Yukarı Çık

İyi-kötü-çirkin!

Barış Gerçeker

Barış Gerçeker

Tüm Yazıları
E-Posta Adresi[email protected]

Fenerbahçe’de sezon bir önceki sezonun bıraktığı yerden başladı; tuhaf.

Fenerbahçe'de sezon bir önceki sezonun bıraktığı yerden başladı; tuhaf.

“Seyircisizlik yaradı” komikliğiyle 4'er golle kazanılan iki maç ve iki deneysel deplasmandan alınan sıfır puanın yanına, 90'ların Fenerbahçe'sini hatırlatan erken kapatılmış Avrupa defterini de ekleyince Aykut Kocaman'ın ismi kimilerince MTK mağduru Rıdvan Dilmen ve rahmetli Yılmaz Yücetürk'ün yanına yaklaştırılıverdi. O kadar kolay mı peki ve işler gerçekten o kadar kötü mü? Bakalım.

İyi: Fenerbahçe'nin kadrosunda üç tane iyi kaleci, iki tane iyi sağ bek, iki tane iyi sol bek, beş tane stoper, dört tane orta saha, üç tane sağ kanat, üç tane sol kanat, dört tane forvet var. Yani nihayet iyi bir kadro derinliği VE genişliğinden bahsetmek mümkün.
Kötü: Hala bir tane Alex var. O da hala günah keçisi.
Çirkin: Beş stoperden ikisi kadroda, üçü İstanbul'da, Selçuk yenilen golün orta yerinde.

İyi: Kadro sadece nicelik olarak değil nitelik olarak da kısa ve orta vade için ilerlemeye müsait hal aldı. Neslinin en iyi yerli oyuncularının önemli bir kısmı Fenerbahçe kadrosunda mevcut. Bu isimler için Özer Hurmacı, Mehmet Topuz, Gökhan Gönül, Semih Şentürk gibi oyuncular sayılabilir.
Kötü: Gökhan Gönül ve zaman zaman yedekliğiyle basına malzeme yaratsa da Semih Şentürk'ün belli bir standartları var. Ancak çok ciddi miktarda maliyetle takıma kazandırılan Mehmet Topuz ve Özer Hurmacı genlerine işlenmiş futbol becerilerini sahaya yansıtabilecekleri futbol zekasından yoksun gözüküyorlar. Hep bir fazla çalım, hep daha zor pas deneyen halleriyle oyunlarını olgunlaştıramadılar bir türlü. Topuz belki de maliyetinin hakkını verecek ekstra işler yapmaya çalışmaktan, Özer de belki gelir gelmez yakalandığı sakatlık illetinden kurtulduğunun sinyalini vermek için hep zoru denemekten dolayı sonuca olumlu etki eden son hareketleri yapamayıp “Bunlardan beklenen oyuncu çıkmayacak” dedirtmeye başladılar. Özellikle Mehmet Topuz benim için büyük hayalkırıklığı.
Çirkin: Özer ve Topuz özelinde yukarıda tarif ettiğim durum Türk futbolunun ve Türk futbolcusunun gerçeği. Üst düzey liglerde “Genç ve gelecek vaat eden oyuncu” yaşı 20'li yaşların altına inmişken biz hala 23-24 yaşında oyunculara genç damgası vurup “İleride çok iyi olacak” diyoruz. Ligimiz asla olabileceği kadar iyi olamamış oyuncularla dolu.

İyi: 2004 başından beri oynanagelen 4-4-1-1'in alternatifi dizilişler oynanabilir hale geldi.
Kötü: Bu dizilişler henüz oynanamıyor
Çirkin: Bu dizilişlerin oynanmasının önündeki engel Alex sanılıyor. Hatta Kayserispor maçının ikinci yarısı başlarken yapılan Alex – Dia değişikliğiyle takım hemen herkesin aklındaki ideal onbire ve dizilişe bu kadar yaklaşmışken (4-3-3) orta üçlü biçimsiz bir şekilde kurularak bu diziliş de kendi kendine imha edilebiliyor. Engelin Alex olmadığı, ya oyuncuların pozisyonlarını iyi anlamadığı veya teknik direktörün takımı Alex yokken de Alex varmış gibi dizmekte ısrar ettiği gibi acayip bir durum çıkıyor ortaya.

İyi: Uzun süre sonra Fenerbahçe gerçek anlamda kanat oyuncularına sahip oldu. Dia ve Stoch'un, kafasını futbola verebilirmiş bir Kazım ve sakatlıktan kurtulmuş bir Uğur gibi alternatifleri var. Gerçek kanat oyuncusu olmasalar da Topuz ve Özer'in geçen sene takım oyununa yaptıkları katkı da ortada.
Kötü: Adı geçen kanat oyuncularının defansif katkısı son derece sınırlı. Alex varken onların da varlığı, orta ikiliyle savunmanın arasındaki mesafeyi açıyor, bekler ve stoperler zor durumda kalıyor.
Çirkin: Bu kanat oyuncuları hücum içerisinde kullanıma alınamadı çünkü takımın bu alışkanlığı kaybolmuş durumda. Ayrıca bu iki hızlı ekol oyuncusuna (Dia & Stoch) ayak uydurabilecek tek pas trafiği oluşamadı.

İyi: Aykut Kocaman'ın kafasında Fenerbahçe taraftarının uzunca zamandır şikayet ettiği şeyleri artık yapmayan, aksine istedikleri şeyi yapmaya çalışan bir takım var. Taraftarın takık olduğu bazı isimler takımdan ayrıldı.
Kötü: Bu sistemi oturtmaya çalışırken dengesi ve ezberi bozulan takım Avrupa defterini erken kapattı. Sezon öncesi dönemde ön elemelere sakatlarla girilince ahenk bozuldu.
Çirkin: Her sene, ama her sene son günlere kalan transferler akıllara “Zamanında yetiştirilseydi neler farklı olurdu?” sorusunu sorduruyor.

