Rakip Raporu: Strasbourg

Strasbourg, 90'lı yılların ortasında Fransa basketbolunun en üst seviyesine çıkmış; 2000'li yılların ortasında Avrupa sahnesinde kendine yer bulmuş bir takım.

NTV Spor 22 Nis 2016
Rakip Raporu: Strasbourg

Strasbourg, 90'lı yılların ortasında Fransa basketbolunun en üst seviyesine çıkmış; 2000'li yılların ortasında Avrupa sahnesinde kendine yer bulmuş bir takım. Köklü bir basketbol geçmişine sahip olmasalar da, 2005 yılında o dönem tek maç oynanan Fransa Ligi finalini kazanıp şampiyon olmuşlardı. 2011'de Vincent Collet'nin takımın başına gelmesiyle birlikte Strasbourg'un Fransa Ligi'ndeki yeri daha da belirginleşti. Collet'yle iki yıldır normal sezonu lider bitiren, üç sezondur (artık beş maç üzerinden oynanan) final serilerini kaybeden Strasbourg, Fransa'nın kulüp düzeyindeki önemli markalarından biri haline geldi. Eurocup'ta finale kalmalarını kimse beklemiyordu; ancak son 16 turunda da, çeyrek finalde de, yarı finalde de deplasmanda kazanarak buraya kadar yükseldiler. Eurocup Finali, Strasbourg kulüp tarihinin en büyük başarısı.

En farklı galibiyet: EWE Baskets Oldenburg, 64-93
En farklı mağlubiyet: Gran Canaria, 68-79
Normal sezon derecesi: 5G – 5M
Euroleague derecesi: 3G – 7M
Eurocup derecesi: 7G - 4M - 1 Beraberlik
Sıcak istatistik: Eurocup'daki altı deplasman maçında beş galibiyet aldılar. Deplasmanda ortalama 13 sayı farkla kazanıyorlar.
Soğuk istatistik: Maç başına aldıkları 34.6 ribaundla Eurocup'a katılan 44 takım içinde 23. sıradalar.
Kulüp tarihi: 2005 Fransa Ligi şampiyonluğu. 2013, 2014 ve 2015 Fransa Ligi finalisti.
Antrenör kariyeri: Vincent Collet, Fransa Milli Takımı'nın baş antrenörü. 2013 Eurobasket'te şampiyon, 2011'de ikinci, 2015'te üçüncü oldu. 2014 Dünya Kupası'nda bronz madalya kazandı. 2006'da Le Mans'la, 2009'da ASVEL'le Fransa Ligi şampiyonluğu yaşadı.

KADRO
G, Mardy Collins (13.2s, 4.6r, 4.3a, 1.3tç)
G, Louis Campbell (7.3s, 3.3r, 3.6a)
F, Kyle Weems (12.0s, 3.8r, 1.7a)
G, Rodrigue Beubois (13.3s, 2.4r, 2.3a, 1.3tç)
F, Jeremy Leloup (8.5s, 2.3r, 1.6a, %44 üçlük)
F/C, Matt Howard (8.9s, 8.1r, 1.3a, 3.9 hücum ribaundu)
G, Paul Lacombe (6.3s, 3.2r, 3.3a)
C, Bangaly Fofana (6.8s, 3.7r, 1.0a)
C, Romain Duport (7.8s, 2.8r, %66 ikilik)
G, Frank Ntilikina (5 maç, 3.6 dakika)

EN GÜÇLÜ YÖNÜ
Rahatlık. Strasbourg, tıpkı Galatasaray gibi, çok fazla genç oyuncuya yer veren bir takım değil. Uzun yıllardır profesyonel seviyede oynayan, tecrübeli oyuncuları kadrolarında barındırıyorlar. Takımdan beklentiler, özellikle Eurocup'ta çok düşük olduğundan, kaybedecek bir şeyleri yok. Ligde dokuz mağlubiyetin altısını deplasmanda alırken, Eurocup'ta sürekli deplasman maçlarını kazanmaları sürpriz değil. Bu sezon Euroleague'de iki çeyrek finalisti, bir de Final Four takımını yendiler. Fenerbahçe'yi 21 sayı farkla yendikleri maç, Real Madrid'i mağlup etmeleri... Hepsi rahat oynamanın sonucu. Kaybedince, aslında o kadar da çok şey kaybetmeyecekler. Finale çıkmaktan dolayı mutlular.

