Eğitim Şart!
Barış Gerçeker
Barış Gerçeker
Tüm Yazıları24 Kasım Öğretmenler Günü’ne böyle bir yazı yakışırdı diyerek başlamak istiyorum. Üzerimde emeği olan ve benim öğretmenlerimin (çoğunun) yaptığı gibi, saygılı ve faydalı öğrenciler yetiştirmeye çalışan tüm öğretmenlerin de Öğretmenler Günü’nü kutluyorum.
24 Kasım Öğretmenler Günü'ne böyle bir yazı yakışırdı diyerek başlamak istiyorum. Üzerimde emeği olan ve benim öğretmenlerimin (çoğunun) yaptığı gibi, saygılı ve faydalı öğrenciler yetiştirmeye çalışan tüm öğretmenlerin de Öğretmenler Günü'nü kutluyorum.
Bana bir e-mail geldi bu günde, tesadüftür ki bir beden eğitimi öğretmeninden. Genel olarak öğretmen atamalarıyla ilgili sıkıntılar zaten gündemi takip eden hemen herkesin malumu. Her fırsatta altyapı diye yırtınan biri olarak da kayıtsız kalmam pek mümkün değildi. Maili gönderen ise kadro bekleyen bir beden eğitimi öğretmeniydi.
A Milli futbol takımımızın Euro 2012'ye katılamamasının hemen arkasından çareyi Abdullah Avcı'yı göreve getirmekte bulan futbol gündemimiz ise, milli takımların alt yaş gruplarına hakim, yani futbolcu yetiştirme kısmında epeyi ehil görünen bir teknik adama yönelmiş oldu. Nitekim Avcı da yurt çapında futbol eğitimiyle ilgili adımlar atılacağının sinyallerini verdi bile. Peki bu nasıl olacak?
Kadın voleybolda açılan voleybol okullarının önemli payı olduğu sık sık dile getirilen bir konu. Futbolda ise, yine yaygınlaşan futbol okulları söz konusu ancak ehil çalıştırıcı sayısı konusu biraz karışık. Sürekli her şeyin önüne Almanya'nın yaptığı atılımı koyarken bizim o atılımı taklit etmemiz için eksik olan tek şeyin tesis ve kararlılık olmadığı da aşikar. Ehil ve kalifiye eğitimci sayısının da enikonu artması lazım. Sporun okullara inmesi lazım. Bunun için önce kadro lazım, kararlılık arkasından gelebilir.
Gelen e-maildeki ifadeyi aynen aktarıyorum; ...bizim dersimize başka branştan arkadaşları görevlendırip geçiştiriyorlar, “topu ver, çocuk oynasın zihniyeti”...
Verilen sayılara göre 2011 senesinde yapılan KPSS sınavına 15,250 beden eğitimi mezunu öğretmen girmiş, açılan kadro 259 kişi. Toplamda işsiz 33,000 beden eğitimi öğretmeni mevcut. Devlet beden eğitimi öğretmeni açığını da 10,000'in üzerinde belirlemiş ancak kadro verme konusunda aynı noktada değil.
Konu pek tabii beden öğretmenleriyle kısıtlı değil, açıklanan kadrolar, KPSS'ye giren öğretmenlerin adetleri ve sınavı kazanıp atama bekleyenler her branşta bir çarpıklığı ortaya koymakta. Sınıf öğretmeni için bildirilen rakam 9,932, fen öğretmeni açığı 4,199 olarak belirtilmiş, İngilizce öğretmeni için 9,875. Bütün bunlar için verilecek kadroların ne olacağı da muamma.
Okuldayken en sevdiğim iki dersten biriydi beden eğitimi, diğeri de resimdi (nasıl oldu da kimya okudum apayrı bir hikayedir). O nedenle beden eğitimi derslerini zul gören, apar topar rapor alan, dersin olduğu günlerde spor kıyafetlerini getirmeyi unutanları (?) o yüzden ben hiç anlamadım, anlayamadım. Hiç bir sporu iyi yapamayan biri olarak hepsini yapmaktan büyük keyif aldım, izlemekten de. Bu satırları yazabiliyor olmamın arkasındaki spor aşkı yerli yerindeydi yani o zamanlarda da. Okul olarak da Türk sporunda ekol okullardan birinde (TED Ankara Koleji) okuyor olmanın da bunda payı büyüktü. Ki, benim öğrencilik dönemimde, her zamanki gibi, eskiden okulda sporun daha çok reklamının daha çok yapıldığı, eski günlerin daha güzel olduğu anlatılırdı. Murat Evliayoğlu'nun, Serdar Apaydın'ın, Haluk Yıldırım'ın idman yaptığı salonda beden eğitimi dersinden kaçmayı benim aklım almazdı yani. Sadece basketbol da değil, uzun ve üç stilde yüksek atlama, voleybol, futbol, halata tırmanma, aklınıza ne gelirse yapmışlığımız vardı o derslerde. Hocalarımız da aynı zamanda Kolej'in bilumum amatör branşlarında coach'luk yaparlardı.
Ama bugün daha hâlâ beden eğitimi dersini angarya gören bir anlayışımız var. Sporda neden bu kadar geriyiz, neden başarılı sporcular yetiştirmekte geri kalıyoruz diye soranlar kendi geçmişlerindeki beden eğitimi derslerine bakıyorlar mı, kendi çocuklarını okula gönderirken bu dersi kaçırmalarına bir şey diyorlar mı, insan merak ediyor. Veya çocuklarını gönderdikleri okullardaki beden eğitimi derslerinin nasıl geçtiğini biliyorlar mı? Onlara da “topu ver, çocuk oynasın” mı deniyor?
Sürekli tekrarlayıp durduğumuz “Eğitim şart” klişesinin ötesinde (Cem Yılmaz sağ olsun), “Altyapımız eksik”, “Tesis yok” laflarının arasına artık hocaları da katmanın zamanı gelmiş de geçiyor bile. Üstelik onlar için durum “Yok”, “Eksik” diye de değil. Buyrun işte, 33,000 tane iş imkanı arayan beden eğitimi öğretmeni var. Kullansak ya...