Derbiler derbilerimiz
Erbatur Ergenekon
Erbatur Ergenekon
Tüm Yazıları"Biz kendimizi abartıyoruz" - "Biz kendimizi şişiriyoruz" "Kendimize dev aynasında bakıyoruz" gibi cümleler çokça dolaşır etrafta. Doğruluk payı olan noktaları vardır elbet ama o başlıklar değil bu yazının konusunu...
Uzun yıllardır böyledir.
Derbilerimiz için 'Abartılmış' ya da popüler tabirle 'Şişirilmiş' tanımlamalarını duyabilirsiniz...
Hatta genellikle diğer ülkelerin spor organizasyonlarını büyütüp kendimizinkileri aşağı çekmeye çalışırız - hatta çekeriz-
"Biz kendimizi abartıyoruz" - "Biz kendimizi şişiriyoruz" "Kendimize dev aynasında bakıyoruz" gibi cümleler çokça dolaşır etrafta. Doğruluk payı olan noktaları vardır elbet ama o başlıklar değil bu yazının konusunu...
Tabii bir de 'Bakın derbi budur', 'Asıl büyük derbi şudur'. 'FB-GS oynamadan zinhar derbi olmaz' 'BJK-FB derbisi çok iyidir', 'BJK-GS derbisi çok kötüdür' gibi tartışmalara da rastlarsınız kafanızı çevirdiğiniz çok yerde...
Evet tabii ki doğrudur, bir Premir Lig kalitesi, bir El Clasico sanatsal dokunuşu çıkmayabilir bizim derbilerimizden, ama kendilerine ait birer varoluşu vardır; kendilerine ait unutulmayacak hikayeleri barındırır bizim derbilerimiz.
Beşiktaş - Fenerbahçe, Fenerbahçe - Galatasaray, Galatasaray - Beşiktaş, Fenerbahçe - Galatasaray...
Her bir derbi, geçmişten bugüne yayımlanan ve yayımlanmaya devam edecek tarih kitapçıklarıdır aslında.
Düşünün bir, öyle derinlemesine değil, sadece gözünüzü kapatıp bir an düşünün... Neler gelmez ki aklınıza...
Baba Hakkı, Lefter Küçükandonyadis, Metin Oktay, Rıdvan Dilmen, Metin Tekin, Feyyaz Uçar, Tanju Çolak, Can Bartu, Bülent Korkmaz, Sergen Yalçın, Hagi, Alex De Souza, Amokachi, İlhan Mansız, Jay Jay Okocha, Tümer Metin, Prekazi, Şifo Mehmet, Rüştü Reçber, Arda Turan...
Bir anda dile gelen, kaleme dökülen sayısız efsane ve o efsanelerin hepimizin aklında yer eden sayısız hikayesi....
Sırayla ya da düşünerek değil. İlk seferde, bir kerede aklıma gelenler bunlar. Eminim sizin fazlası gelmiştir aklınıza; şöyle bir geçmişe dönüp baktığınızda...
Anılar duvarımızda, kahramanlık öyküleri olan, tarihi yazan ve yazmayı sürdüren; dün bugün yarın arasında köprümüz olan efsaneler...
Ya da paranızı biriktirip biletinizi alıp gittiğiniz bir derbide, 'kardeşim' dediğiniz arkadaşınız ile omuz omuza yaptığınız o an. Sevdiğiniz futbolcu tribüne koşarak geldiğinde, duyduğunuz o tarif edilemez heyecan.
Maçı stadyumda değil televizyonda izliyorsanız, yaptığınız hazırlığı, arkadaşlarınızla buluşup saatler önce yemeğe oturup karşılaşmayı beklemeye başladığınız anı düşünün. Televizyon yoksa o an için, bir de radyoda kalbinizi sıkıştıran o hissi düşünün. (Hatta şimdilerde olduğu gibi internette maça doğru yazılan yorumları, gelen haberleri takip etme hissyatınızı getirin aklınıza)
Bayramda aile ziyaretine gittiğinizde ve kahveler geldiğinde en köpüklüsünden; konuşulan ilk konu: 'Oynanmış ya da oynanacak ilk derbi'... 'Bizim oğlan babası gibi koyu taraftar.' 'Dayısı bizim kızı bize rakip yaptı'...Arkadaşlarınızla çakır keyif sohbet için dışarı çıktığınızda dost meclisinizin en önemli konusu. Girdiğiniz ya da girmediğiniz iddialar. Evde diğer kıyafetleriniz gelişigüzel bir şekilde dolabınıza koyarken, maç öncesi özenle katladığınız ya da askıda duran formanızı sırtınıza geçiriş anınız...
Henüz küçük bir çocukken, uykudan kalkıp gözünüzü açtığınızda, duvara selobantla yapıştırdığınız ucu hafif yırtık posterdeki size gülümseyen kahramanınız. Gazeteden küpür kesip dikkatle yapıştırdığınız takımınızın vücut bulmuş hali olan o efsane, o asla unutamadığınız yıldız. Muhtemelen şimdilerde beğenmediğimiz o derbilerden birinde çekilmiştir; o artık sararmaya yüz tutmuş, aklınızda ilk günkü gibi parlaklığında duran, her saniyesini hatırladığınız o an....
Evet, her zaman olduğu gibi geliştirmemiz gereken, gelişmemiz gereken konular var...
Ama bakmayın siz, yıllardır içimizde bu büyüttüğümüz bu olumsuzluk fidanına, biraz hayatın getirileri, biraz çorbaya tuz yerine biber atmamızın sonuçları... Bu aslında tamamen başka bir yazı hatta dosya konusunun ana başlığı...
Asıl olan biz ve bizim diğer yerlerdekilere benzemeyen derbilerimiz... O çok farklı, o içinde bolca tutku olan takım aşklarımız.
Sevgilimizi sevdiğimiz gibi seviyoruz bazen deli dolu, bazen uyku tutturmayan bir halde... İçimizde yaşıyoruz biz o anlarla...
Olumsuzlukları alalım ve tartışalım her anıyla, ama gerçek olan şu ki, bu tutkuyu bu sevgiyi, başka bir seviyeye çekecek olan da bizleriz...
Sorun belki de bardağın yarısını hep boş görmekten, 'O bardaktaki su kimseye yetmez' demekten. O yarım bardak suyu nasıl paylaşacağımızı seçecek olan da, bardağın geri kalanını dolduracak olan da yine bizleriz..
Efsaneler tarihi yazıyor biz de tanıklık ediyoruz ya keyfini sürelim... Aslında farkında değiliz belki bazen ama biz o tarihi hep birlikte yazıyoruz.
Nereden geldik bu noktaya, ha tabii derbiler bizim güzel derbilerimiz...