EN ZAYIF YÖNÜ
Kadro kalitesi. Sezon boyunca Eurocup'ta mücadele etmiş takımlara kıyaslandığında, Strasbourg'un kadrosu şaşırtıcı derecede zayıf. UNICS Kazan, EA Milano, Valencia, Bayern Münih, Gran Canaria, Pınar Karşıyaka, Trabzonspor Medical Park, Beşiktaş Sompo Japan gibi takımlardan daha kötü kadroya sahipler. Güçlü oyuna sahip değiller, genellikle maç sonuçları günlük performanslar üzerinden belirleniyor. Bu da istikrar sorununu beraberinde getiriyor. Real Madrid'i yenebilecek, Trento'ya yenilebilecek bir takım Strasbourg.

EN İYİ OYUNCUSU
Rodrigue Beaubois. Bir dönem NBA'de de forma giymiş Fransız skorer, oyun kurma görevi üstünden alınıp, sadece skor atmaya odaklandığında değerini ortaya çıkarıyor. Hava atışı yapıldıktan sonra Beaubois yola çıktığında, Strasbourg'daki tüm trafik ışıkları ona yeşil yanıyor. İstediği gibi top kullanma hakkına sahip. Bu özgürlük takıma yarasa da, Beaubois'nın oyun tarzına olumsuz etki yapmış gibi görünüyor. Geçmiş yıllara oranla çembere daha az giden, daha çok şutla bitirmeyi tercih eden bir oyuncu rolünde 28 yaşındaki guard. Asistleri, daha çok başka çaresi kalmadığı zamanda elinden çıkan toplardan oluşuyor.

X FAKTÖRÜ
Romain Duport. “Maç başına yalnızca 13 dakika sahada kalan bir oyuncu, nasıl olur da X Faktörü olabilir?” diye sorulabilir. Strasbourg'un oyun planı içinde pivot oyunları çok büyük yer tutmuyor. Ancak 2.18'lik Duport parkedeyken işler değişiyor. Duport eski usul, sırtı dönük oynamayı seven pivotlardan değil. Aksine, teması hiç sevmiyor. Perdeleme yaptıktan sonra çemberden uzaklaşıp, şutla bitirmeyi tercih ediyor. Bu da takımı lehine eşleşme avantajı yaratmasını sağlıyor. Strasbourg hücum çeşitliliği yaratmak için, Duport'un sayılarına ihtiyaç duyuyor. Strasbourg'un tüm sezon kazandığı maçlarda 8.3 sayı ortalaması olan Romain Duport, kaybedilen maçlarda 3.1 sayıda kalıyor. Onu oyuna dahil edemedikleri maçlar, Strasbourg için daha zor geçiyor.

HÜCUMDA NE YAPARLAR?
Vincent Collet, zaten saha içinde oyuncularına özgürlük vermeyi sevdiği için yıllardır Fransa Milli Takımı'nda oyuncuların favori ismi. Strasbourg'da kurduğu düzen de bundan farklı değil. Ancak aldatmasın, Strasbourg, "Fransız takımı" ezberinin dışında oynayan bir takım. Hızlı hücumu ortalamanın üstüne çıkarmayan, yarı sahada hücumu üç yaratıcı kısasının kararlarına teslim eden, eşleşme bozarak sonuca gitmeyi tercih eden bir ekip. Takımda tüm kararları topun sahibi olan Mardy Collins, Rodrigue Beaubois ve 37 yaşındaki Louis Campbell veriyor. Ancak bu üç oyuncu da birbirinden farklı özelliklere sahip. Campbell, daha çok takım için oynayan, etrafındaki oyunculara pozisyon hazırlayan bir guard. Beaubois en önemli bire bir opsiyonu. Collins ise ortalama bir guard'a oranla daha fizikli olduğundan, sırtı dönük oyunlarıyla da yaratıcılığını çeşitlendiriyor. Üç oyuncu da, daha çok ikili oyunlar üzerinden pozisyon kullanmayı tercih ediyorlar. Öte yandan, Strasbourg'un temel bitiricisi Kyle Weems. Weems, üç ve dört numarada oynayabilen, dış şut tehdidi bulunan önemli bir skorer. Ancak verimli olması için sıcak kalması gerekiyor. İlk şutunu soktuğu gün, büyük tehlike.

