Adnan Bostancıoğlu
Tüm YazılarıKulüpler Birliği, Meclis’teki partileri dolaşıyor kapı kapı... Son toplantılarında karar almışlar: “Sporda Şiddet Yasası’nın ve Futbol Disiplin Talimatı’nın bazı maddeleri değişmeli!”
Kulüpler Birliği, Meclis'teki partileri dolaşıyor kapı kapı... Son toplantılarında karar almışlar: “Sporda Şiddet Yasası'nın ve Futbol Disiplin Talimatı'nın bazı maddeleri değişmeli!” Siyasi partileri ikna turları düzenlemelerinin gerisindeki neden bu.
Birlik, çirkin tezahüratın faturasının kulüplere kesilmesinin adil olmadığını savunuyor ve değiştirilsin istiyor. Bu talebi, asıl üzerinde durulması gereken konuyla ilgisi olmadığı için şimdilik bir kenara bırakabiliriz.
Ama asıl değiştirilmesi talep edilen konu, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair 6222 sayılı Kanun'un Üçüncü Bölümü Yasak Fiiller ve Ceza Hükümleri'nin Şike ve teşvik primi ile ilgili kısmı... Yanısıra, Futbol Disiplin Talimatı'nın “Müsabaka Sonucunu Etkileme” başlıklı 55. maddesi... (Bunları uzun uzun yazdım; sebebi, spor basınında sapla saman birbirine karıştırılmış. Kanun ile Talimat arasındaki fark ve ilgi alanları, her şey çorbaya dönmüş... Gazete haberlerini okuduğunuzda farkedeceksiniz.)
Şimdi bahsekonu kanunu ve talimatın ilgili maddesini, uzatmamak için aktarmayacağım. Tam metinleri kısa bir internet aramasıyla bulabilirsiniz. Burada önemli olan husus Kulüpler Birliği'nin neye itiraz ettiği... İki şeye itiraz ediyor başkanlar...
Bir, şike yapan kulübün küme düşürülmesine (Talimat'ın 55/2 maddesi)...
İki, şike yapanların 5 ila 12 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmasına (Kanun'un 11/1 maddesi)...
İlk değişik isteğinin gerisinde –şike yaptığının kanıtlanması halinde- Fenerbahçe'nin küme düşürülmemesi talebi olduğu açık... Malum, kulüplerin derdi, -onları deyimiyle- “ligin marka değeri”... Yani Fenerbahçe'siz bir ligde daha az para kazanacak olmaları... Tercih açık: Para etikten önce gelir!
Gelelim hapis cezası ile ilgili değişiklik önerisine...
Bu maddede kulüp başkanlarını neyin rahatsız ettiğini “en yaşlı üye” sıfatıyla açıklama yapan İlhan Cavcav'dan öğreniyoruz: “Şike ve teşvik olaylarına karışanlara çok ağır hapis cezaları veriliyor. Kulüpler ileride başkan ve yönetici bulmakta zorlanır. İlanla yönetici arayacak duruma düşerler.”
Bu açıklamanın bir dil sürçmesi mi yoksa Cavcav'ın dobralığı mı olduğunu bilemiyoruz. Ama nereden bakarsanız bakın, çok ciddi ve üzerinde düşünülmesi gereken bir açıklama. Bırakın metin altını okumayı, düz bir okumayla bile İlhan Cavcav, şike yapıldı; bundan sonra da yapılacak; ama bu kadar ağır ceza verilirse şike yapacak yönetici bulamayız anlamına gelecek laflar ediyor.
Pes doğrusu!
Takımının maçlarını dürüstlük içinde oynaması konusunda hassasiyet sahibi bir yönetici, bu cezaların ağırlığından neden yakınsın? Şu açıklamanın “cinayetin cezası çok ağır; böyle giderse kiralık katil bulamayız” demekten farkı var mı?
Bakın, yarın Süper Lig başlıyor. Gazetelerin spor sayfalarında bile haber olarak epey gerilere atılmış. Son birkaç aydır yaşananlar, Türkiye'de futbolun –parasal değeri bir yana- itibarının da yerlerde sürünmesini beraberinde getirdi. Kulüpler Birliği bu itibarsızlığın üstesinden nasıl geleceğini düşüneceğine hâlâ yangına benzin dökmekle meşgul.