Tam isabet!
Murat Demiryas
Murat Demiryas
Tüm YazılarıMarka değerinin yükselmesini, tüm maçların canlı yayınlanmasıyla havasının değişmesini beklediğimiz yeni ismiyle Spor Toto Süper Lig’de her hafta değişik bir hadise yaşanmakta.
Gerçekten bravo. Basketbolda dünya ikinciliğimizi şöyle göğsümüzü gere gere kutlayalım derken ortaya çıkan “Eeeeee, şimdi bunlar nasıl bölüşücek bu 28 milyon TL'yi?” ve “Basketbolcuya var da halterciye, boksöre yok mu” polemikleri ile bir anda sevinci kursakta bırakmayı başarmış bir millet olarak, Spor Toto Süper Lig'in de havasını değiştirmeyi başardık.
Uzun zamandır yazmıyordum, hatta ntvspor.net'e son yazımı ne zaman yazmışım diye arama kısmına ismimi yazıp “Toplam 0 sonuç” ibaresini görünce, sevgili Can Birsay'ın da tehditvari (!) “ne zamandır yazmıyorsun, yaz artık” ricasını hatırlayıp, ardından arka arkaya gelişen olaylar karşısında klavyenin tuşlarına dokunmaya karar verdim.
Marka değerinin yükselmesini, tüm maçların canlı yayınlanmasıyla havasının değişmesini beklediğimiz yeni ismiyle Spor Toto Süper Lig'de her hafta değişik bir hadise yaşanmakta. İlk 5 haftada iki maçta elektriklerin kesilmesi, berbat sahalar, kötü futbol, 3 takımın Avrupa'dan elenmesi ve daha bir çok şey. Yetmezmiş gibi daha 5. haftada tatil edilen maç. (Bank Asya 1. Lig de aşağı kalmıyor, henüz 3. haftada sahaya bıçakla dalıp teknik direktörü yaralayan insanlar dolaşıyor etrafta)
Bu haftanın futbolcusunu, teknik direktörünü, hakemini, golünü, asistini filan seçmeye gerek yok. Haftanın adamını seçsek yeter. O da Gaziantepspor-Bursaspor maçında yardımcı hakemin kafasına “yabancı maddeyi” isabet ettiren kişidir. Kendisine can-ı gönülden helal olsun diyorum. (Cidden!) Sportif bir ülke olduğumuzu her fırsatta gösteriyoruz. Bakın mesela atıcılık! Ne cevherler var da biz keşfedemiyoruz.
Enteresandır son 2 sezondur nedense bu tip hadiseler Bursaspor'un başına geliyor, daha doğrusu rakibinin başına geliyor. Geçen sezon Diyarbakırspor maçında yaşananları herkes hatırlayacaktır. Ankaraspor maçlarını da eklerseniz 3 maçı hükmen kazandı Bursaspor. Etti 9 puan. Bu haftaki Gaziantepspor maçının da sonucu büyük ihtimalle böyle olacak. Belki tesadüf, belki olayı derinlemesine araştırmak lazım. Lakin Gaziantepspor maçının tatil edilmesi biraz ilginç. Hani ortada öyle bir olay, kavga, tribün anarşisi gibi şeyler yok. Seyirci gayet sakin, ama hakeme sinirlenmiş, sahaya birşeyler atıyor. Sonra yardımcı hakem yine gayet sakin, sahanın ortasına geldi, baktık kafası yarılmış. Tabii kafamız eskilere gidiyor, bekledik ki hakem Deniz Çoban yardımcısını saha kenarına tedaviye yollasın, “kafanı sardır, geç yerine” desin. Ama o ne! Hakemler içeri giriyor. Hemen ardından Lig TV muhabiri Mustafa Öztoprak “Hakem maçı tatil etti” deyince inanasım gelmedi. Tamam kurallar belli, ama insan tatil deyince şöyle sahaya yağan taşlar, koltuklar, sahaya inen seyirciler, kovalanan futbolcular bekliyor!
Şu ana kadar işin şakasındaydık, ama işin gerçeği futbolumuz açısından ilk 5 hafta iyi geçmedi. (Milli takımı ayrı bir yere koyuyorum, Euro 2012 elemelerinde 2'de 2 yaptık) Ancak bu olay ve maçın tatil edilmesi, kulüplerin ve taraftarların kendilerine biraz daha çeki düzen vermesi açısından önemli. Artık eskisi gibi sahaya koltuk yağarken maçı oynatan (ya da merkezden gelen emirle oynatmak zorunda kalan ve olayların ortasında yalnız kalan) hakem yok. Deniz Çoban önemli bir inisiyatif kullanmış ve maçı tatil etmiştir.
Ama asıl bundan sonrası önemli, Deniz Çoban veya herhangi bir hakem, bunu bir derbi maçta yapabilirler mi? Geçmişteki olaylı derbileri tek tek gözünüzün önüne getiriniz. Bu ülkede sahaya her saniye pet şişe atılan bir derbi maçı tamamlandı. Ya bundan sonra? Bir derbi maçta bir hakem yaralandığında da maç tatil olacak mı?
Derbi demişken, Fenerbahçe ve Beşiktaş'a ufacık da olsa dokunalım. Derbide 1-1'lik skor, iki tarafın da ilk başta istemediği ama fazla üzülmediği bir sonuç oldu. Fenerbahçe cephesinden baktığımızda, Avrupa'dan elenmiş, ligde 5 haftayı 7 puanla geride bırakmış bir takım olarak artık Aykut Kocaman'ın beklenen devrimi yapmasını bekliyoruz. (Ya da her devrim kendi evlatlarını yer sözü mü gerçek olacak?)Beşiktaş cephesinden bakarsak Schuster, Quaresma ve Guti, bu takımın havasını ve oyununu tamamen değiştirmiş.Avrupa'nın yıldızlarına evet, ama yerli yıldızların da çıkmasını bekliyoruz. Acaba “Sergen attı, şampiyonluk geldi” lafının yerine “Necip attı, şampiyonluk geldi” haykırışını sezon sonunda duyabilecek miyiz? Sergen'le Necip'in mevkileri alakasız tabii, ama o kadar yabancının, “Türkleşmiş” Nobre ve Aurelio'nun ve bu yaşında ilk kez sağ bek oynayıp bir yaşına daha giren İbrahim Üzülmez'in yanında “geleceğin yıldızı” diye aklımıza ilk gelen isim Necip oluyor...