Yukarı Çık

Beni kovamazsınız, ben istifa ediyorum

Barış Gerçeker

Barış Gerçeker

Tüm Yazıları
E-Posta Adresi[email protected]

Daum'a "Beni kovamazsınız, ben istifa ediyorum" dedirtmek için düzenlenen bu oyun, sabır ve inadıyla tanınan Alman teknik adamı kolay kolay yıldıramayacaktır.

Yazın bu “Ben buradayım” dediği günlerde futbol gündemi doğal olarak Dünya Kupası'na odaklanmış durumda. Sadece bizde değil, futbolun popüler şekilde takip edildiği her yerde bu böyle. Zaten ses getirecek transferlere imza atacak oyuncuların çoğunun da Güney Yarımküre'nin güneyine indiği bu bir aylık periyotta çok büyük bomba patlaması da olası değil. Bizim adımıza ise o kupaya gönderebildiğimiz (?) yabancı oyuncular dışında bizle ilgili pek bir şey yok, geri kalanı salt futbol sevgisi. Marsel İlhan'ın Wimbledon'da ana tabloya kalması gündeme tenis açısından sızma yapmaya çalışsa da malesef pek tesirli olmayacak.

Bu gündemin delinebilmesi için Beşiktaş Schuster ve Quaresma isimleriyle manşet girişimlerinde bulundu, başardı da. Teknik adam Salı günü geldi, bugün (Cuma) de Q7 gelecek, havaalanında çeşitli güzellikler sergilenecek. Ama gündemi asıl şaşırtan, an itibariyle YİNE Fenerbahçe.

3'te 3 sloganıyla başladığı sezonu futbolda iki final kaybederek bitiren Fenerbahçe'de yönetimin Trabzonspor maçından sonra ortaya çıkışının hesap verme ve özür dileme şeklinde olması beklenirken, bildiğiniz gibi Melih Gökçek ve Rüştü Reçber gündemleriyle toz duman içinde kaybolmuştu. Fenerbahçe Spor Kulübü yönetiminin başarısızlık sahiplenirken kısa ve aceleye getirilmiş “Bizim de hatalarımız oldu ama ders çıkartıyoruz” cümleleri diğer cümlelerin arasında hep cılız ve kaynayıp gitmiş kalıyor. Dün (Perşembe) de 'Fenerbahçe yine bir ilke imza attı' denebilir gündem konusunda.

Sezon başında yerel başarı konusunda garanti gözüyle bakılan Christoph Daum'un takımla olan ilişkisi ucubik bir hal aldı. 'Aldı' demek yetmez, aldırıldı. Mayıs sonundan bu yana Aykut Kocaman'lı formüller üzerinde duran yönetim, Daum'la tazminat konusunu halledemediği için bu ismi bir türlü açıklayamıyordu. Aragones'le tazminat pazarlıklarının sürdüğü dönemde de herkesin bildiğini, Daum'un takımın başına geçeceğini bir türlü açıklayamayan Fenerbahçe Yönetimi için bu şaşırtıcı değildi. Bakarsanız, mantıklı olan da bu tabi, fesihle ilgili hasarı azaltmaya çalışırken resmen başka bir teknik adamla anlaştığınızı duyurmak istemezsiniz.

Ancak konu Daum olunca işlerin şekli değişti tabi. Hafta başında basına sızan yöneticilerin Alman çalıştırıcıyı üstü kapalı tehdit ettikleri iddiaları işin boyutunu değiştirdi. Daum'un beklenenden erken ve 'hafif' şekilde (bkz 9 bavulla gidip tek bavulla gelmesi) dönmesi masabaşındaki işlerin şeklinin kolay ve yumuşak olmayacağını gösteriyordu.

Görüşme çıkışında Daum'un bir restoran köşesinde ana dili Almanca olan yardımcısı Ayhan Tumani'yle "Görevime devam ediyorum" açıklaması yapması pek çoklarında "Şaka herhalde?" tepkisine yol açtı. Ancak arkasından Fenerbahçe resmi sitesinin de "Daum görevinin başında" açıklamasında verilen detaylar olayların aslını gösterdi. Koch haricindeki ekibinin dağıtıldığı (bu ekip içinde Daum'un oğlu da var) Daum'un kart basan işçi gibi sabah 8 akşam 6 tesislerde hazır olması zorunluluğu ve sağlık raporu şartı. Daum'un "Görevimin başındayım" açıklaması tüm bunlara "Hay hay" dediği anlamına geliyor. Zaten kendiliğinden de inatçı bir adam olan Alman teknik adam, avukatından da güzel tüyo almış belli ki.

