Geleneksel Muhasebe Günleri
Barış Gerçeker
Barış Gerçeker
Tüm YazılarıE-Posta Adresi[email protected]
Futbol klişelerinin başında geldiğini söyleyebileceğim “Transfer şampiyonu” kalıbı hemen karşı klişesini oluşturur “Şampiyon sezonun sonunda belli olur”. Ama bazen öyle transferler olur ki, olması gerekenden fazla anlam yüklenir bunlara.
Bazı taraftar için sezonun en zevkli kısmıdır transfer dönemi. Bazısı için ise en gereksiz zamanı. Futbol klişelerinin başında geldiğini söyleyebileceğim “Transfer şampiyonu” kalıbı hemen karşı klişesini oluşturur “Şampiyon sezonun sonunda belli olur”. Ama bazen öyle transferler olur ki, olması gerekenden fazla anlam yüklenir bunlara. Fenerbahçe'nin 2003-04 sezonu devre arası ismi Nobre gibi veya Beşiktaş'ın 2008-09 devre arası isimleri Yusuf Şimşek ve Fabian Ernst gibi. Bu yaz da diğer yazlar gibi başladı doğal olarak. Dava sürecinin sonuna yaklaşan Fenerbahçe, bir sene önce o dava yüzünden ciddi şekilde zayıflatılan kadrosuna rağmen şampiyonluğu son haftaya kadar kovalayabilen oyuncu topluluğunu takviye etmesi beklentisiyle girdi Haziran ayına. Bir önceki sezonun onbirine on yeni oyuncu monte ederek şampiyonluğu kazanan Galatasaray ise bu kez Şampiyonlar Ligi için derinlik katmak zorundaydı kadrosuna. Beşiktaş maddi sıkıntılarından dolayı ters istikamette hareket etmek zorunda kalırken, Trabzonspor da bir zamanlar kadrosundaki forvet ikilisini sarı-kırmızı forma içinde izleyeceği sezon öncesi özellikle golcü ve ortasaha arayışlarını hızlandırıyordu. Fenerbahçe ve Galatasaray'ın aynı oyuncuya talip olduğu ilk transfer sezonu değil bu. Her iki kulübün de artık halk arasında KAP diye iyice yerleşen Kamu Aydınlatma Platformu'na bildirim yapmaya başladığı dönemden öncesi hep tevatür olarak kalacak ve bu yüzden emin olamayacağız öncesindeki “dedikodu”ların ne kadarı gerçekti, birileri gerçekten birilerine çalım attı mı atmadı mı ama, resmi ağızlardan da mevcut ilgi doğrulandığı için Hamit Altıntop transferinin yansıtılış şekli Galatasaray'ın oyuncuyu Fenerbahçe'nin elinden aldığı şeklinde oldu. Fenerbahçe'nin halihazırda sözleşmeli Moussa Sow'un aldığı bedel hariç tutularak Dirk Kuyt'a ödenmesi planlanan bedeli maaş tavanı olarak belirlemesi Hamit'in Galatasaray'a gitmesine neden olmuş gözüküyor. Yine, zaten daha önce Türkiye'de Galatasaray'da oynamayı istediğini belirten Hamit'in Fenerbahçe'yi pazarlık aracı olarak kullandığı da iddia ediliyor. Bu da yine “rivayet” statüsünde olsa da, yan haklarıyla birlikte epeyi verimli bir kontrata imza atan Altıntop kardeşlerin daha kariyerlisi, istediği yerde, istediği ücreti alacak gibi. Fenerbahçe'de ise, bir önceki sezonun başında yaşanan sıkıntıların doğurduğu sözleşme indirimlerinden sonra en yüksek bedeli alanlardan Emre Belözoğlu'nun İspanya yolunu tutması, aynı ülkeden Mehmet Topal'ın gelmesiyle hem aşağı yukarı yıllık ücret bazında hem de saha içinde mevki bazında bir yer değişikliği olarak değerlendirilebilir. Topal'ın dışında kadrosuna Hasan Ali Kaldırım, Dirk Kuyt, Salih Uçan ve Egemen Korkmaz'ı da katan Fenerbahçe, Dia ve Ziegler'in takımdan ayrılmasıyla maaş bütçesinde Emre Belözoğlu dışında biraz daha yer açtı. Takımdan ayrılan bu üç oyuncunun maaş bütçesinden kaldırdığı yük 7 milyon Euro civarında, gelenlerin bütçeden götürdüğü miktar ise 8 milyon Euro civarında. Henüz geleceği belli olmayan Yobo, Fenerbahçe'nin peşinde olduğu iddia edilen orta saha ve forvet oyuncuları bu denkleme henüz dahil değiller. Fenerbahçe'nin