Yukarı Çık

Tarih yazıldı

Burcu Hakyemez Dal

Burcu Hakyemez Dal

Tüm Yazıları
E-Posta Adresi[email protected]

Türk spor tarihinde bir ilke imza atarak, Avrupa Şampiyonlar Ligini kazanan, şampiyon olan bir voleybol takımı oldu.

Türk spor tarihinde bir ilke imza atarak, Avrupa Şampiyonlar Ligini kazanan, şampiyon olan bir voleybol takımı oldu. Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom sezon başından beri Şampiyonlar Liginde ülkemizi temsil eden Eczacıbaşı Vitra ve Fenerbahçe Acıbadem ardından 3. favori gösteriliyordu. Kağıt üstünde kadro ve bütçe olarak bu iki takımın ardında kalan Vakıfbank, takım olmanın ve inanmanın herşeyin önüne geçebileceğini bütün herkese kanıtlamış oldu.

3 senedir kadrosunda çok fazla değişiklik yapmayan Vakıfbank ekibi, italyan teknik adam Giovanni Guidetti ile beraber yola çıktığı sene büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştı. Guidetti'nin ilk senesinde ligi birinci tamalamalarına rağmen play-off'larda Galatasaray takımına elenen Vakıfbank, teknik adamının arkasında durarak 2011'de Şampiyonlar Ligi kupasına kaldıran takım oldu.
Vakıfbank takımı,  baktığımızda sene başından beri vurguladığım inanç ve inat özellikleriyle ön plana çıktılar ve Şampiyonlar Ligini 12 de 12 yaparak şampiyon tamamlamayı başardılar. Takıma baktığımızda 12 sporcununda sonsuz saygı duyduğu bir teknik adam ve oyuncularını çok iyi tanıyarak sporcu psikolojini çözmüş çok akıllı bir antrenör görüyoruz. İdarecilerinden  çaycısına tam bir aile haline gelen Vakıfbank'ın en önemli kozu işte bu olmuş – Bir olmak-.

Teknik açıdan baktığımızda Vakıfbank sezon başladıktan sonra değişik bir diziliş denedi. Glinka dört numara smaçörü olarak yerini ilk altıda alırken, milli takımımızın dört numara oyuncularından Gözde pasör çaprazı pozisyonunda yerini aldı. Diğer takımlarımıza baktığımızda en önemli hücum silahları -Fenerbahçe Acıbadem Skowronska ya da Eczacıbaşı Vitra Neslihan Darnel- hep pasör çaprazı pozisyonunda forma giyiyor ve manşet almıyarak geri hücumu yapıyor. Ama Vakıfbank'a baktığımızda takımının manşet yükünü taşıyanlardan biri olan  Gözde pasör çaprazı oynuyor ama manşet alıyor, en önemli hücum silahları olan Glinka ise dört numaradan oynuyor, manşet almıyor ve geriden hücum yapıyor. Bu değişik dizilişi tercih eden Giovanni Guidetti, doğru bir karar vermiş. Sene başında Gözde'nin boyunun çok uzun olmaması sebebi ile blok zaafı olmasından ve hep iyi smaçörlerle blokta karşı karşıya gelmesinden ötürü eleştirilen İtalyan çalıştırıcı, Final Four'da Gözde'nin hem hücumda hem de blokta sergilediği oyunla herkese yanıldıklarını göstermiş oldu.  Final Four'da takımda göze çarpan en önemli özellik, sene başından beri hücumda pek sivrilmeyen Gözde'nin, oynadığı iki maçta da Maja Poljak'ın ikiye dolandığı pozisyonlarda, onun feyki sayesinde tek bloklu ve hatta bloksuz yaptığı etkili hücumlar dı. Hatta final sayısında maçı bitiren smaç birkez daha 2 numaradan hızlı topa vuran Gözde'den gelmişti.

Hafta sonu oynanan Final Four'da beni gururlandıran birkaç önemli nokta vardı;

• Her iki temsilcimizde de alınan dereceleri belirleyen performansların, çok büyük paralar verilerek transfer edilen yabancı oyuncular tarafından değilde, Türk voleybolcular tarafından sergilenmesi,
• Bir Türk takımının Şampiyonalr Ligi Şampiyonu olması ve  diğer temsilcimizin de bronz madalyayı kazanması,
• Türkiye'nin en büyük spor klüblerinden biri olan Fenerbahçe'nin ev sahibi olarak tribünleri hınca hınç doldurması ve Acıbadem'in desteği ile beraber voleybolu Türkiye'de çok farklı bir noktaya taşımış olmaları,
• Dünya'da 65 ülke tarafından takip edilen Final Four'un en kaliteli voleybolunun oynadığı maçın iki Türk takımı arasında oynanan yarı final maçı olması.

Fenerbahçe Acıbadem sayesinde voleybol iki senedir hiç olmadığı kadar popüler bir spor dalı haline geldi.Başarısılıklar yaşanmazsa daha ileriye gidilemez. Vakıfbank'ta olduğu gibi; 3 sene önce nerdeydiler şimdi nerdeler. Nasıl bir çocuk yürümeyi düşe kalka öğreniyorsa, takımlarımızda başarılar kazanmayı, yenilerek öğreniyor. Fenerbahçe takımında yer alan Türk oyuncuları maç sonunda tebrik ettim bu yazı aracılığı ile bir kez daha tebrik ediyorum. Takımlarının bronz madalya kazanmasında en fazla emek onlara ait. Fenerbahçe'ye bu sezon başında transfer olan Sokolova, Skowronska ve Fofao ise beklenilen performansı sergiliyemediler . Ze Roberto ise Giovanni Guidetti kadar kazanma arzusunu takımına aşılıyamamıştı.

Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunun Türk Milli takımına da olumlu yansımaları olacağını düşünüyorum. Bundan sonra önemli olan Final Four'lar da her sene yer almak ve istikrarı sağlamak. Vakıfbank'ın kazandığı bu başarı çıtayı çok yükseltti.

Türk voleybolunda Avrupa'nın 1.Kupasının kazanılması ardından asıl kazanan Türk sporu oldu.