Parkedeki IQ: Jaylen Brown

Herhangi bir işe alım sürecinde, fazla zeki olmanın işveren için şüphe uyandırabileceğini düşündünüz mü?

NTV Spor 17.06.2022 - 20:00 | Son Güncelleme: 17.06.2022 - 20:06

YAZAN: KUTLUHAN KOCADAĞ

NBA’e adım atma aşamasındaki Jaylen Brown, zekasından ötürü şüphe çekiyordu. Brown için, “O kadar zeki ki bir koçun liderliği altına girmekte zorlanabilir.” veya “Profesyonel bir organizasyon yapısı içerisinde kaybolup gidebilir.” deniyordu.

24 Ekim 1996 Atlanta, Georgia doğumlu Jaylen Brown, henüz lise yıllarındayken basketboluyla adından söz ettirmeye başlamıştı. Brown, lisede son sınıfa geldiğinde yaşıtları arasında ülkenin en iyi 4. oyuncusu olarak gösteriliyordu. Duke ve Kentucky gibi önde gelen kolejleri rahatlıkla seçebilecek olan Brown, bu noktada ilk dikkat çekici tercihini yaptı. Brown, akademik anlamda daha üstün olan University of California’yı seçti ve hayattaki hedeflerinin bir NBA yıldızı olmaktan öte olduğunu gösterdi.

Manyetik kimya okuyan Brown, henüz ilk sınıftayken master seviyesindeki dersleri alıyordu. Brown bunu yaparken aynı anda okulun satranç takımının gözde isimlerinden biriydi. NCAA’de geçirdiği başarılı sezonun ardından 2016’da NBA draftına katılacağını duyurdu. Yetenekleri baz alındığında üst sıralardan seçilmesine kesin gözüyle bakılan oyuncunun kişisel özellikleri ve kararları genel menajerler nezdinde çeşitli şüpheler uyandırıyordu.

Brown, drafta herhangi bir menajeri olmadan girmeyi seçmişti. Bu nadir görülen durum, yüksek potansiyelli oyuncunun saha dışındaki duruşuyla dikkat çekmesini sağlamıştı. Dikkatleri üzerine çeken bir diğer şeyse Brown’ın meraklı yapısıydı. Bir yardımcı genel menajerin 2016 NBA Draft’ı öncesinde Brown hakkında söylediği sözler şunlardı, “Son derece zeki ve meraklı. Bu durum bazı genel menajerleri korkutuyor. Çünkü bir şeyi sadece yapmak yerine o şeyi neden yaptığını bilmek istiyor. Bu özelliği, eski tip koçların tepkisini çekecektir.”

Zeki insanların en büyük özelliklerinden biri olan merak, Jaylen için başını derde sokup kendisini draftta arkaya atabilecek unsurlardan birine dönüşmüştü. Ancak endişe edilen şey olmadı ve Brown, 3. sıradan Boston Celtics’in yolunu tuttu. Kariyerinin özellikle ilk üç sezonunda istikrarlı bir çizgi yakalayamayan Jaylen Brown, dördüncü sezonuna girerken 115 milyon dolarlık kontrat ve takımının sonsuz güvenini kazanıyordu. 2019-20 sezonuyla beraber başlayan yükselişiyse onu NBA’in en değerli kanat oyuncularından biri klasmanına çıkaracak, hatta 2021 All-Star kadrosunda kendine yer bulacak seviyeye getirecekti.

Fakat Jaylen gibi bir karakter için bu denli başarı yeterli değil. Bugün NBA Finalleri’nde takımını sırtlamaya çalışan bir yıldız olmasının yanı sıra Brown, MIT Media Lab’den burs kazanmış, Harvard Üniversitesi’nde konuşmalar yapan ve NASA tarafından davet almış bir entelektüel. Sorgulayıcı yapısı, bazen ona sorulan sorulara karşı sivri dilini saklayamamasına sebep olmuyor değil. Bilhassa George Floyd cinayetinin ardından başlayan ‘Black Lives Matter’ hareketinde aldığı rol ve Bubble* başlamadan önce Atlanta’da bir protesto yürüyüşünde konuşma yapması, Brown’ın sosyal zekasına ve duyarlılığına işaret. ‘Platformunu kullanmak’, son yıllarda sporculardan sıkça duyduğumuz bir kavram. Eğer bu kavrama örnek aranacaksa en başta Jaylen Brown’ı göstermek yanlış olmaz. Öyle ki Brown, yalnızca ırkçılık karşıtı hareketlere olduğu destekle nam salmış durumda değil.

Onun kadar yetenekli bir siyahinin, bulunduğu platformu ırkçılık karşıtı eylemler için kullanması ne kadar doğalsa, onun kadar zeki bir öğrencinin içinde bulunduğu vasat eğitim sistemini eleştirmesi de bir o kadar anlaşılır. GQ’ya verdiği bir röportajda Brown, “Çocukları okul hayatları boyunca bir yola koyuyorlar -her türlü çocuğu- bu yol gelecekte sosyal hareketliliğinizi kısıtlayacak olan ve kariyeriniz boyunca üzerinde kaldığınız yol. Amerika’da eğitim için para verirsiniz… Bu hep gizlenir ancak gerçek gün gibi ortadadır.”

Profesör bir anne ve ağırsıklet boksör bir babanın oğlu olan Jaylen, belki de merak, araştırma ve sorgulama yönünü annesinden; fiziksel yeterliliklerini ve atletik yapısınıysa babasından aldı. Kimden ne almış olursa olsun ortaya kusursuza yakın bir eserin çıktığı kesin. NBA Finalleri’nde gösterdiği performans her ne kadar şampiyonluğa yetmemiş olsa da Celtics’in seride en öne çıkan isminin Brown olduğunu söylemek yanlış olmaz. Öyle ki Jaylen, Tatum’ın beklentilerin altında kaldığı bu seri kazanılmış olsa muhtemelen finaller MVP’si apoletini de takmış olacaktı. Kısacası Brown, basketbolun zirvesi denince akla gelen yerde “En Değerli Oyuncu” olabilecek bir isim. Peki basketbolun En’lerinden birinin, “Tarihten üç kişiyle akşam yemeği yeme ihtimalin olsa kimleri seçerdin?”, sorusuna verdiği “dört kişilik” yanıt şaşırtıcı mı?

Harriet Tubman: Siyahi kölelik karşıtı aktivist (1822-1913)
Nelson Mandela: Siyahi Güney Afrika Devlet Başkanı (1918-2013)
Malcolm X: İnsan hakları aktivisti (1925-1965)
Albert Einstein: Bilim insanı (1879-1955)

Jaylen Brown, şimdinin basketbolcusu, düşünürü; belki de geleceğin bilim insanı, tarihçisi…

Sayfa Yükleniyor...