Yukarı Çık

Bir maçın anatomisi

Ercan Taner

Google'da NTV'yi tercih et

Ercan Taner

Tüm Yazıları
E-Posta Adresi[email protected]

Havalimanına gittik… Tam uçağa bineceğiz… Sağ tarafta masaj yapan makinalar ve bir amca var. Gelin efendim, buyurun diye, bizi çağırıyor… Günto (Güntekin Onay), Metin Tekin içeri girdik… Makine çalışmaya başladı…

Havalimanına gittik… Tam uçağa bineceğiz… Sağ tarafta masaj yapan makinalar ve bir  amca var. Gelin efendim, buyurun diye, bizi çağırıyor… Günto (Güntekin Onay), Metin Tekin içeri girdik… Makine çalışmaya başladı… Ben oksijen yazan şişelerden birini seçtim… Ohhhhh hava alıyorum… Amca elmalı, armutlu var derken ben, “Klasik oksijeni tercih ediyorum” dedim. Sonra bizi davet eden arkadaşa borcumuz ne derken, Metin “Ben bu makinayı sevmedim” diyerek yanıma geldi. Günto “Sırt masajı yaptıracağım ben Maznov” (bana öyle der, Balkanlıyız diye!) dedi. Neyse sonunda o da geldi, bindik uçağa. Bizim uçağın klasiğinden bahsetmek istemiyordum, ama yazmalıyım. Yine mükemmel bir rötar yaşadık. Sonra sağ salim indik. Gerçi bir anda “İnişe geçiyoruz” anonsunu “Duyar gibi oldum” dedim ama, sallandık, kulak-mulak kalmadı derken, bir baktım, OHHH yerdeyiz. Ben ve Mehmet Demirkol, İngiltere-Polonya basket maçının sonucunu merak ederken,  pasaport kontrole girdik. Başlarda Polonya öndeydi. Biz, İspanya karşısında galip oynuyorduk, İngiltere sonunda Polonya'yı bitirmişti. Kazanmıştık baskette. Gerçi, bir gün sonra Fransa'ya kaybettik ya, neyse. Viyana'ya dönelim.

MAÇ ÖNCESİ…
Sabah stada gittik. Tam içeriden yayın yapmak isterken, UEFA temsilcisi geldi ve bize çıkın dedi. “Niye?” dedi bizim Haber Müdürü Haluk. Efendim, hakemler gelecekmiş falan filan. Çıktık. Çıldırıyorum. O sırada Platini açıklama yapmış. “Aaaaaa siz bilmiyor musunuz Fenerbahçe olayını” diye? Bu havada, anlatım yerine geçtik Rıdvan Dilmen ile. Gerginiz. Gurbetçi vatandaşlar yanımıza geliyor, “Abi, baksana, bir fotoğraf çekelim bari” diye sesleniyorlar. Tövbe, tövbe, neyse “Çekelim kardeşim” diyorum. Yayındayız. “İyi akşamlar sayın seyirciler” derken, etraf yine seyirci dolu. “Ulan ayıp ya, insan merhaba der… Havaya girdiniz değil mi?” soruları arasında Platini'yi izliyorum, Avusturya'nın unutulmaz oyuncusu Herzog'a ödül verirken. “Arkadaşlar yayındayız, lütfen” derken maçı anlatıyorum. Bir anda bütün makinalar susuyor. Türkiye ile bağlantıyı kaybediyoruz. Çıldırmak üzereyim. Neyse sonra yine yayındayım.

PENALTI...
Anlatacak bir şey yok… “Ne biçim bu maç, yine üzüleceğiz” derken Burak yerde, vay, vay penaltı… OHHHHH, kazanmak üzereyiz derken, klasik Türk talihi gerçek oluyor ve yine atamıyoruz golü… 24 saat sonra baskette ise, bu sefer Fransa'ya kaybediyoruz. Arda maçtan sonra bana, “Abi golü atamadık, sen de anlatamadın değil mi?” diye hayıflanıyor. Sonra birden Avusturya soyunma odasına gözüm takılıyor. Soda, gazoz içiyor arkadaşlar. Bizim taraftar dışarıda bağırıyor o sırada, “Hiddink istifa” diye. “Ne istifası yahu?” diyorum kendi kendime. Ne yaptı adam, ikinciyiz. Penaltı kaçtı, kazanamıyoruz…

DAVET…
Uçağa indik geliyoruz… Dün bir davet almıştım, eski çalıştığım kanaldan… Dostlarımdan... “Abi geçmiş maçları konuşacağız” diye. Onur Şahin gündüz aradı ve hatırı her zaman bende olacak kadim arkadaşım Zeynep, gel, program var dedi. Gece, her zaman sevgi duyacağım Murat Açıkgöz aradı. “Abi yeni sezon başlıyor, bir adım atalım” diye. Sağol dedim, davete teşekkürler, ben YOKUM, size yeni sezonda başarılar! Hakikaten Lig TV çok emek verdi bu işe. Ben onlara her zaman saygı duyacağım…

PLATİNİ
İstanbul'a dönüyoruz. Havalimanındayız. Uçuş kartı almak üzere sıraya geçtik. Bir baktım sırada Platini var. Elinde uçuş kartı ve çantası. Vay be. Dünyada futbolun 2 numaralı ismi sırada, uçuş kartı elinde. Geçmiş yıllar aklıma geldi de, federasyon başkanları, en az 25 kişiyle pasaport kontrolünü geçiyorlardı. Platini tek başına, saygı duydum yahu, korkusuz tek başına. YALAKALIK YOK… Etrafı bomboştu… Sıradaydı, sessizce gitti.

LİG BAŞLIYOR MU?
Platini'nin son açıklamasından sonra sizce bu lig gerçek mi? 

Kötü haberlerin kanatları vardır, iyi haberlerin ayakları bile yoktur.
M.CAVENDISH