Adnan Bostancıoğlu
Tüm YazılarıBu Pazar yaşananlar içinde akıldan çıkmayacak en çarpıcı görüntü, Zokora’nın Emre’ye attığı tekme olmalı...
Bu Pazar yaşananlar içinde akıldan çıkmayacak en çarpıcı görüntü, Zokora'nın Emre'ye attığı tekme olmalı... Futbol sahasında değil de sokakta atılmış bir tekme olsaydı o, Zokora muhtemelen “cinayete tam teşebbüs”ten yargılanırdı. Evet, biraz abarttık ama, o tekmeye kırmızı gösteremeyip sarı kartlara geçiştiren Abitoğlu'nun “abartmadığı” söylenebilir mi?İnsan ister istemez düşünüyor... Abitoğlu maçın görüntülerini izlediğinde ne düşündü acaba? “Hay Allah! Ben ne yapmışım” gibi bir şeyler aklından geçti mi? Ya da... O pozisyon hiç yaşanmamış gibi hakemliği sürdürmekte bir beis görmeyecek mi?Trabzon'da Zokora Emre'nin futbol hayatına (belki de “hayatına”) kastedip kırmızı kart görmezken, aynı dakikalarda Seyrantepe'de Bülent Yıldırım Beşiktaş'ı eksik bırakmak için ziyadesiyle hevesli bir görüntü veriyordu. Toplam 7 oyuncu sarı kart gördü. Elbette hiçbiri haketmedi demiyorum; ama Abitoğlu'nun “hoşgörüsü” ile Yıldırım'ın “şedit” idaresini yanyana koyduğumuzda, futbolun iki ayrı stadta farklı kurallarla oynandığı kuşkusuna kapılmamak mümkün değildi.Yeri gelmişken, özellikle sarı kart pozisyonlarında ya da hakemle cebelleşme anlarında Beşiktaş'ın Portekizlilerinin bu kadar “kaşınmaları” kuşku vericiydi. Adeta, “kırmızı görüp atılsak da memlekete erken dönsek” havasındaydılar. Bu elemanların takıma karşı bu kadar sorumsuz tutumlarıyla başa çıkmak Tayfur Havutçu için (eğer görevine devam ederse) kolay olmayacak. * * *Evet, ligde yolun sonuna geldik... Bu haftasonu dananın kuyruğu kopacak. Lakin geride bıraktığımız beş maçlık “süper final” gösterdi ki, bu play-off sistemi bize göre değil.Daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi, 3 Temmuz sürecinin ardından yayıncı kuruluşu kurtarmak için bulunan bu formül, esasen içinden çıktığı o sürecin gerginlikleriyle birlikte futbolu bütünüyle bir “savaş” ortamına sürükledi.Sahaya akla gelebilecek her türden madde yağıyor... Ana avrat küfür cabası... Otobüsler taşlanıyor... Koridorlarda yöneticiler futbolculara, futbolcular görevlilere dalıyor... Takımlar soyunma odalarında mahsur kalıyor... Ardından televizyonlarda açık açık tehditler dile getiriliyor...Manzara bu. Şenol Güneş'e “Güneydoğu'dan yaşananlardan daha feci olaylar olabilir” dedirtecek kadar korku ve dehşet ortamına sürüklenmiş bir futbol aleminin, bir kez daha play-off gibi bir zırvalığı kaldırması mümkün değil.Dahası... 3 Temmuz'dan bu yana yaşananların, muhtelif camialar arasında yolaçtığı “kan davası” ruh hali, kolay kolay izale olmayacak, gelecek yıllara da taşınacak gibi... Düşünsenize; ligin normal süresini en yakın rakibinden 9 puan önde kapatan Galatasaray, haftasonu Kadıköy'de yenilirse, şampiyonluk hayali suya düşecek. Yönetimiyle, taraftarıyla Galatasaray camiasının böyle bir travmayı atlatması kolay olmayacak; muhtemelen yeni tartışmaların, çatışmaların yolu açılacak.Diyorum ki... Şu iş bitse de sağ salim Haziran'a kapağı atsak... Avrupa şampiyonasının saadeti başlasa... Gözümüz gönlümüz futbolla dolsa...