İyi: Güiza takımda düşünülmüyor ve kendisine ödenen bedel göze alınmaksızın takım dışında bırakıldı.
Kötü: İspanya'da koltuk değnekleriyle yürüyen hali bile yıllık üçbuçuk milyon Euro'ya mal oluyor.
Çirkin: Doktorunun “Güiza ‘Oynama, yürümen bile riskli' dememe rağmen Dünya Kupası ve transfer ümidiyle kendini zorladı. Artroskopi yapamadık, operasyon sonrası komplikasyon olması olasılığı sürüyor” demeci oyuncunun Ocak transferinde de elden çıkarılabilmesi önünde büyük bir engel.

İyi: Yönetim nispeten kötü giriş yapılan sezonda erken oluşan baskının karşısında “Birlikte geldik, birlikte gideriz” diyebildi. Bu haftasonu oynanacak olan Beşiktaş maçı çok şeye gebe gözükse de Aykut Kocaman'ın kendisinden önceki pek çok hocanın sahip olmadığı yetki ve hareket alanına sahip olduğu izlenimi var. İstediği isimler alındı, kestiği, sildiği adamlar gönderildi, bu uğurda Alex'e karşı olan tavrı bile yönetimce tolere ediliyor gözüküyor. Uzun süre sonra ilk kez altyapıdan bir oyuncu, mevkisine başka pozisyonun oyuncusu devşirilmek yerine sahaya sürüldü.
Kötü: Aykut Kocaman'ın futbol şansı ve yaptığı kritik seçim/kararlar yönetimin destek gösterdiği zamanlardaki kredisini hasara uğratıyor. Sezona bu kadar çok deneme-yanılmayla girerken futbol şansı yüzüne gülüp en azından ligde 4'te 4'le başlanabilseydi şu anki atmosfer çok daha farklı olabilirdi. Konuyu salt sabırsızlıkla açıklamak da doğru değil. Çok erken başlayan istifa – göreve son verme muhabbetleri bu itibar ve güveni her an zedeleyebilir.
Çirkin: Sürekli şikayet ettiğim, ve şikayet etmekten bile şikayet etmeye başlamak üzere olacak kadar sıkıldığım sistemsizlik Fenerbahçe'nin de başında. Mourinho gibi egosu ve kariyeri belli noktalara gelmiş bir isim bile yakın zamanda verdiği röportajında “Yeni bir ülkeye, yeni bir takıma geldiğinizde ‘Benim futbol doğrularım var ve ben bunları uygularım' diyemezsiniz, adapte olmanız, o ortamın doğrularını uygulamanız gerekir” diyebiliyorken Fenerbahçe sürekli değiştirmekte sakınca görmediği teknik direktörlerin onu çektiği tarafa giden bir kulüp olmaktan çıkamadı. Bu konuyla ilgili olarak da teknik direktör seçimleri ve o teknik direktöre kulübün gerçeğini uygulatacak sportif direktör pozisyonunun yaratılması yönünde hamleler yapıldıysa da kaybedilen bir şampiyonluk yine her şeyi baş aşağı etti. Fenerbahçe hala çizilmiş bir yolu olmayan, günlük kararlarla yönetilen bir kulüp.

İyi: Aykut Kocaman Beşiktaş karşılaşması öncesi kendinden emin ve iddialı açıklamalarda bulundu. Camianın çoktandır birilerinden beklediği liderlik tavırları Kocaman'ın demeçlerinde zaman zaman tatminkar şekilde sezilebiliyor.
Kötü: Aykut Kocaman basına verdiği demeçlerde o liderlik tavırlarını sergilerken aynı zamanda hiç olmadık laflar edip oluşturduğu iyimserliği de yerle bir edebilmeye muktedir. Alex konusuyla ilgili sürekli sorulan sorulara yeni tartışmalar yaratacak cevaplar vermesi, konuyu bir türlü soğutmayı becerememesi, sürekli Alex'i öne itmesi bunlardan biri. Hazırlık döneminde farklı kaybedilen bir karşılaşma sonrası söylediği “Hazinlik” söylemi, Kayserispor maçından sonraki “Tuzak” söylemi bu kötü örneklerden.
Çirkin: Aykut Kocaman'ın Beşiktaş maçıyla ilgili söyledikleri ne olursa olsun, internet sitelerindeki anketlerin çoğunda Beşiktaş açık ara favori gösteriliyor. Taraftarın maça olan ilgisi, kulübün resmi sitesinden yalanlarken aslında doğruladığı şekliyle “şimdilik” az. Fenerbahçe böyle zamanlarda derbilere çıktığı zaman “daha çok ihtiyacı olan, daha çok isteyen kazanır” kontenjanını her zaman kullanan bir takım olmasına rağmen pek çokları için göstereceği performans merak ediliyor, belli bir çizgisi yok çünkü takımın. Üstelik bu sezon iç sahada oynanan iki resmi maçta (Young Boys ve PAOK) Avrupa kupalarına farklı seviyelerde veda edip taraftar protestosuyla karşılaşan takımın, olası bir olumsuz sonuç halinde yine tribünden alacağı olumsuz tepkilerin boyutunun nerelere varabileceği de soru işareti. Fenerbahçe taraftarının Fenerbahçe yönetimine karşı giderek azalan sabrı ortada. Bu sabır tükenmesinin yönetimi değil de teknik adamı alaşağı etmesi de olası. Bu dengesizlik Fenerbahçe için daimi bir “Çirkin”.