Aykut Kocaman'dan Alex yorumu

Aykut Kocaman, Alex de Souza haberlerine bir kez daha yorum getirdi. Yeniden Fenerbahçe'nin başına geçen tecrübeli teknik adam, kulüpten ayrılık sürecini de anlattı.

NTV Spor 06.06.2017 - 19:44

Atiker Konyaspor ile Türkiye Kupası’nı kazanan ve Fenerbahçe ile yeniden bir sayfa açan Aykut Kocaman, Turkcell TV aplikasyonunda yer alın Life+ TV’de Spor Meydanı programına katıldı.

Gündeme dair önemli açıklamayan yapan Kocaman, Milli Takım’dan Fenerbahçe'ye, Alex’ten Aziz Yıldırım'a kadar çarpıcı açıklamalarda bulundu.

"ALEX MEVZUSU NEDİR ANLAYAMADIM"
"Alex polemiği nedeniyle ‘Aykut Kocaman yıldız sevmez’ lafı yersiz bir şehir efsanesi haline dönüştü."

"Belki de Alex polemiği nedeniyle ‘Aykut Kocaman yıldız sevmez’ lafı yersiz bir şehir efsanesi haline dönüştü. Halbuki biz o dönem Fenerbahçe'de takımı Alex’in etrafına kurduk. Alex en fazla süreyi benim zamanımda almış. Nedir yani bu Alex mevzuu, nedir, kriterleri nedir, anlayabilmek mümkün değil. Sakat olduğu, cezalı olduğu zamanlar dışında hemen hemen bütün maçlarda oynamış, en formda dönemini en yaşlıyken benim zamanımda geçirmiş. Sonra niye bu yakıştırmalar anlayabilmem mümkün değil. Beni birazcık tanıyanlar şunu bilir, ben yaptığım hatalarla yüzleşirim. Dolayısıyla şunu anlayamıyorum mesela; Bu yargıyı oluşturan kriterler nedir? Bana 'Savunma futbolu oynatıyorsun' da diyorlar. Ben de diyorum ki 108 maç Fenerbahçe'nin başında çıkmışım. Bu dönemde 4 büyük takım arasında en fazla gol atan Fenerbahçe olmuş, eğer buysa kriter. En fazla puan toplayan takım da Fenerbahçe olmuş. Ve Türkiye’de en fazla yargılanan insan da benim."

"FENERBAHÇE TARAFTARININ BÜYÜK TEPKİSİ VAR"
"Manisaspor maçında 45 bin kadın vardı içerde, 15 bin erkek dışardaydı. Amcası orda, abisi orda, dayısı orda. Peki ya şimdi? En kritik maça, Başakşehir maçı, kupa alınacak belki de, 6 bin seyirci. Yani burda büyük bir tepki var. Bu tepkinin kaynağını bulmak lazım. Bunun nedenini bulmadan da, şu anda dışardaki bir profesyonel ama bir Fenerbahçeli olarak söylüyorum, Fenerbahçe taraftarıyla güçlüdür. Taraftarsız bir Fenerbahçe atlar, zıplar, ancak bu kadar olur. Takım aidiyetini kaybetmiş, bireyselleşmiş, kopuk bir oyuncu grubu görüyorlar. Yapmak istediğim en önemli şey taraftarla takım arasındaki bu duyguyu yeniden tesis etmek olacak."

"NE OLDU DA FENERBAHÇE BU HALE GELDİ"
"İmza attığım andan itibaren karşılaşacağım bir sürü sorun var. Yapacağım tek şey ‘Ne olmuş da bu kulüpte bu oyuncular bu hale gelmiş’ sorusunun yanıtını bulmaya çalışacağım. Fenerbahçe dünya standardında bir takım olmak istiyorsa dünyada oynanan oyun ne ise buna uygun davranmak zorundasınız. Hiçbir futbolcuya önyargım yok. Top rakipteyken artık herkes savunmacı. Topun da kıymetini bileceksiniz topa sahip olacaksınız.”

"AYRILIK NEDENİM 3 TEMMUZ STRESİ"
"Fenerbahçe Teknik Direktörlüğü sadece idman yaptırmak değildir, pek çok şeyi beraber yönetmeniz gerekir. Ama bu ablukayla savaşma hali değildir."

