Adnan Bostancıoğlu
Tüm YazılarıBeşiktaş ortasahası takımı yönlendirecek bir akıldan yoksundu. Fernandes savunmaya yapışık oynadığından, Guti gibi atakları etkili alanlara taşımayı beceremedi.
Beşiktaş'ın geçen sezon yaşadığı en ciddi sıkıntı neydi? Sanırım herkesin ortak kanaati aynıydı: Takım olamamak. Uzun bir hazırlık döneminin ardından lig başladı. Eskişehir deplasmanında izlediğimiz Beşiktaş'ın takım olduğundan bahsedebilmek hâlâ mümkün değil. Bu kadro yapısıyla da zor!
Baştan her iki takım için söylenecek ilk tespit; hücuma çıkarken üç pastan fazla yapamamaları... İsterseniz bütün maçı yeniden seyredin. Rakip sahada dördüncü pası zor görürsünüz. Hücumda topa sahip olma beceriksizliği, öyle anlaşılıyor ki ligimizdeki bütün takımların temel zaafı... Şimdiden söyleyebiliriz, -vasatın üzerinde bir savunmaya sahip olmak koşuluyla- hücumda topa en fazla sahip olan takım ligi de zirvede bitirir.
Nitekim atılan ilk iki gol, organize ataklardan gelmedi. Eskişehir, serbest vuruştan, üstelik çarpma sonucu kaleciyi kontrpiyede bırakan bir toptan bulurken gölü, Beşiktaş ise Kamara'nın savunmada yaptığı affedilmez bir hatayla skoru eşitledi.
Beşiktaş savunması tek kelimeyle feciydi. Egemen ve Sivok hayatlarında ilk kez yanyana oynuyor gibiydiler (aslında biraz da öyle...) Alan paylaşımında, pozisyon almada, hamle zamanlamasında “yaptıkları”, iki stoperin ne “yapmaması” gerektiği konusunda ders niteliğindeydi.
İbrahim Toraman vaktiyle –mecburiyetten- birkaç kez sağ kanatta oynamıştı ama işinin bu olmadığını herkes bilir. Savunmada sürekli yerini kaybeden Toraman'ın (Eskişehir'in ikinci golünü hatırlayın; ağır Batuhan'ı kaçırdı, dahası cezasahası önündeki mücadelede boşa çıkan Batuhan'la ilgilenmek yerine göbekteki mücadeleye katıldı) 90 dakika burada tutulması anlaşılır gibi değildi. Hücumda ise bir kanat oyuncusunun asgari formasyonundan yoksun olduğunun her pozisyonda ortaya çıktığını söylemeye gerek yok.
Beşiktaş ortasahası takımı yönlendirecek bir akıldan yoksundu. Fernandes savunmaya yapışık oynadığından, Guti gibi atakları etkili alanlara taşımayı beceremedi. Hücumdaki verimsizliğin en önemli nedeni buydu. Yeri gelmişken, Guti'nin sorunu gerçekten ne acaba? Yok gece hayatı, yok kaptanlık meselesi... Birçok şey yazılıp söyleniyor ama, Guti'nin her ne ise derdi, bu çözülmeden halihazırdaki kısırlığın aşılmasını beklemek beyhude olacak.
Ve tabii yine Quaresma! Okurlarımızın bir kısmı, muhtemelen “sen bu adama kafayı taktın” diyecek ama yazmadan edemiyorum. Eskişehir'de takımın en işe yaramaz adamı kimdi sorusunun cevabı, tartışmasız Quaresma'ydı. Bencil ve lakayıttı. Ayağına gelen hiçbir topu olumlu kullanamadı. Hemen her defasında iki kişilik markaja maruz kaldı; ama bunun üstesinden gelmek için arkadaşlarıyla yardımlaşmak yerine çalım atmayı denedi. Bir kez bile başaramadı. Sinirlendi ve oyundan düştü. Sonrası malum: Dostlar alışverişte görsün!İki şey söylememe izin verin. Birincisi... Saçına başına, kaşına gözüne bu kadar çok kafayı takan adam, aklını futbola ne kadar verir emin değilim. İkincisi... Morinho'nun bir futbolcunun üstünü çizmesi, ona kuşkuyla bakmamız için yeter sebeptir.
Anlaşılan o ki, Beşiktaş geçen sezonun üzerine hiçbir şey koymamış. Dahası, Carvalhal'ın mümkün mertebe Portekizlilerden oluşan bir kadro ısrarı olacak gibi... Bu da iyiye alamet değil.