmir Çeşmeli. Yakışır. Sol ayağı tartışılmaz. Öyle bir sol ayak vardı onda. Bizim yerliler arasında kornerden gole en yakını Mustafa Hoca'ydı.

Mustafa Denizli: Cumhurbaşkanımız, belediye başkanlığı döneminden tanıdığım bir insan. Futbolun içinde olan bir insan. Hem sahanın içinde hem de dışarıda futbola yön verenleri yönetenleri ve özellikle de fiziki durumları çok yakından takip eden bir insan. Hem sevvinç hem hüzün günlerinde telefonun bir ucunda olması, seni hatırlaması hem sevincini hem hüznünü paylaşması beni en fazla etkileyen tarafı o.

-KULÜP BAŞKANLARINDAN TAYYİP ERDOĞAN SÖZLERİ-

MURAT KOSOVA:
Ligimizde enterasan bir yarış var. Ve yarışın içindeki başkanların sözü var? Onların sözleri?

Dursun Özbek: Her şehirde aşağı yukarı çok modern tesisler yapıldı. Dünya çapındaki her türlü organizasyonu artık Türkiye alabilecek kapasitede. Bunun için sayın Cumhurbaşkanına teşekkür etmek lazım. Tabi kendisi de futboldan geliyor. Futbola büyük önem veriyor. Hiç bir kulüp yok ki; sayın Cumhurbaşkanına gitsin de derman bulamasın. Bütün spor kulüpleri, özellikle futbol kulüpleri için büyük bir şans.

Aziz Yıldırım: Kulüplerin bütün sorunları, Kulüpler Birliği üzerinden gidildiği ve dertler anlatıldığında, bu dertleri her zaman çözüm bulmak için kanunlar çerçevesinde destek olmuştu. Bundan dolayı şahsım kulübüm adına Kulüpler Birliği döneminde yaptığım çalışmalarda da bu yardımları destekleri gördüğüm için ayrıca teşekkür ediyorum. Esas Cumhurbaşkanımızın bu ülkeye yapmış olduğu katkı, FETÖ ve örgütleriyle yaptığı mücadeledir. Bunu her yerde söylemeye mecburuz. 15 Temmuz'da sayın Cumhurbaşkanının etrafında bu direniş olmasaydı Türkiye Cumhuriyeti belki tarihde yok olmuş olacaktı. Esas başarısı, söylememiz gereken budur. Sporda sayın Cumhurbaşkanı kulüplerin dertlerini çözmüştür, çözmeye devam ediyor.

Fikret Orman: Sporla çok ilgili bir Cumhurbaşkanımız var. Hem konuya vakıf bir cumhurbaşkanımız var. Bizim camiamızla çok ilgili. Zaten stadın yapılmasında her seferinde dile getirdiğimiz gibi çok büyük pay sahibi. O zaman da söyledim, hala söylüyorum. Allah razı olsun. Geçen maçı beraber seyrederken de şuna vakıf oldum. Futbolu da çok iyi biliyor. Oyun, oyunu okuması, sporcular hakkındaki bilgileri, taktik bilgisi... İnanılmaz derecede bilgi sahibi. Beni çok etkiledi.

"DÜNYADA EŞİ BENZERİ OLMAYAN BİR STAT YATIRIMI YAPILDI"

Göksel Gümüşdağ: Sayın Cumhurbaşkanımız spora ve futbola çok büyük hizmetleri oldu. Özellikle son 10 yılda, dünyada eşi benzeri olmayan bir stat yatırımı yapıldı. Maalesef bu statlara rağmen, devlet ve sayın cumhurbaşkanımız bu hizmetleri yapmasına rağmen kulüpler aynı oranda başarılı değil. Ben başarılı olmadığımız düşünüyorum. Bundan sonra kulüpler, hem sayın Cumhurbaşkanımıza hem halkımıza yeni yapılanmayı önlerine koymamız lazım. Kalıcı ve uzun soluklu bir proje üretirsek Türk futbolunda çok daha başarılı süreçleri yaşarız.