geçen sene ve bu sene ödediği bonservisler ise sırasıyla yaklaşık 15.5 milyon Euro ve 11 milyon Euro. Galatasaray'ın ise en büyük maaş kalemi Hamit Altıntop olurken, Ayhan Akman, Servet Çetin'le yollarını ayıran Galatasaray, Umut Bulut, Burak Yılmaz, ve Nordin Amrabat'ı da kadrosuna kattı. Geçen sene takımın en çok kazananı olan kiralık Felipe Melo'nun durumu Fenerbahçe'deki Yobo'nun durumuna benziyor denebilir. Melo'nun gelmemiş haliyle, bir de “çilek” dedikodusuyla meraka gark edilen Galatasaray geçen seneki yaklaşık 34 milyon Euro'luk garanti ücret bütçesini şimdiden 37 milyon Euro'ya yaklaştırmış durumda.. “Devre arasında 250,000 Euro'ya Necati'yi alıp şampiyon olan” Galatasaray'ın o sezonun başında yaklaşık 23.5 milyon Euro civarı bonservis ödediğini de akılda tutmak gerekir tabii. Bu sezon ise bu rakam şimdiden 20 milyon Euro'yu geçmiş durumda. Galatasaray ayrıca ciddi miktarda maç başı ücret ödüyor kontratlara göre. Beşiktaş ise PDS (Post-Demirören-Syndrome) mağduru. Fikret Orman'ı değerlendirmekte zorlanıyorlar. İçinde bulunulan maddi durum kulübün Avrupa kupalarına katılma hakkını elinden alacak kadar ileri gitmiş durumda. Beşiktaşlı yöneticilerin yıllık 20-25 milyon Euro civarı bir maaş bütçesi planladıkları söyleniyor ki bu yukarıda verdiğim rakamlara bakınca Fenerbahçe ve Galatasaray'ın ortalama maaş bütçelerinin üçte ikisi gibi bir bütçe demek. Geçen sene 30 milyon Euro mertebesinde maaş ödeyen Beşiktaş kimi oyuncularından beklediği FEDAkarlığı görerek bütçeyi biraz aşağı çekebilmiş olsa da özellikle 3,750,000 Euro garanti ücret alan Ricardo Quaresma kapıya en yakın isim olarak göze çarpıyor. Rüştü Reçber, Egemen Korkmaz, Ekrem Dağ, Mehmet Aurelio gibi isimlerin sözleşmelerinin bitmesi veya feshedilmesiyle 25 milyon Euro seviyesine çekilen maaş bütçesinde bir kaç hamle daha gerekli gözüküyor. Epeyi rakam etti değil mi? “Aman yahu, koskoca, kelli felli adamlar var kulüplerin yönetimlerinde, hepsi iş adamı, çoğu kendi şirketinin başında. Onlardan daha mı iyi bileceğiz, bırakın kulüplerin muhasebelerini tutmayı” diyen bir taraftar topluluğu da var. Açıkcası benim bu kafa rahatlığına imrendiğim bir topluluk. Ama bugün Türk futbolunun başında olan ismin Beşiktaş'ı soktuğu hale bakınca, o kelli felli, iş adamı kalantor amcaların, teyzelerin en azından basit aritmetikte eksik olduğu izlenimine kapılmak da elde değil. O yüzden, kulüpler bu şekilde akla sığmaz rakamları harcarken benim gibi manyak excel'ler tutarak değilse de bir hesap makinesi ve kağıt kalem kullanmak bence her taraftarın boynunun borcudur. Her ne kadar “Bizim ülkede işlemez o işler, sen takılma. O gelecek denetçiler ve denetleme raporları nasıl kuşa dönecek şaşacaksın” görüşü yaygın olsa da, kulüplerden beklenen finansal şeffaflık gerçek anlamda uygulanabilir hale gelirse Beşiktaş'ın yanına başkalarının eklenmesi işten değil. Beşiktaş bu günlerin geleceğini epeydir gördüğü halde ancak dibe vurunca harekete geçebildi, bunun bedelini çok pahalıya ödüyor. Maddi açıdan en sağlam duran Fenerbahçe bile temkinli para harcamaya çalışıyor, hem kadrosunu ciddi şekilde güçlendirecek, hem rakibinin güçlenmesine engel olacak Hamit hamlesinden geri çekilebiliyor. Kimi gelecek gelirleri uzun vadeli olarak kredi karşılığı temlik altındaki Galatasaray'ın mevcut bonkörlüğü kısa vadede özellikle de önemli bir gelir kapısı olan Şampiyonlar Ligi'nde sportif başarıyla karşılık görmezse sarı-kırmızılıların da canı sıkılabilir. Veya sıkılmaz.