SAVUNMADA NE YAPARLAR?
Vincent Collet, Ergin Ataman'ın aksine, çok karmaşık savunma stratejilerine gitmeyi tercih eden bir antrenör değil. Bire bir savunmayı kabul eden, özel eşleşmelere yardım getiren bir koç. Alan savunmasını ya da riskli tercihleri çok denemiyorlar. Takımın tek çember savunucusu Bangaly Fofana da arkada güven veren bir isim değil. Collet her ne kadar “bu seri savunma serisi olacak” dese de, Strasbourg kazandığı maçlarda 84.1 sayı atan, kaybettikleri maçlarda sayı ortalaması 73'e düşen Strasbourg'u tanımlayan nokta hücumları.

STRASBOURG NASIL KAZANIR?
Hücumda top kaybetmeden, yüksek yüzdeyle şut atarak... Bu noktada üç kısa oyuncusunun form durumu çok önemli. Daha önce Fransa Ligi'nden Türkiye'ye gelip başarılı olmuş Bobby Dixon, Erving Walker ve Tyrone Brazelton gibi örnekler ortadayken, Collins-Beaubois için kendilerini yeniden Türk pazarına kanıtlama çabası ortaya çıkabilir. Bu, kupanın haricinde, bireysel anlamda ek motivasyon kaynağı yaratacaktır. Savunmada esas amaçları da, Galatasaray'ı top kayıplarına yönlendirmek olacaktır.

GALATASARAY ODEABANK NASIL KAZANIR?
1- 40 Dakika oyunda kalarak.
Dünya tarihine geçmiş ip cambazı Philippe Petit'nin hayatının anlatıldığı The Wire filminde çok önemli bir söz vardır. "Birçok ip cambazı, yolun sonuna geldiğinde ölür. Çünkü yolu bitirdiklerini düşünürler, fakat hâlâ ipin üstündedirler. Eğer üç adımınız varsa ve bu adımları kibirli şekilde atmayı düşünürseniz... Kendinizi yenilmez sanırsanız, ölürsünüz." Galatasaray için de durum farklı değil. Kupaya sadece üç adım kaldı, ancak o kupa müzeye girene kadar, o üç adım atılana kadar yol bitmiş değil. Fark ne olursa olsun, salonda son korna duyulana kadar mücadele etmek zorunda Galatasaray.

2- Mardy Collins'in skorunu engelleyerek.
Takımın en önemli skoreri Rodrigue Beaubois ve ne yaparsanız yapın, onun skor atmasını engelleyemezsiniz. Aksine, Beaubois'e özel önlem almak ve riskli savunma yapmak, gereksiz yere savunmada eksilmeye yol açar -ki bunu istemeyiz. Bu yüzden yarı sahadaki önemli skorerlerinden biri Collins'i hedeflemek ve onu sınırlamak gerekiyor. İki maç sonunda Collins'i toplam 25 sayının altında tutmak, kupayı kazanmak için Galatasaray'ın işini kolaylaştıracaktır. Belki de sırtı dönük oynayabilen Collins'in karşısında daha uzun kalabilmek adına onu Schilb'le savunmak kilit olabilir.

3- Romain Duport'u devre dışı bırakarak.
Strasbourg'un bazı maçlarda skorda kilitlendiği bölümler oluyor. Ve bu noktada Duport'un ikili oyunların sonunda kullandığı dış şutlar etki ediyor. Stephane Lasme'yle eşleştiği zaman bir problem yok, fakat Chuck Davis'le eşleştiği anlarda Davis'in bilhassa buna dikkat etmesi gerekiyor.

4- Top kayıplarını sınırlayarak.
Galatasaray Odeabank için her zaman en kritik detay, kaç top kaybettiği. İki maçta da top kaybını tek hanelerde tutmak, kupayı getirecektir.