RECEP TAYYİP ERDOĞAN:
 (Göksel Gümüşdağ'ın açıklamaları üzerine) O da az önce eleştirdiğimiz hususu yakalamış durumda. Kulüp yönetimlerimiz bu konudaki hassasiyetleri, "Başlarımızı iki elimiz arasına alıp, nerede ne tür eksiğimiz var?  diye düşünmemiz lazım. Rahmetli İlhan Cavcav için derlerdi ki kasasında para olan başkan bu. Ayağını yorganına göre uzatıyor. Onun dışında futbolcular bulup çıkartırdı. Kasasında da para hep vardı. Şimdi, burada hakikaten demek ki bu işte hem işadamlığının olması, işadamlığının yanısıra bu işi iyi değerlendirmesi... Şu anda Ankara'da, yılların kulübü Ankaragücü şu anda Süper Lig'de yok. Ama Gençlerbirliği'nin şartlarında sıkıntılar var ama tek kalan o. Şimdi Ankaragücü yukarıyı zorluyor. Zannediyorum, biraz ekonomik sıkıntısı var. O ekonomik sıkıntıyı aşabilirse büyük ihtimalle Ankaragücü, Süper Lig'de yerini alabilir. Ankara'ya da bunlar yakışır. Ankara'ya da şimdi nasip olursa bir yakışır stadı başlıyoruz. Şu anda Gençlik Spor Bakanlığımız onun hazırlıklarını yapmış vaziyette. Şu anda Göztepe, İzmir'e bir farklı heyecan getirmiş vaziyette. Dolayısıyla bu heyecan İzmir'e de belki ikinci bir kulübün Süper Lig'e çıkmasını getirebilir. Bunların önü açıktır.

RIDVAN DİLMEN: İki yıl önce kulüpler yasasıyla ilgili çok konuşuldu. Şu anda dört kulübümüzün 7 milyar TL borcu var. Diğer Süper Lig, TFF 1. Lig'i saymıyorum. Ortalama 8-9 milyar TL'lik bir borç var. Yayın gelirlerimizde Avrupa'da ilk 6'dayız. Kupada devlet, Turkcell, Spor Toto Ligi... Bizim marka değerimizin eksikliğinden mi? Devlet bunlara sponsor olmaya mecbur kalıyor. Türk Hava Yolları'na teşekkür ediyorum. Hem Şampiyonlar Ligi hem Avrupa kupalarına hem Euroleague'e sponsor oluyor. Ama özel sektörlerin oraya girmesi gerekiyor. Ancak o kadar borçlu ki kulüpler. Sizin yeni kulüpler yasasında olmazsa olmazınız ne?

"BANA GÖRE İŞ BİRAZ DA PARANIN YÖNETİMİNDEDİR"

RECEP TAYYİP ERDOĞAN: Buna bir olmazsa olmaz olarak girmeyelim. Öyle de bakmayalım ama devletin kurumları da bankalar, reklam ihtiyacı olmayan banka yoktur. Neden yoktur? Çünkü hepsi faizle uğraşıyor. Reklamla kendilerini kabul ettirmenin gayreti içerisindeler. Burada Ziraat Türkiye Kupası'nın yer almasını bir yerde hem bankanın çok da farklı bir kanalize etmesi bu gelirleri bakımından önemsiyorum. Aynı şekilde diğer bankaların da bu konularda - bazıları statların yapımına giriyor - önemli bir şey. Bazıları lige ortak oluyor. Diyelim ki; Doğuş Fenerbahçe gibi. Aynı şekilde Anadolu Efes gibi. Vodafone, Odeabank'ın girmeleri gibi. Bunlar da dikkat ederseniz hepsi güçlü olanlarla beraber oluyorlar. Aslında güçlü olmayanlarla beraber olmak suretiyle onlara da güç kazandırsalar, sporda rekabet olacak. Çok daha farklı bir duruma gelecek. O rekabet bana göre eksikliğini hissettiğimiz kaliteyi getirebilir. O bakımdan orayı önemsiyorum. Mesela Vakıfbank kimseye bırakmıyor. Eskiden Eczacıbaşı bırakmazdı.

Basketbolda, voleybolda... Kadınlar ve erkeklerde Dünyayı ciddi bir şekilde zorlama durumu var. Gelir gider tablosunda bana göre iş biraz da paranın yönetimindedir. Başarıda bir şeyi çok çok önemserim. Parayı çok iyi yönetmek lazım. Parayı da çok iyi yönetene vermek lazım. Eğer parayı iyi yönetmede sıkıntı olursa orada geri gidersiniz. Ama iyi yönetilirse para o zaman onunla hem kaliteyi satın alırsınız hem de para kendi kendini üretir.