"Esas itibarıyla benim ayrıldığım gün 3 Temmuz sürecinin bende yarattığı stres, gerilim ve yorgunluktu. Ben başkanla yaptığım görüşmeden sonra ordan ayrılırken temel neden şuydu: Yorgundum ve başkanla yaptığım görüşme, bir adım sonrasında hem bana ve takıma doğru kararlar vermede büyük zararlar vereceğimi düşündürdü. Gerçekten zihinsel olarak çok yorgundum, her şeye açık görüyordum kendimi. Çekilmeyi doğru buldum. O çekilmeyi doğuran şey de 3 Temmuz sürecidir. Yani sahadaki performanstan ziyade, özellikle ertesi sene, saha dışındaki her şeyle uğraşmaya çalıştım. Normal zamanlarda Fenerbahçe Teknik Direktörlüğü sadece idman yaptırmak değildir, pek çok şeyi beraber yönetmeniz gerekir. Ama bu, bir taraftan da kulübün etrafına çökmüş bir ablukayla savaşma hali değildir. Ben bunu da yaşadım o dönemde ve çok yoruldum."

"2012'DE ŞAMPİYON OLAMAYACAĞIMIZI BİLİYORDUK"
"3 Temmuz’dan sonraki sezon, belinden aşağısı kesilmiş takım olarak hem lig hem kupa şampiyonu olabilirdik. Ama 12 Mayıs 2012 asla olamayacağımızı bildiğimiz bir gündü. Öyle de sahaya çıktık. ‘Bu kadar iş yaptık hem lig hem kupa şampiyonu oldular’ diyeceklerdi."

"ZEHİR VARSAPANZEHİR DE VAR"
"Hem topa sahip olacaksın, aynı zamandan rakipten topu çok çabuk alıp önce direkt sonra set hücumuna geçeceksin. Fenerbahçe'nin de buna dönmesi şart"

"Barcelona mı, Juventus mu, Real Madrid mi örneklemelerini vermeden evvel hemen araya şunu sokmam lazım. Son 3 yıldır, özellikle Luis Enrique geldikten sonra çok gözlemlendi: Barcelona ‘nın da o hegemon futbolu biraz parçalandı. Hala var izler ama izler kaldı sadece. Çok fazla bu oyunu değil, biraz daha direkt toplarla öndeki üçlünün üzerinden oynama geldi. Önce yerleşip sonra zehirli iğneyi sokmaktansa önce öndeki üçlüyle işi bitirme, aynı zamanda da topu tutmaya döndü. Çünkü dünyada her şeyde olduğu gibi futbolda da zehir var; panzehir var. Zehiri Barcelona buldu, çok uzun yıllar futbola hükmetti. Ve panzehiri diğer takımlar geliştirdi. Son oynadığımız Konya-Başakşehir finali de bir şekilde bunun örneklemelerinden. Zehir Başakşehir’deydi, panzehir Konya’da. Benim de gıpta ettiğim bu oyun artık çözülen bir oyun haline geldi. Bu oyun artık karma bir oyun haline döndü.

"DÜNYA BUNA GİDİYOR"
Barcelona da buna dönüşmeye çalışıyor. Juventus yaptığı. A.Madrid çok daha farklısını yapmaya çalıştığı, Real Madrid’in ise karmasını yaptığı bir sistem bu. Barcelona’nın o amansız gücünden mecburen kaynaklanan savunma futbolundan hücuma yatkın karma bir futbola dönüşen yeni bir sistem. Chelsea de yapıyor bunu. Hem topa sahip olacaksın, aynı zamandan rakipten topu çok çabuk alacaksın, rakipten topu kaptıktan sonra set hücumu yerine önce direkt hücumu deneyip, olmazsa set hücumuna dönen bir futbol sistemi. Dünya buna gidiyor ve bunu en iyi yapanlar ön almaya başladı. Buna dönmek şart.”

"HAKEMLERİN BEDEN DİLİNİ GÖRÜYORUM"
"Bu sezon Konyaspor’a yapılan hakem hatalarının iyi niyetli olduğunu düşünmüyorum. Hakemlerin beden dilini, yapmaya çalıştıklarını görüyorum. Sistematik kelimesini kullanmasam da içimden geçen bu.”

Sayfa Yükleniyor...