Yukarı Çık

Winbledon Analizi - Kadınlar

Mehmet Sevinç

Google'da NTV'yi tercih et

Mehmet Sevinç

Tüm Yazıları
E-Posta Adresi[email protected]

Tenisin zirvesi Wimbledon’ın 125.sinin başlamasına sayılı günler kala heyecanı iyiden iyiye hissetmeye başladık.

Tenisin zirvesi Wimbledon'ın 125.sinin başlamasına sayılı günler kala heyecanı iyiden iyiye hissetmeye başladık. Roland Garros finallerinin etkisi hala konuşulurken gözler artık All England Club'a çevrilmiş durumda. Son yıllarda alıştığımız üzere bu yıl yine tek erkekler maçları daha fazla ilgi çekecek gibi görünüyor. Özellikle de Djokovic'in yakaladığı form, Federer'in Roland Garros finalini bir kez daha Nadal'a kaybetmesine rağmen ortaya koyduğu oyun ve tabii ki Nadal'ın koltuğunu koruma hırsı bizlere birbirinde zevkli maçlar seyrettirecek gibi görünüyor.

Kadınlar cephesindeyse Li Na'nın tarih yazarak Roland Garros'u kazanması “acaba bu başarıyı Wimbledon'da da tekrarlar mı” sorusunu akıllara getirdi. Ama ben Şubat ayından beri Wimbledon için Sharapova'yı herkesin önünde görenlerdenim. Her ne kadar sert koşullarda servisleri çok kırılgan görünse de henüz 17 yaşında kazandığı bu turnuvada benim 1 numaralı favorim Sharapova. Şu anda Sharapova'nın en büyük problemi servisleri gibi görünüyor. Omuzundan yaşadığı ve kendisini uzun süre kortlardan uzak bırakan sakatlığını atlattıktan sonra servis aksiyonunu da değiştirmek zorunda kalan Sharapova'nın o eski hastalığı Li Na karşısında nüksetmiş ve üst üste yaptığı hatalar Paris'teki maçı kaybetmesine neden olmuştu. Bu hatalarından ders çıkaracak ve topları en azından oyunun bazı bölümlerinde içeri atmakla yetinecek bir Sharapova Londra'da rakipsiz gibi görünüyor.

Tabii ki Li Na'yı direkt olarak tasnif dışı bırakmak yersiz olacaktır. Bu yıl Melbourne'de final oynayan, Paris'te şampiyon olan Çinli tenisçi, Wimbledon'da da aynı performansı tekrarlamak isteyecektir. Fakat oyun yapısı ve Wimbledon'daki en iyi derecesinin çeyrek final olması bir başka final ihtimalinin düşük olduğunu gösteriyor. Geçen yıl Francesca Schiavone Roland Garros'ta şampiyon olduktan sonra Wimbledon'a ilk turda veda etmişti. Li Na eğer aynı duruma düşmek istemiyorsa zafer sarhoşluğundan bir an önce kurtulmalı.

Kadınlar tenisinin bir başka gündem maddesi Caroline Wozniacki. Her ne kadar dünya klasmanında 1 numara olsa da henüz Grand Slam kazanamamış olmak sürekli olarak eleştirilmesine neden oluyor. Danimarkalı tenisçi çok turnuva oynayarak bir numaradaki yerini korusa da Wimbledon'da mutlu sona ulaşma ihtimali zor görünüyor. Williams kardeşlerle başlayan ve günümüzde diğer oyuncular tarafından da korta yansıtılan “güç tenisi” özellikle Wimbledon gibi süratli zeminde rakiplerinden bu alanda daha geride görünen Wozniacki'nin en büyük dezavantajı olacak.

Victoria Azarenka bu yıl kariyerinin en iyi günlerini geçiyor. Şu anda dünya klasmanında 5 numara olsa da kırılgan yapısı 2 haftalık majör turnuvalarda onun en büyük handikabı oluyor. Şu ana kadar hiçbir Grand Slam'de çeyrek finalden öteye geçemeyen Azarenka, 2010 yılı başından bu yana da 10 maçı sakatlanarak yarıda bıraktı. Azarenka'nın Grand Slamlerde başarılı olabilmesinin anahtarı Djokovic tarzı fiziksel ve zihinsel bir gelişim gibi görünüyor.

Avustralya Açık'ı bu yıl kariyerinde ilk kez kazanan Kim Clijsters ilerleyen dönemdeyse ciddi bir düşüş yaşadı. Roland Garros'a da erken veda eden Belçikalı'nın en iyi tenisini oynadığını söylemek zor. Buna karşılık Vera Zvonareva dünya klasmanında 3 numaraya kadar yükseldi ve kariyerinin belki de en iyi günlerini geçiriyor. Eğer Zvonareva şanssız bir kura çekmezse bu yıl da Wimbledon da final görebilir.