"STADA OYUNUN ZEVKİNİ ALMAK İÇİN GİDİYORUZ"

MURAT KOSOVA: Sporda zaman zaman maalesef son zamanlarda hortlamış bir anarşi söz konusu.
RIDVAN DİLMEN: Batıda öyle yalan yanlış bilgiler oluyor ki; burada oynayan oyuncular öyle bir huzur içerisindeyiz ki diyor. Feghouli'nin, Talisca'nın, Sneijder'in açıklamaları var. Giden oyuncular tekrar gelmek istiyor. Ben Galatasaray-Neuchatel maçını tribünde seyrettim.

MURAT KOSOVA: Bu günlerde bunlardan biraz uzak kaldım.
RIDVAN DİLMEN: Sizin döneminizde bir devrim oldu. Kırklarelispor, Van'da oynayabiliyor. Urfaspor, Karadeniz'e gidebiliyor.
RECEP TAYYİP ERDOĞAN: Futbolun girmediği il kalmadı. Üstelik de bir değil her ne kadar Süper Lig, TFF 1. Lig, 2. Lig aşağı doğru. Bizim dönemimizdeki gibi değil. her haftasonu yoğun bir futbolda hareketlilik, canlılık var. Futbol aslında olması gereken, illerimizin, halkımızın birbirleriyle kaynaşması için en önemli silahlarımızdan birisi olması lazım. Buna da fair play deniliyor ya. Ne yazık ki; bunu sağlayamadık. Bir çok tedbirler alındı, alınıyor. Son zamanlarda olumlu gelişmeler var. Bayanların statta gelmesini temin için de adımlar atıldı. Bayanların gelişi statlardaki tribün özellikli anarşisini minimize eder; çünkü bayanlar var. Orada rahat rahat küfür edilmez. Sakin bir şekilde maç seyredilir. Taşkınlık olmaz. Anarşi olmazsa herkes edebiyle maçını seyreder. Takımını alkışlar. Galip gelirse tabii ki; sevinçle dönecektir. Mağlup da olursa bilecektir ki futbolun üç tane neticesi vardır. Galibiyet, mağlubiyet ve beraberlik. Bunu görmesi lazım. Milletimden özellikle bu fair play kurallarına uymalarını, burada hep beraber bu işe hazırlıklı olmak lazım. Biz bu üç neticeyi bilerek stada gidiyoruz. İş oyundur. Oyunun zevkini tatmak için gidiyoruz. Burada beraberlik de galibiyet de mağlubiyet de var. Galip geldiklerinde galip takımı alkışlayacağız, galip geldiğimizde de karşı taraf da bizi alkışlayacak. Bu bilinç içerisinde stada gitmek çok daha önemli. Bu tabii aileleri de çekiyor. Aileler de gidiyor. Katılıyor, izliyor. Dolayısıyla o seyircilikteki tadını sıkıntıya üzüntüye dönüştürmemek lazım. Tüm halkıma da en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Temmenni ederim ki; hazırlık maçında da (Türkiye-Arnavutluk) takımımız galibiyetle stattan çıkar.

MURAT KOSOVA: Ligde en çok hoşunuza giden oyuncu, performans kime ait. Sezonun 3'te 1'lik bölümünü geride bıraktık...
RECEP TAYYİP ERDOĞAN: Onu söylersem, o taraflı bir yaklaşım olur. Gönlümde hakikaten başarılı olanlar var. Oyunu olarak da şüphesiz başarılı olanlar var. Onları zaten gönülden izliyoruz.

RIDVAN DİLMEN: Emine Hanım sosyal projelerde çok oluyor. Maçları hanımefendiyle mi, torunlarla mı izliyorsunuz?
RECEP TAYYİP ERDOĞAN: Benim daha çok büyük oğlum Ahmet, Trabzonsporlu. Bu işlere bayağı hastadır. İzleme fırsatını bulursam, İstanbul'da olduğumda beraber izleme fırsatım olur.

RIDVAN DİLMEN: Evde bazen top oynuyorsunuz.
(Recep Tayyip Erdoğan gülüyor)

MURAT KOSOVA: Takımların mücadelelerini kaçırmıyorsunuz?
RECEP TAYYİP ERDOĞAN: İnternet bağlantımız olduğu için izleme fırsatım oluyor.

Sayfa Yükleniyor...