Yukarı Çık

Derbiye dair sorular ve cevaplar

Adnan Bostancıoğlu

Adnan Bostancıoğlu

Tüm Yazıları
E-Posta Adresi[email protected]

Maç öncesinde özellikle Beşiktaş açısından cevabı merak edilen bazı sorular vardı.

Maç öncesinde özellikle Beşiktaş açısından cevabı merak edilen bazı sorular vardı.

Birincisi, Türkiye'ye geldiğinden beri oynadığı 5 derbinin hiçbirini kazanamayan, dahası hepsinde beklentilerin altında bir oyun anlayışı ortaya koyan Bilic, acaba bu kez “şeytanın bacağını kırabilecek mi”, kamuoyunun “iyi futbol oynuyor” dediği takımına hakikaten iyi futbol oynatabilecek mi?

İkincisi, derbiden bir hafta önce gördüğü saçma sapan kırmızı kartla cezalı duruma düşen Atiba'nın boşluğu doldurulabilecek mi; ya da başka bir ifadeyle Oğuzhan, Atiba'nın misyonunu yerine getirebilecek mi?

Üçüncüsü, Olimpiyat Stadı'nın malum hava ve saha koşulları maçın gidişatını nasıl etkileyecek?

Sırasıyla cevaplayalım…

Bilic, tıpkı daha önceki derbilerde olduğu gibi Galatasaray karşısında da hiç bir taktik yaratıcılık gösteremedi; Beşiktaş sıradan bir takım olmanın ötesine geçemedi. Oyunun bütününe bakıldığında Beşiktaş sahaya kazanmak için çıkmış gibi görünmüyordu.

Oğuzhan, Atiba'nın misyonunu üstlenemedi (aslında çok da beklenmiyordu); özellikle ilk yarıda savunmaya katkısı olmadığı gibi savunmadan top çıkarmak konusunda zayıf kaldı, Galatasaray'ın orta saha kalabalığı arasında kayboldu. İkinci yarı hücuma katkısı arttıysa da takım oyununda kilit bir rol oynayacak kapasiteden uzak olduğu bir kez daha teyid edilmiş oldu.

Son olarak, Olimpiyat Stadı… Artık söylemeye bile gerek yok; bu stad futbolun katili! İlk yarıda her iki takımın yarımşardan toplam bir pozisyonu vardı. İkinci yarı saha şartlarından kaynaklanan yorgunluğun sonucunda orta sahalar düşünce, pozisyonlar ortaya çıkmaya başladı. Teknik üstünlüğü olan, driplingi yüksek oyuncularla oynayan bir takımın bu sahada maç kazanması kolay değil. Nitekim Beşiktaş ligde bu sahada tek bir maç kazanamadı.

Gelelim diğer hususlara…

Galatasaray ve Fenerbahçe derbilerin geriliminin üstesinden gelebilen daha tecrübeli oyunculara sahipler. Beşiktaş'ın kadrosu bu konuda fazlasıyla “toy”. Üstüne üstlük Galatasaray gibi “kontrollü stres taktiklerini” iyi uygulayan bir takım karşısında Beşiktaş'ın maçı 11 kişi tamamlaması zordu; bu defa piyango Veli'ye vurdu. Takımın buna bir çare bulması lazım. 16 maçta 7 kırmızı kart görmüş Beşiktaş. Fenerbahçe derbisi öncesinde Gökhan'ın, geçen hafta Atiba'nın ve bu derbide Veli'nin gördüğü kartları düşünürsek, hepsi oyunun durduğu esnada görülmüş “boşuna” kartlar… Ama bedeli ağır oluyor.

Bir başka mesele duran toplar… Çare bulunması gereken bir başka mesele… Duran toplardan tek bir gol bulamıyorsun; ama her duran top kalende tehlikeye sebep oluyor, genellikle de gol oluyor. Tekrar geliyoruz Bilic'e… Bir buçuk sezonda bu yaraya merhem olamamışsa, herhalde başındaki bereyi önüne koyup düşünmesi gerekiyor.

İşte bütün bu saydıklarımızı altalta yazıp topladığımızda, bir de takımın yoğun maç trafiğinin getirdiği yorgunluk eklenince derbinin sonucu da ortaya çıkıyor.