Bir fikrim var
Barış Gerçeker
Barış Gerçeker
Tüm YazılarıBir sonraki dünya kupasında turnuva grupların ikinci maçından başlasın. Kura çekiminden sonra ilk maçlarda her takıma kafadan birer puan verilsin.
Dünya kupasıyla ilgili yazdığım 'Beyin' başlıklı yazıda ilk maçlardan sonra yaşadığım(ız) hayal kırıklığından bahsetmiştim. Sebepleri üzerinde de durdum, durduk, neyse ki ikinci maçlarla birlikte işler biraz olsun hareketlendi.
Jabulani'nin olağan şüpheli konumundan kurtulduğunu görüyor gibiyiz. Artık uzaktan şutların hepsi kale arkasındaki jimmy-jib'in üzerinden süzülerek aval aval bakan kale arkası seyircilerini hedeflemiyor. E vuvuzela deseniz onu da çalmayı öğreniyorlar git gide. Tempo vermeye, zaman zaman yavaşlayıp zaman zaman hızlanmaya başladılar. Yakında biri sete çıkıp elinde bir bagetle irili ufaklı vuvuzelalardan oluşan orkestraları yönetir role soyunursa şaşırmayacağız. Aslında akıl edip bir iki tane delik açsalar şeklen bildiğin zurna ama, kimse düşünemedi daha. Emek Ege'den ümitliyim yine de...
Normal mesaili işte çalışan futbolseverler olarak, günde üç maçın iki buçuğunu kaçırırken şimdi dört maçın ikisini kaçırır hale geleceğiz. Bakınca oranda iyileşme var gibi gözükse de saat itibariyle “Kaçırmıyoruz oley!” diye kendimizi kandırdığımız o iki maç da aynı saatte oynanacak. Yani aslında oran dörtte bire iniyor. Ağlayalım.
Fransa'nın kupayı kazanmasına gerek kalmadı, büyük olasılık kupa bittiğinde hala çok konuşuluyor olacaklar bugün (Salı) veda etseler bile. Neredeyse her gruba bir tane düşen Afrika takımlarından Gana ve Fildişi Sahili hariç geri kalanların tamamının, bilhassa da ev sahibi kontenjanından kayırılması beklenen Güney Afrika'nın gruplarında sonuncu olması da ayrı bir ilginç. Fransa'nın gruptan çıkma şansı için, farklı yenmesi gereken ev sahibine patlaması kimseyi şaşırtmaz herhalde. Aynı şekilde can havliyle kendi evindeki bu büyük turnuvayı galibiyetsiz kapatmak istemeyen Güney Afrika'nın da dağılmış gözüken Fransa'nın fişini iyice çekmesi de.
Arjantin forvet hattının nihayet hakkını verdi, çok pozisyona girdiği maçta Messi önderliğinde farka gitti. Benzer şekilde Brezilya da oldukça sert ve tartışmalı pozisyonların da yaşandığı maçta Fildişi Sahili'ni farklı yendi. Asıl farkı ise Portekiz turnuvanın belki de en zayıf ekibi Kuzey Kore karşısında kazandı. Dış dünyaya tamamen kapalı Kuzey Koreliler'in halkı bu skoru belki öğrenemeyecek bile.
İngiltere ve İtalya banko favori olmasalar da futbol gelenekleriyle kuvvetli plaselerdi, ikisi de işlerini son maçlara bıraktılar. Şu anda grupta lider olan Slovenya, son maçta İngiltere'ye yenilirse, Amerika Birleşik Devletleri de Cezayir'i yenmesi durumunda gruptan çıkamayacak. En dramatik finiş bu grupta olabilir. Benzer bir senaryo Almanya'nın grubundaki Gana ve İtalya'nın grubundaki Paraguay hatta İspanya'nın grubundaki Şili için de söz konusu. Son maçlar eğlenceli olacak. Japonya ve Danimarka ise kendi aralarında halledecekler işlerini, kazanan çıkacak diğer maçtan bağımsız olarak.
Bu turnuva bittiğinde tartışmaya açılacak konulardan birinin hakemlerin kart standartları olacağı da şimdiden söylenebilir. FIFA'nın talimatıyla sarı kart eşiğinin ciddi şekilde aşağı çekildiğini söylemek mümkün. Ancak Fransız hakemin rezalet yönettiği Fildişi Sahili–Brezilya maçı gibi maçlar da bu standardın tutturulmasındaki zorluğu işaret ediyor. Klose'nin Sırbistan maçındaki atılışı doğru ve ders niteliğinde olanı bana göre. FIFA'nın çok uzun zamandır söylediği "Savunmasız haldeki oyuncuya, eklem noktalarından yapılan faulleri kartsız bırakmayın" uygulaması ağırlıklı olarak yürürlükte, nihayet. Bunun belli bir çizgiye oturması toplamda topla oynanan süre ve gol pozisyonu sayısını arttıracaktır.
Gol pozisyonu sayısını azaltacak bir uygulama ise Mourinho'nun öğretisi. Aşırı koşarak, geniş alanda alan bırakmayarak yapılan takım savunmaları kağıt üzerinde zayıf gözüken takımlara bile direnmeyi öğretmiş gibi. Çok koşan, sahanın her yerinde basan, atak yönü değiştirmekle bile gafil avlanmayan takım savunmaları yaygın olarak uygulanıyor. Buna karşı olarak ise özellikle Güney Amerika'dan yayılmaya çalışan 3-4-3 denemeleri panzehir olacak mı, turnuva bittiğinde kazanan hangi zihniyet olacak bekleyip göreceğiz.
Grup maçlarının birincileri bittiğinde oluşan hayal kırıklığı, başta da söylediğim gibi ikinci maçlarla biraz olsun çözüldü. Takımların hiçbiri, belki de hepi topu üç maç olacak kupa ömürlerini ilk maçtan çöpe atmak istemediğinden ilk maçları aşırı temkinli geçirdiler. Sadece Almanya istisna oldu ki, onların da façası ikinci maçlarında bozuldu.
Bir fikrim var dediğim ise şu (twitter'da ve blog'umda da yazdım); bir sonraki dünya kupasında turnuva grupların ikinci maçından başlasın. Kura çekiminden sonra ilk maçlarda her takıma kafadan birer puan verilsin. İkinci maçlarla başlasınlar. Vakit kaybetmeyelim, doğrudan güzel maçlarla başlayalım.
Şaka tabi.