Yukarı Çık

Futbolzela

Murat Demiryas

Murat Demiryas

Tüm Yazıları
E-Posta Adresi[email protected]

2010 Dünya Kupası sıkıcı futbol ve vuvuzela sesleriyle başladı. Gruplarda 2. tur maçlarının başlamasıyla daha tempolu ve kaliteli futbol seyretmeye başladık. İlk 9 gün sonunda oynadıkları futbol ve aldıkları sonuçlarla Arjantin ve Hollanda ön plana çıktı.

Dört yıl önce Zidane'ın kafasıyla ve İtalyanların şampiyonluğuyla kapattığımız Dünya Kupası defteri, uzun bir bekleyişin ardından vuvuzela sesleriyle açıldı. İki hafta öncesine kadar sadece Dünya Kupası'yla yakından ilgilenenlerin farkında olduğu vuvuzela sesi, artık tüm dünyanın ilgilendiği bir olay haline geldi ve şimdiden 2010 Dünya Kupası ile ilgili hatıralarımızda en önemli yeri tutacağı şimdiden garantilendi.

Uzun bir bekleyişin ardından kupanın ilk maçları, futbola olan iştahımızı azaltacak nitelikte olmadı. Ama bu bir sürpriz değil, yıllardır futbol böyle oynanıyor. Yıllardır hep hayatımda ilk seyrettiğim kupa olan ve beni futbola tutkuyla bağlayan 1986 Dünya Kupası gibi bir kupa aramışımdır. Ama artık o kupada oynanan futbolu ve oynayan yıldızlar gibi futbolcuları görmemiz zor. Dolayısıyla şu ana kadar kupada doyurucu bir futbol görmememiz çok doğal.

Bunun bir sebebi daha var, o da aslında Jose Mourinho'nun sözlerinde gizli... Mourinho ne demişti? Şampiyonlar Ligi finali, Dünya Kupası finalinden daha önemli demişti... Bütün bir sezon boyunca Şampiyonlar Ligi'nde, La Liga'da, Serie A'da, Premier League'de 50'nin üzerinde maç oynayan, yani yoğun bir sezon geçiren, sakatlıklarla boğuşan yıldız futbolcular, kah yorgunluktan, kah sakatlıktan, kah başka nedenlerden dolayı Dünya Kupası'nda beklediğimiz performansı gösteremiyor.

Kısacası ilk günlerde sıkıcı futbol ve vuvuzela sesi birleşinde “Futbolzela” izledik. TRT'nin vuvuzelayı filtreleyeceği haberlerini okuyoruz. Gruplardaki 2. maçlarla birlikte birlikte futbolun temposunun ve kalitesinin yükseldiğini görüyoruz. Kupa, ritmini bulmaya başladı.

Turnuvanın ilk 9 gününün özeti şu: Birçok futbolseverin hayalindeki Arjantin-Hollanda finali hala gerçekleşebilir!!! İki takım da turnuvaya güzel başladı. Hollanda temkinli ama sonuca giden bir futbol oynuyor. Arjantin, yıldız oyuncularının tüm hünerlerini sergilemesiyle keyif veriyor. Bu iki takım için kafadaki tek soru işareti, ilerleyen turlarda favori bir takımla karşılaştıklarında ne yapacakları.

İlk maçta Avustralya'yı 4-0 yenerek şampiyonluğun her zamanki gibi en büyük adaylarından biri olduğunu gösteren Almanya, Sırbistan yenilgisiyle grup liderliğini tehlikeye attı. Kadro, efsane bir kadro değil. Ama makine düzeninde işlemeye devam ederse finali görebilecek bir kadro. (Makinenin dişlilerini Sırbistan bozdu, bakalım tamir edilebilecek mi?)

İngiltere şimdilik hayalkırıklığı, ama 1982'de İtalya'nın başarısını gerçekleştirebilir. İtalya, o kupaya 3 beraberlikle başlamış ama şampiyon olmuştu. 1982'den sonra hiçbir şampiyon, kupaya 2 beraberlikle başlamadı. İngiltere bunu başarırsa bir ilki gerçekleştirecek ama bu futbolla zor!

Brezilya kolay gibi gözüken ama kendisini zorlayan bir rakiple başladı ve kazandı. Ben gruptan çıkmakta sıkıntı yaşayacağını sanmıyorum, ama 2. turda İspanya ile eşleşme ihtimali var ve şu anda kupanın en heyecanlı yanı bence.

İspanya kötü başladı, ama gruptaki kalan maçlarını kazanma şansı yüksek. İspanya'nın acilen 90 dakika oynayan Fernando Torres'e ihtiyacı var. (Güiza'nın ahı mı tuttu acaba!!!!)

İtalya'nın kadrosu şampiyonluk için yeterli gözükmüyor kağıt üzerinde, üstelik kupa tarihinde 1962'den sonra üst üste kupa kazanan bir takım yok. Buna rağmen İtalya'nın gruptan çıkmakla ilgili bir problem yaşamayacağını düşünüyorum. Önemli olan sonrası...