Sportif direktör konumundaki Aykut Kocaman'ın pek etliye sütlüye karışmadığı sezonun ardından bu sezon takım elbiseyi çıkartıp eşofmanlara bürünmesi bu gelişmelerle ertelenmiş gözüküyor. Ama ne zamana kadar, o belli değil. Sağlık raporunda işine yarar bir şeyler arayacak Fenerbahçe Yönetimi. Öyle bir şey bulmaları halinde ise Daum büyük ihtimalle o tahlilleri güvenilmez bulacak, belki yönetim aceleye getirip o raporlara dayanarak sözleşmeyi apar topar feshedecek, iş CAS'a kadar gidecek. Veya Daum yetkileri giderek kısılarak, çalışma ortamı beterleştirilerek, figüranlığa ve istifaya itilecek. Belki bu dönemde maddi pazarlıklar gizli şekilde yürütülecek. Bu tavır ve gidişatın hayır getirmeyeceğini görmesi muhtemel Fenerbahçeli yöneticilerden fesih işleminin getirdiği büyük mali yükün omuzlanması fikri bile çıkabilir. Neticede, medyaya yansıyan rakamlar değişken olsa da 5-10 milyon euro arası bir bedelden bahsediliyor. Fenerbahçe Stoch transferini 5.5 milyon euroya bitirdi düşünün. Veya şöyle bakın; Daum'a ödenmesi gereken tazminat, Maraton Üst Tribünü'nün iki yıllık kombine bedeliyle ancak karşılanabiliyor.

Sürekli yönetim başarılarıyla ön plana çıkmaya çalışan, özeleştiride genelde geri kalan Fenerbahçe Yönetiminin, sezonun açılmasına 45 günden biraz fazlası kalmışken futbol şubesini içine soktuğu kaos durumu inanılmaz. Olumlu taraftan bakmaya kendini zorlayan birinin bulabileceği tek şey, kulüp yönetiminin ağır bir tazminat yükünden kurtulmak için elinden geleni yaptığı olabilir. Polyanna bile böyle bir cümle kurmakta zorlanırdı sanırım.

Sezon bittiğinde sezonu ve futbol takımını 'başarılı' kabul eden bir yönetimin kendi görevine devam ederken teknik direktörün görevine son vermeye çalışması başlı başına ilginç. Mustafa Denizli'nin kendi rızasıyla görevi bıraktığı, Rijkaard'ın görevine devam ettiği ortamda, bu ikisinin üzerinde bitiren takımın teknik direktörünü kovmaya çalışmak zaten artık inandırıcılığı kalmayan istikrar söylemleriyle taban tabana zıt. Yani ya yönetim de gitmeliydi, ya Daum kalmalıydı. İstikrar yanlısı olup da buna rağmen hala "Daum gitmeli" diyenlerse Daum'un gelişinin baştan hata olduğunu düşünenler.

Bütün bu manzara içinde, 3'te 3 sözünü tasdiklemek için 3 senelik sözleşme imzalatırken o denli ağır tazminat maddelerini sözleşmeye koyan yönetimin, tökezlenen ilk sene sonunda fesih işlemlerinde o tazminat maddelerinin gereğini yerine getirmemek için oynadığı bu yıldırma ve kaçırtma manevraları Fenerbahçe Spor Kulübü yönetiminin itibarını ciddi şekilde zedeliyor. Daum'a "Beni kovamazsınız, ben istifa ediyorum" dedirtmek için düzenlenen bu oyun, sabır ve inadıyla tanınan Alman teknik adamı kolay kolay yıldıramayacaktır. Bu restleşme kolay kolay bitmez. Fenerbahçe Yönetiminin bu konuyu acilen çözmesi gerekiyor. İlk seneyi yol kazası olarak kabul ediyor olabilirler, ama ne olursa olsun, böyle başlayacak yeni sezonun da pek hayırlara vesile olacağını sanmıyorum.

Hocalar gelir, hocalar gider. Oyuncular gelir, oyuncular gider. Hepsi risktir. Ancak kendi oyuncularının sözleşmelerindeki opsiyonla ilgili maddeleri kullanarak oyunculara sorma gereği duymadan onlarla sözleşme uzatan bir yönetimin kovmaya çalıştığı teknik adamın sözleşmesindeki maddeyi yerine getirmemek için yaptığı bu oyunlar tek kelimeyle çirkindir.